Taksim Platformu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile görüştü. Bülent Arınç’ın bu görüşme ile ilgili kendilerine neler dediğini bilmiyoruz.Ancak Taksim Platformu’nun neler istediğini biliyoruz. Ama kestirmeden “Hükümeti” istediğini söyleyebiliriz.Zira sır
Taksim Platformu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile görüştü. Bülent Arınç’ın bu görüşme ile ilgili kendilerine neler dediğini bilmiyoruz.
Ancak Taksim Platformu’nun neler istediğini biliyoruz. Ama kestirmeden “Hükümeti” istediğini söyleyebiliriz.
Zira sıraladıkları 7 maddenin içinde Milletin iradesini yok sayarak “şunlar, bunlar yapılmalı” diye dayatmada bulundu…
Hükümet bu dayatmaya nasıl bir tepki verecek bilmiyorum. Hükümetin şuana kadar her hangi bir açıklaması olmadı.
Muhtemelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışı gezisinden dönmesi beklenecek.
Kendisine de Taksim Platformu’nun dayattığı bu 7 madde iletilecek. Sonra da Başbakan Hükümeti toplayıp bunlara bir cevap verecek…
İşin tuhafı Taksim Platformu’nun bu 7 maddeyi açıklarken yaptığı konuşmalar da çok manidar.
Adamlar çıkmış “gezi parkı” ve “AKM” için “referandum” yapılmasına bile karşıyız diyor.
Gerekçe de tam kendi kafalarına göre; “her referandum doğru netice vermez” deyip ille de böyle olacak diye diretmeye çalışılıyor…
İddia ediyorum, Başbakan çıkıp “herkesten özür diliyorum” dese, sonra da, “bu 7 maddeyi kabul ediyoruz” demiş olsa, değişen bir şey olmayacak.
Onlar bu defa başka “maddeler” Hükümetin önüne getirecek. Hatta geçiş sürecinde Devlete “Cumhurbaşkanının Başkanlık etmesi” istenecek.
Zira herkesin üzerinde birleştiği üzere bunların amacı “gezi parkı” falan değil. Bunların hedefi Başbakan ve Hükümet…
Şimdi burada Taksim Platformu’nun 7 maddelik dayatmasını tek tek sıralamak istemiyorum.
Ben şahsen bu 7 maddeyi dikkate bile almadığım gibi zaten gün içinde bunları kendi ağızlarından duydunuz.
Benim burada takıldığım asıl mesele Taksim Platformu’nun böyle bir yetkiyi kim veya kimlerden aldığıdır…
Böyle bir talep CHP veya MHP ya da BDP’den gelse anlarım. Seçilmiş insanlardır ve Hükümetten böyle bir talepleri olması meşrudur. Olması gereken de budur.
Yoksa Taksim Platformu adı altında birilerinin çıkıp kendilerini “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin” üstünde görmesinin adı “demokrasi” değildir.
Evet, başlangıçta ben de olayların başladığı Cuma sabahı yapılan polis baskınının doğru olmadığına inanıyorum. O anki insanların da yanındayım.
Ancak ilerleyen günlerde işin seyri değişti ve “terör eylemlerine” döndü. Masumane başlayan eylem tek kelimeyle “terörize” edildi.
Maalesef, akan kanı durdurmak için “dağdakilerle” görüşen Hükümeti “hain” ilan edenler, sokaktakilerle görüşülünce adına “haklı talep” dedi. Peki “ne farkı var…?”
Next