Ancak bu, küresel düzenin tamamen değiştiği anlamına gelmekten ziyade, mevcut sistemlerin ciddi baskılar altında evrilmekte olduğu bir dönemi işaret ediyor. Konun uzmanlarına göre yeniden yapılanmanın öne çıkan başlıca alanları kısaca şu şekilde…
1-Ekonomik ve Ticari Düzen…
Küreselleşmenin Dönüşümü: 2008 finansal krizi ve COVID-19 pandemisi sonrasında, verimliliğe dayalı küresel tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği tartışılmaya başlandı. Yakınlaştırma (reshoring), bölgeselleşme ve "güvenli ticaret" gibi kavramlar gündeme geliyor. - Teknolojik Rekabet: Yapay zekâ, yarı iletkenler, nadir toprak elementleri ve 5G/6G teknolojileri üzerinden küresel bir rekabet ortamı oluşuyor. Özellikle ABD ile Çin arasında jeoteknolojik bir mücadele gözlemleniyor. Yeşil Dönüşüm: İklim değişikliği ve enerji bağımsızlığına duyulan ihtiyaç, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırıyor. Bu aynı zamanda yeni bir sanayi devrimini de beraberinde getiriyor...
2. Jeopolitik VE Güvenlik Düzeni…
Çok Kutuplu Dünya Düzeni: Soğuk Savaş sonrası ABD'nin tek hâkim olduğu "tek kutuplu dünya" dönemi sona erdi. Artık ABD, Çin, Rusya, AB ve Hindistan gibi pek çok etkili aktörün bulunduğu daha karmaşık ve rekabetçi bir sistem şekilleniyor...
Bölgesel İttifakların Yükselişi: NATO, QUAD, AUKUS ve BRICS+ gibi yapılar, geleneksel uluslararası kurumlara tamamlayıcı ya da alternatif güçler olarak önem kazanıyor...
Hibrit Tehditler: Siber saldırılar, dezenformasyon ve ekonomik baskılar gibi geleneksel olmayan tehditler, artık askeri kuvvetler kadar stratejik önem taşıyor.
3. Teknolojik ve Sosyal Düzen…
Dijitalleşme ve Yapay Zekâ: Yapay zekâ, iş gücü piyasasından üretim süreçlerine ve bilgi yönetimine kadar birçok alanı köklü biçimde dönüştürüyor. Veri, günümüzde petrolün yerini almış durumda ve bu konuda regülasyon ile etik konular giderek daha sık tartışılıyor...
Sosyal Değerlerin Değişimi: Sosyal medya etkisi, kuşak farklılıkları, çevre bilinci ve bireysel haklara yönelik talepler, toplumsal sözleşmeleri yeniden şekillendiriyor...
4. Enerji ve Çevre Düzeni…
Enerji Güvenliğinin Dönüşümü: Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa'nın enerji politikalarını ciddi şekilde değiştirdi. LNG, yenilenebilir kaynaklara yönelim ve nükleer enerji çözümleri daha fazla gündeme geliyor...
İklim Değişikliğinin Stratejik Konumu: İklim değişikliği artık sadece çevresel bir mesele değil; ekonomi, güvenlik ve göç politikalarının merkezine oturmuş durumda…
Büyük Dönüşüm…
Düzenli ve yeniden yapılanmadan öte; bu süreci tanımlarken "yeniden yapılanma" yerine "büyük dönüşüm" ifadesi daha doğru olabilir. Zira bu dönem, planlı bir yapılandırmadan ziyade, pandemi, savaşlar, iklim sorunları ve ekonomik krizler gibi çoklu faktörlerle şekilleniyor. Bu faktörler arası rekabet ve krizlerin birleşimi kaotik bir değişim süreci yaratıyor. Yeni düzenin nasıl olacağıysa henüz net değil...
Sonuçlar ve Türkiye’nin Rolü…
Dünya, Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan liberal uluslararası sistemden çok kutuplu, rekabetçi ve kırılgan bir düzene doğru evriliyor...
Bu süreçte: Güç dengeleri yeniden oluşuyor. İttifaklar ve bağımlılıklar yeni bir çerçevede tanımlanıyor. İç ve dış politika arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşıyor...
Türkiye gibi gelişmekte olan ve jeostratejik açıdan önemli bir konuma sahip ülkeler için bu dönem, hem fırsatlar (denge politikası izlemek, yeni pazarlara açılmak) hem de riskler (ekonomik şoklara karşı hassasiyet, jeopolitik gerilimlerin etkisi) içermektedir. Böyle bir kaotik ortamda, uyum sağlama becerisi ve stratejik manevra yeteneği, ülkelerin geleceğini şekillendiren en kritik unsurlardan biri olmaya aday görünüyor...
Sağlıcakla kalın…
Next