2002–2026 arasındaki 24 yıllık dönemde Türkiye, ekonomik ölçek ve altyapı bakımından önemli bir büyüme kaydetmiştir. Buna karşılık enflasyon, Türk lirasının değer kaybı ve satın alma gücü alanlarında ciddi sorunlarla karşılaşmıştır. Bu dönemdeki değişim, farklı göstergeler üzerinden değerlendirildiğinde iki yönlü bir tablo ortaya koymaktadır...
Ekonomik ölçek ve altyapıda muazzam büyüme...
Ekonomik büyüklük: GSYİH, 2002’de yaklaşık 238 milyar dolar seviyesindeyken 2026’da yaklaşık 1,66 trilyon dolara yükselmiştir. Kişi başına düşen GSYİH ise aynı dönemde yaklaşık 3.600 dolardan 18.600 dolara çıkmıştır...
Dış ticaret ve rezervler: İhracat, 2002’de yaklaşık 35 milyar dolarken 2025’te 270 milyar doların üzerine çıkmıştır. Toplam döviz rezervleri de yaklaşık 28 milyar dolardan 190 milyar doların üzerine yükselmiştir...
Büyük projeler ve yerli teknolojiler: Marmaray, Avrasya Tüneli ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi büyük altyapı projeleri tamamlanmıştır. Savunma sanayiinde İHA/SİHA ve KAAN, otomotiv ve teknoloji alanında ise Togg gibi yerli ürünler geliştirilmiştir...
Satın alma gücü ve fiyatlar, süregelen baskılar ise şöyle...
Enflasyon ve döviz kuru: 2002’de yaklaşık %29,7 olan yıllık TÜFE artışı, Temmuz 2026’da yaklaşık %31,75 seviyesindedir. Dolar kuru ise yaklaşık 1,5 TL’den 47,88 TL’ye yükselmiş; Türk lirası dolar karşısında önemli ölçüde değer kaybetmiştir.
Asgari ücretin satın alma gücü: 2002’de asgari ücretle yaklaşık 6,8 çeyrek altın alınabilirken 2026’da bu miktar yaklaşık 2,6’ya düşmüştür. Bu karşılaştırma, asgari ücretin altın cinsinden satın alma gücünün gerilediğini göstermektedir. Temel gıda fiyatları da TL bazında onlarca kat artmış; örneğin dana etinin kilogram fiyatı yaklaşık 10 TL’den 975 TL’ye yükselmiştir...
Dış borç ve yönetişim: Dış borç stoku, yaklaşık 132 milyar dolardan 2026’nın ilk çeyreğinde 518 milyar doların üzerine çıkmıştır. Türkiye’nin Yolsuzluk Algı Endeksi’ndeki sıralaması da 2013’te 53’üncülükten 2025’te 124’üncülüğe gerilemiştir...
Genel Değerlendirmeye baktığımızda...
Bu 24 yıllık dönem, Türkiye’nin ekonomik ölçeğinde, altyapısında ve savunma sanayiinde belirgin bir genişlemeye işaret etmektedir. Ancak bu büyüme, vatandaşların satın alma gücü, enflasyonun kontrol altına alınması ve kur istikrarı bakımından aynı ölçüde bir iyileşmeye dönüşmemiştir. Ortaya çıkan tablo, ekonomik kapasitedeki artış ile günlük yaşamda hissedilen refah arasındaki ayrışmayı göstermektedir...
Umudum odur ki...
Önümüzdeki yıldan itibaren Türkiye'de alım gücünün arttığını ve enflasyonda düşüş sağlandığını belirgin bir şekilde görebiliriz...
Sağlıcakla kalın...
Next