Malum günlerdir sokak lambaları güpegündüz yanıyor. SEDAŞ yetkililerine göre de bu “müsriflik” bir müddet daha devam edecek.Nasıl olsa SEDAŞ’ın cebinden çıkan bir şey yok. O yüzden ortada abartılacak bir durum yok.Ancak güpegündüz yanan sokak lambaları ön
Malum günlerdir sokak lambaları güpegündüz yanıyor. SEDAŞ yetkililerine göre de bu “müsriflik” bir müddet daha devam edecek.
Nasıl olsa SEDAŞ’ın cebinden çıkan bir şey yok. O yüzden ortada abartılacak bir durum yok.
Ancak güpegündüz yanan sokak lambaları önümüzdeki ay vatandaşın elektrik faturasına “kol gibi” yansıyacak.
Zaten kendi elektriğini ödemekte zorlanan vatandaşın sırtına bir de bu fuzuli yanan sokak lambalarının bedeli yüklenecek…
Olsun bunu da öderiz. Nasıl olsa her ay başkalarının kullandığı kaçak elektriğin bedelini ödüyoruz. 24 saat yanan sokak lambalarının faturasını ödemişiz çok mu?
Tabi biz “müsriflik” oluyor diyoruz ama SEDAŞ’a sorarsanız durum hiç de öyle değil. Güya onlar kaçak avında.
Büyük sitelerin iç aydınlatmalarında kullanılan elektriği nereden aldıklarını araştırıyorlar. Kendi elektrik saatleri mi var, yoksa sokak lambalarına mı bağlı?
İşte bu yüzden de sokak lambaları gece gündüz 24 saat boyunca yakılıyor. Yazık. Hem de çok yazık.
Koskoca SEDAŞ’ın sitelerdeki iç aydınlatma lambalarına gelen elektriğin nereden alındığını anlamak için kullandığı yönteme bakın. Tam bir ilkellik…
Hiç kimse kusura bakmasın ama uygulanan bu yöntemi “hasta adam” dediğimiz Avrupa ülkelerinden biri duysa emin olun “ağzını bırakır başka bir tarafıyla güler…”
Yahu hangi teknolojiyi kullanıyorsunuz? Bir akımın nereden ve nasıl geldiğini anlamak için 24 saat sokak lambalarını yakmak mı gerekiyor?
Bunun daha bilimsel ve teknolojik tarafı yok mu? Mutlaka vardır. Öyleyse “taş devrinden” kalma yöntemi kullanmak niye?
Elbette büyük sitelerde yanan bahçe aydınlatma lambaları SEDAŞ’ın veya vatandaşın cebinden çıkmasın.
Kimsenin bunu savunduğu yok. Zira öyle siteler var ki bedava buldular diye bahçelerini adeta “lunaparka” çevirmiş.
Elbette bu sitelerin belirlenmesini ben de istiyorum. Ben yalnızca bu siteleri belirlemek için başvurulan yönteme itiraz ediyorum.
Çünkü biliyorum ki; sokakta boşu boşuna yanan her lamba önümüzdeki ay bana fatura olarak geri dönecek.
Eminim ki, bu lambaların 24 saat boyunca sarf ettiği elektrik tutarı SEDAŞ’ın kasasından çıkmış olsaydı gece “mum ışığında” kontrole çıkarlardı.
Gerçi bunlar yanan “mum ışığının” etrafa yaydığı ışığı hesap eder, enerji tutarıyla çarpar, sonra da vatandaşa fatura ederler.
Biz , “12 Eylül” döneminde vatandaşa işkence olsun diye verilen elektriğin fatura edilip parasının tahsil edildiğini bile gördük.
Nasıl olsa bu millet çarpılmaya alıştı. “SEDAŞ’ın elektriği” bize ne der ki. O yüzden gece gündüz sokak lambalarını yakın. Merak etmeyin biz faturaları öderiz…
Next