Yanlış hatırlamıyorsam 1988/89 yıllarıydı,
Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başkanıydı...
Üniversite yurdundan, MGV’li arkadaşlarım, Y.S.G ve M.B Bana dediler ki:
“Tayyip Erdoğan geliyor, düğün salonunda konferans verecek. Gidip konuşmasını dinleyelim.”
Gittim…
Üzerinde pötikareli bordo bir ceket vardı. Zayıf, ama hitabeti son derece güçlü bir adam konuşuyordu...
İstanbul’da girilmedik sokak bırakmadığını, herkesten oy istediğini ve büyük işler başardığını anlatıyordu...
O gün dikkatle dinledim. O gün bugündür Sayın Erdoğan’ı takip ederim...
Cumhuriyet Halk Partisi’nde iken rakibimiz olarak takip ettim. Daha sonra AK Parti’ye geçince genel başkanım olarak takip ettim...
Bazen Sayın Deniz Baykal özel toplantılarımızda şöyle derdi:
“Tayyip Erdoğan’la fazla inatlaşmayın.
Adamın geri vitesi yok. Bu da Karadeniz’in bir özelliği olsa gerek.” diyordu.
Gerçekten de öyle oldu…
Cezaevine gönderdiler,
pes etmedi.
Vazgeçmedi.
Boyun eğmedi.
Siyaset yasağı koydular dinlemedi...
İktidar geldikten sonra;
2007’de 27 Nisan bildirisiyle korkutmak istediler, geri adım atmadı...
Partisine kapatma davası açtılar; o ise geri adım atmayı aklından bile geçirmedi...
MİT kriziyle tasfiye etmek istediler, korkmadı.
Gezi olayları dediler, 17/25 Aralık dediler, olmadı...
FETÖ darbesiyle teslim almak istediler; CIA destekli, dünyanın dört bir yanında örgütlenmiş yapıya meydan okudu, yine geri adım atmadı...
Zaman geldi parti içinden engellemeler oldu, yılmadı...
Zaman geldi korkutmaya çalıştılar, eğilmedi.
Zaman geldi yalnız bırakmaya çalıştılar, dimdik durdu...
2014 çözüm sürecinde de bütün iyi niyetine rağmen derin yapılar ve PKK süreci bozmak istedi. Kabul edilmeyecek şartları dayattılar. Sayın Erdoğan elinin tersiyle itti...
Sonra, Apo ve derinler hendek savaşlarını başlattılar. Kandil üzerinden Türkiye’ye diz çöktüreceklerini sandılar.
Hendeklerle Tayyip Erdoğan’ı yeneceklerini düşündüler...
Ama söz konusu vatandı…
Yine geri adım atmadı.
Devleti kimseye teslim etmedi.
Bugün “Terörsüz Türkiye” tartışmalarında da dikkatle bakıyorum…
Birileri yine terörsüz Türkiye söylemi ve Apo üzerinden Sayın Erdoğan’ı sıkıştırabileceklerini sanıyor...
Buraya açık açık yazıyorum:
Sayın Erdoğan’ın üstüne ne kadar giderseniz gidin, halkın kabul etmeyeceği talepleri önüne koyarsanız, yine geri adım atmayacaktır...
Yine tercihini devletten, milletten ve bayraktan yana koyacaktır. Bu ülkeyi Apo ve yandaşlarına teslim etmeyecektir...
Bunun siyasi bedeli ne olur?
Cumhur İttifakı içinde kırılmalar mı yaşanır?
MHP rahatsız mı olur?
Hiç fark etmez…
Erdoğan, “Bu ülkeyi böldürmem, teslim etmem” diyerek milletin önüne çıkarsa; bugün karşısında duran birçok milliyetçi kesim bile destek verir...
İYİ Parti ve tabanından destek gelir, Yavuz Ağıralioğlu cephesinden de gelir, Büyük Birlik tabanından da gelir, hatta Zafer Partisi seçmeninden bile destek gelir.
Hatta şaşırmam…
Mansur Yavaş gibi devlet refleksi güçlü isimler bile, konu vatanın bütünlüğü olduğunda Sayın Erdoğan’ın yanında aynı çizgide durabilir. Çünkü mesele siyaset üstü bir meseleye dönüşür...
O zaman Sayın Erdoğan seçimi %60’ın üzerinde bir rakamla kazanır...
Çünkü bu milletin kırmızı çizgisi devlettir, vatandır, bayraktır...
Dolayısıyla herkes kiminle uğraştığının farkında olsun...
AK Parti’den ayrılıp parti kuranlar…
İhanet edip meydan okuyanlar…
“Kendimizi büyütürüz” diyenler…
Ne oldu?
Milletin gözünde Erdoğan’ın karşısında büyüyemediler. Çünkü Erdoğan sadece bir siyasetçi değil; kriz anlarında geri adım atmayan bir lider profili çizdi...
Sayın Baykal’ın dediği gibi:
“Erdoğan’la inatlaşmayın…”
Karadeniz’in hırçın dalgaları gibidir; önüne çıkan küçük hesapları alır götürür...
Bunu da bir yere not edin... (Savcı Sayan)
Sağlıcakla kalın...
Next