İstanbul bundan tam “559” yıl önce bugün “Fatih Sultan Mehmet Han” tarafından fethedilerek “yeni bir çağ” açıldı.Şimdi burada size “Fatih Sultan Mehmet” ve İstanbul’un Fethi ile ilgili tarihi bilgi verecek değilim.Ancak konuyla ilgili yaşadığım bir anekdo

İstanbul bundan tam “559” yıl önce bugün “Fatih Sultan Mehmet Han” tarafından fethedilerek “yeni bir çağ” açıldı.

Şimdi burada size “Fatih Sultan Mehmet” ve İstanbul’un Fethi ile ilgili tarihi bilgi verecek değilim.

Ancak konuyla ilgili yaşadığım bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha önce de buna benzer bir yazı yazdığımı hatırlıyorum.

İçimde hala yara olarak kalmış olacak ki, her yıl “29 Mayıs” günü yaşadığım bu olay aklıma geliyor…

Yılını tam olarak hatırlamıyorum ama bir gün iş için gittiğim İstanbul’da görüşmelerimiz ertelenince, arkadaşlarla tarihi yerleri gezmeye karar verdik.

Bu amaçla Topkapı’da sürekli olarak önünden geçtiğimiz o meşhur “surları” biraz daha yakından görme fırsatımız oldu.

“Fatih’in” şehre girerek “yeni bir çağ” açtığı kapının önünde durarak bir nebze olsun o günü hayal ettik…

Sonra bu kapının hemen üzerinde yer alan “Fetih Ayetinin ilk 3 Suresi’ni” okuyunca başka âlemlere geçtik.

Bu arada bir şey dikkatimi çekti. “Fetih Ayetinin ilk 3 Suresi’nin” bulunduğu yerin hemen üstündeki bölüm sanki özellikle kazınmış gibi duruyordu.

Etraftakilere kazınan yer ile ilgili bilgi sorduğumda her hangi bir cevap alamadım. Bir ara biri “surların” içinde bir yer gösterip, oradan bilgi alabileceğimizi söyledi.

Merak bu ya, dedikleri yere gittik. Karşılaştığımız bir “pirifâniye” kapının üzerinde sanki özellikle kazılmış yer ile ilgili bilgi sorduk.

Sanki “nereden sordunuz” der gibi uzunca bir süre iç çeken bu “pirifani” başladı anlatmaya…;

“Orada ‘Osmanlı Devlet Tuğrası’ bulunuyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çıkartılan bir kanun ile ‘Osmanlıya’ ait bütün simgelerin kaldırılması kararı alındı.

Dolayısıyla da bu kanun gereği oradaki ‘Osmanlı Devlet Tuğrası’ kazıttırılarak ortadan kaldırıldı.

Ancak vatandaşın biri; ‘Bunlar tarihi eserdir’ diye mahkemeye başvurunca işler değişti.

Mahkeme gerçekten bunların ‘tarihi eser’ olduğuna kanaat getirdi ve kazıma işlemleri durduruldu. O gün bugün ‘O Tuğra’ harabe halinde öyle duruyor…”

Yaşadığım bu olay üzerinden hayli uzun zaman geçti. “O Tuğra” hala öyle duruyor mu bilmiyorum. İnşallah birleri eski haline getirip bir “hayırdua” almıştır…

Sözümü bir yabancı tarihçinin sözleriyle bitirmek istiyorum; “Dünya üzerinde Türk’ler kadar kendi tarihiyle kavgalı bir millet yoktur.”

Gerçekten de öyle. Atalarımız bu dünyaya adaleti, fenni, tıbbı, matematiği öğretti ama milletine kendini sevdiremedi.

Bugün bile “İstanbul’un Fethi’ne” belli bir kesim sahip çıkıyor. Diğerleri ise hala “Fetih ve Osmanlı Tuğrası” ile uğraşıyor…