Mutsuzuz, hüzünlüyüz; acılar aranjmanında solmuşuz, yitmişiz, bitmişiz. Hüzne beş kala her hâlimiz… Oysa biz “Türküz, doğruyuz, çalışkanız.”

Diyeceksiniz ki: “Hayat çok pahalı, zamlar, fiyatlar vs…”

Biz zamlar yokken de böyleydik; mutsuz ve gergin. Kaosla besleniyoruz. Her yerde tartışma, yüksek ses…

Çok gülene “deli” denilen bir toplumdayız.

Biz evdeki kızlar toplanınca güleriz. O kadar ciddiler ki; Gestapo kampı üyeleri gibi…

Ama bana kahkahalarla gülüyorlar. Onlardan değilim; farklıyım. Komik geliyorum onlara, hatta “deli” derler bana!

Seviyorum sizi…

Ciddi maskeleri hep yüzünde olan ablamlarım; biri hariç, o da deli!

Herkes ne acı bedeller ödüyor…

Herkesin sorunu, sanki seninkinden daha çok. Ekonomik sorunlar, kişisel sorunlar; çocuklar, anneler, babalar…

Oku oku, yaz yaz bitmez. Her şeyi, bütün hüzünlerini ballandıra ballandıra anlatırlar; araya iki üç hastalık da sıkıştırırlar. Bu arada bir tek şunun eğitimini almış gibiler:

Herkes evli ve hep mutlu! Herkesin eşi ideal, büyük aşk yaşıyorlar…

Orada güzel bir oyunculuk sergileniyor. Dedim ya; herkes başka konularda hüzne beş kala dolaşıyor.

Suratımız asılınca sorunlar geçmiyor, bitmiyor.

Gülelim…

Güldürebilen insanlarla gezelim. Gülmek bulaşıcıdır. Enerjinin de tansiyonu var; kişisine göre iniyor, çıkıyor. Ben, sorun yaratan ve sorunları uzatan gamlı baykuş modellerinden uzağım artık.

Dostlarımın sorunu olursa da koşacağımı herkes bilir. Güneşin doğuşu bile sesli kahkaha gibidir, duyabilirsen…

Gökyüzü masmavi; umut güzel bakarsan…

Yıldızlar hepsi berekete, bolluğa, sevgiye, güzelliğe, aşka, mutluluğa…

Konfetiler savurun saçlarınıza!