Geçen gün bir okuyucumuz bize mail göndermiş. “Köşenizde yayınlarsanız sevinirim” diye de not düşmüş.Maili okuduğumda,konunun aile hekimlerinin bizim reklam müşterilerimize gönderdikleri “tehdit” mesajları ile ilgili olduğunu gördüm.Bunun üzerine okuyucum

Geçen gün bir okuyucumuz bize mail göndermiş. “Köşenizde yayınlarsanız sevinirim” diye de not düşmüş.

Maili okuduğumda,konunun aile hekimlerinin bizim reklam müşterilerimize gönderdikleri “tehdit” mesajları ile ilgili olduğunu gördüm.

Bunun üzerine okuyucumuzun bize gönderdiği “basın olmak zor iş” başlıklı mailini noktasına virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum.

Aslında bu mailin sahibi bayan okuyucumuz ismini de vermek istiyorum ama aile hekimleri bu defa bu okuyucumuza da “sarar mı” diye tereddüt ediyorum…

“Mustafa Bey, kurumunuza reklam veren firmaların önüne geçmeye çalışarak onlarca insanın ekmek parasını hiçe sayan bu girişimi kınıyorum.

Bu kadar alçakça yapılan saldırıların olduğu bu günlerde okuduğunuzda hem düşündürüp hem tebessüm ettirecek bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Siz de köşenizde bu hikâyeye yer verirseniz sevinirim. İşte ‘ayna olmak’ başlıklı hikâye! Eminim yayınlar ve beğenirsiniz.

Çok eskiden, bir pazarcı askerdeyken merak edip aldığı aynayı satmak üzere tezgâhın önüne koymuş. Tezgâhın önünden geçen bir adamın dikkatini çekmiş.

Bakmış içinde hareketin olduğu bir çerçeve. Pazarcıya sormuş; Bu nedir? Büyülü mü bu çerçeve? Pazarcı büyülü değil ama ölenlerin suretini gösterir demiş.

Adam bunu duyunca epeyde bir para vererek satın almış aynayı. Yolda giderken hem bakıyor hem ağlıyormuş.

‘Ah kardeşim, ne kadar da yaşlanmış, iyice çökmüş. Yeğenlerin derdine düştük uzun zamandan beri mezarına da gelemedik.’

Aynada görünenin iki yıl önce ölen kardeşi olduğunu düşünüyormuş. Derken nihayet evine gelmiş.

Gürül gürül yanan sobanın kenarında uzanırken de karısına belli etmemeye çalışarak bakıp bakıp ağlıyormuş aynaya. Bir ara uyuya kalmış.

Ve karısı neye bakıyor bu adam bir bakayım demiş. Bakmış ‘boyun posun devrilsin adam. Kaç saattir bu bilmem ne kadın için mi ağlıyorsun’ demiş.

Telaşla babasına gitmiş; ‘Baba, bu adam üstüme kuma getirecek. Bir kadının suretine bakıp bakıp ağlıyor.’ Demiş.

Babası da hele bir ver bakayım nedir o diyerek aynaya bakmış ve ‘senin bu kocan sapık mı? Bu adamla ne işi olur’ demiş. Bu böyle devam edip gider.

Biz gelelim kıssadan hisseye; İnsanlara aynayı göstermek zordur. ‘Topluma ayna tutmak zordur.’ Allah kolaylık versin…”

Okuyucumuza teşekkür ediyorum. Herkesin kıssadan hisse alabileceği bu hikâyeyi bize gönderip yayınlamamıza vesile olduğu için.

Gerçi bu hikâyeyi daha önce duymuşum. Ancak aile hekimleri ile ilgili konuya da “cuk” oturduğunu söyleyebilirim.

Zira aile hekimlerinin düştüğü durumda “aynanın yansımasıdır” Okuyucumuzun da dediği gibi “topluma ayna tutmak zordur.” Teşekkürler Aysun…