İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü konferans salonunda 13 Ocak 2024  günü saat 14.00’te Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi ve Kıbrıs Platformu işbirliğiyle düzenlenen etkinlikte emekli Büyükelçi Ertuğrul Kumcuoğlu, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, ünlü hukukçulardan Hüseyin Özbek, gazeteci Engin Köklüçınar, Kıbrıs davasının sembol isimleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş'ı anlattılar.

Annan_Plani_ile_Kibris_Turklugu_yok_edilecekti (3)
Sempozyumun sunuculuğunu TDAV’dan Metin Köse yaptı. Köse, vakfın 34 yıldır düzenlediği panel ve sempozyumlarla milli konularda Türk kamuoyunu aydınlatmaya devam ettiğini söyledi. 

Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray ve KKTC’nin İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel'in kısa konuşmalarının ardından Kıbrıs Platformunun hazırladığı vidyo izlendi. 

Birlik ve beraberlikle yola devam Birlik ve beraberlikle yola devam

Sempozyumu yöneten Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Mustafa Erkal, 1964 yılında ilk yazısının Kıbrısla ilgili olduğunu belirterek, "Bu yazıyı yazmaya beni sevk eden rahmetli babam Zekeriya Erkal'dır. Kendisi gaziydi." dedi.

Mustafa Erkal daha sonra Kıbrıs davasının önemine değindi, "Fazıl Küçük ve Denktaş Beyin Kıbrıs davasının büyüklüğünü bilen ve insanlara yol gösteren liderler" olduğunu söyledi.

Annan_Plani_ile_Kibris_Turklugu_yok_edilecekti (1)
Emekli Büyükelçi Ertuğrul Kumcuoğlu da, İngiliz sömürge yönetimi döneminden başlayarak Rumların adayı Türksüzleştirmeye yönelik çabalarına kadar geçen süreci anlattı. Rauf Denktaş’ın Kıbrıs Türklerini örgütlemesindeki rolünü ve 1974 Kıbrıs Barış harekatı sonrası yaşanan süreçten bahsetti. Denktaş ve Küçük'ün iki mümtaz şahsiyet olduğunu söyledi. Lefkoşe'de yapılan büyük mitingden bahsetti. Gazeteci Engin Köklüçınar da kısa bir konuşma yaptı.

KIBRIS'TA TÜRK VARLIĞI KORUNMALI
Avukat Hüseyin Özbek, Osmanlı döneminde 1878’de Kıbrıs’ın İngilizlerin eline geçmesinin arka planını anlatarak konuşmasına başladı. Rumların, adayı Türksüzleştirme stratejisinin İngiliz sömürge yönetimi döneminde başladığını, 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rumların şoven tutumu yüzünden uzun ömürlü olmadığını anlattı. Silahlı Rum örgütü EOKA tarafından ENOSİS’i (Adayı Yunanistan’a bağlama projesi) gerçekleştirmek için, Türklere yönelik terör eylemlerinin Türkiye’de nasıl yankılandığından bahsetti.
1960 ve 70'li yıllarda Türk halkının Kıbrıs konusundaki yüksek duyarlılığının dönemin iktidarlarına güç ve cesaret verdiğini, 1974 Barış Harekatının bunun somut kanıtı olduğunu belirtti. 

Annan_Plani_ile_Kibris_Turklugu_yok_edilecekti (2)
Türk halkının, konu Kıbrıs ve Kıbrıs’taki Türk varlığının korunması olduğunda her zaman milli duyarlılık içinde hareket ettiğini anlattı.
BM tarafından dayatılan Annan Planının, adadaki Türk varlığını süreç içinde eritmeye yönelik sinsi bir plan olduğunu anımsattı. Özbek, o dönemde bu planı Türklere benimsetmeye yönelik 'Yes be Annem' kampanyasını hatırlattı.

Özbek, bu kampanyayı başlatanlar ile o dönem bazı gazetelerin basın yoluyla Annan Planını kamuoyuna benimsetmeye ve Denktaş’ı tasfiye etmeye yönelik birbiriyle örtüşen çabalarının arkalarındaki yönlendirici dinamiğin aynı olduğuna dikkat çekti. 

Kıbrıs’ın stratejik öneminin günümüzde daha da arttığını vurgulayan Özbek, Türkiye’nin karasal güvenliği kadar Doğu Akdeniz’de hak ve çıkarlarının korunması açısından da vazgeçilmez olduğunun altını çizdi. Ege ve Akdeniz’deki ulusal çıkarlarımız açısından Kıbrıs’ın vazgeçilmezliğine dikkat çekti. Kıbrıs’ta kurulan bağımsız Türk devletinin yaşatılmasının Türkiye’nin bekası ile doğrudan ilgili olduğunu sözlerine ekledi.  / Hüdavendigâr Onur