2026 yılının Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını kapsayan üç aylık dönemde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yönelik enflasyon farkı, yani kümülatif enflasyon toplamı, yüzde 5,57 olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır...

Geçtiğimiz haftanın başında açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri, eylül ayında aylık bazda yüzde 1,84’lük bir artış gösterdi. Benzer şekilde, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) de yüzde 2,07 oranında yükseliş kaydetti...

Yıllık enflasyona baktığımızda, tüketici fiyatlarında artış oranı yüzde 29,73 olarak ölçülürken, yurt içi üretici fiyatlarında bu oran yüzde 27,38 oldu. Türkiye ekonomisinde dikkat çeken bir diğer detay ise, 57 aylık bir sürenin ardından TÜFE'nin tekrar yüzde 30'un altına gerilemiş olmasıdır...

Eylül ayındaki TÜFE verileriyle ilgili beklenti, artış oranının yüzde 2’nin üzerinde gerçekleşeceği yönündeydi...

Ancak, bu tahminin altında bir veri açıklanması şaşırtıcı bir durum olarak öne çıktı. Ekim ayı için yapılan ilk yorumlarda ise TÜFE oranlarının yüzde 2’nin oldukça üzerinde bir artış gösterebileceği ifade ediliyor...

Buna rağmen, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verileri toplum nezdinde hâlâ tartışma yaratıyor ve bazı kesimler tarafından güvenilir bulunmuyor...

Vatandaşlar arasında yaygın bir kanı, enflasyon rakamlarında düzenli olarak aşağı yönlü manipülasyon yapıldığı yönünde. Bu da halkın TÜİK verilerine olan şüpheyle yaklaşımını açıkça gözler önüne seriyor...

Sokaktaki insanlar, açıklanan resmi verilerden ziyade kendi gözlemleri doğrultusunda ekonomik tabloyu daha somut bir şekilde hissedebiliyor...

Örneğin, işçilik maliyetlerinin son yıllarda olağanüstü artması bu duruma önemli bir örnek teşkil ediyor.

Günümüzde küçük sanayide araç tamiri yaptırmaya kalktığınızda, takılacak parçanın maliyetinden çok daha yüksek işçilik fiyatlarıyla karşılaşmanız oldukça yaygın bir durum haline gelmiş durumda...

Fakat bu gibi gerçekler, resmi enflasyon hesaplamalarına yeterince yansımıyor ve bu da kamuoyunda kafa karışıklığına sebebiyet veriyor...

Enflasyonla etkin mücadele sağlanabilmesi için doğru ve şeffaf hesaplama yöntemlerinin benimsenmesi kritik önem taşıyor....

Eğer enflasyon oranları gerçek piyasa hareketlerini doğru bir şekilde yansıtabilirse ve bu oranların sonuçları doğrudan vatandaşların gelirlerine adil bir artışla yansıtılabilirse, enflasyona karşı yürütülen mücadelenin olumlu sonuçlar vermesi mümkün olabilir...

Aksi takdirde, açıklanan rakamların halkın yaşadığı ekonomik gerçeklikle örtüşmemesi, güvensizlik sorununu daha da derinleştirecektir...

Sağlıcakla kalın...