Geçen gün bir arkadaşım bana bir olay anlattı...
Mevzu şu...
Bir okulda kadın öğretmenler, öğle paydosunda ya da uzun teneffüslerde içtikleri çay ve kahveyi, yedikleri abur cuburları okul kantininden almak yerine, her ay kendi aralarında topladıkları parayla karşılıyorlar. Bu işin öncülüğünü yapan öğretmene de paylarına düşen parayı her ay elden veriyorlar...
Okul tatildeyken bu kez paraları öğretmen arkadaşlarının hesabına IBAN üzerinden gönderiyorlar. Toplam tutar yaklaşık 20 bin lira. Buraya kadar her şey normal...
Fakat hesabında para toplanan öğretmen, bir gün çarşıya çıktığında harçlık çekmek için bankasının ATM’sine gidiyor. Kartını ATM’ye yerleştiriyor ancak kartının bloke edildiğini öğreniyor. Şaşırıp kredi borcu ya da haczi olmadığı hâlde neden böyle bir işlem yapıldığını sormak için banka şubesine gidiyor.
Durumu şube müdürüne anlatıyor. Müdür de konuyu araştırdıktan sonra, blokenin bankayla ilgili olmadığını, hesabına MASAK tarafından bloke konulduğunu söylüyor.
Öğretmenin şaşkınlığı daha da artıyor. Okulda öğretmen arkadaşlarıyla çay, kahve ve abur cubur için her ay para topladıklarını, bu kez ödemelerin IBAN üzerinden yapıldığını anlatıyor. Ardından da tepki gösteriyor: MASAK bunu mu dert edinmiş? Ayıptır yahu!
Yurt dışına ya da yurt içindeki başka hesaplara milyarlarca lira, milyonlarca dolar gönderilirken MASAK neredeydi de şimdi bizim kendi aramızda topladığımız paranın kaynağına şüpheyle bakıyor?
Bana anlatılan olay böyle. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Vurgun yapanlar, kazandıkları milyarlarca lirayı başka hesaplara aktarırken MASAK neredeydi?
Maalesef sistem, zenginlerin yakasına hemen yapışmıyor; çoğu zaman atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra harekete geçiyor. Ama sıra vatandaşa gelince, haklı bir para transferinde bile ensesinde boza pişiriyor...
Sağlıcakla kalın...
Next