Genel anlamıyla “entelektüel” için farklı tanımlar kullanmak mümkündür. Böyle olsa da bu tanımların hepsi tek bir kapıya çıkar.Mesela “entelektüel” için kısaca; “Kapsamlı bilgi ve birikim gerektiren soyut konularla derinlemesine ilgilenen kişi” şeklinde b

Genel anlamıyla “entelektüel” için farklı tanımlar kullanmak mümkündür. Böyle olsa da bu tanımların hepsi tek bir kapıya çıkar.

Mesela “entelektüel” için kısaca; “Kapsamlı bilgi ve birikim gerektiren soyut konularla derinlemesine ilgilenen kişi” şeklinde bir tanım yapmak mümkündür.

Ya da “entelektüel” için; “Diğer meslek gruplarından farklı olarak, fikir ve bilgi üreterek yayan kişi. Akademisyenler, bilim insanları gibi” diyebiliriz.

Günümüzde, özellikle de “Türk entelektüellerinin” kendileri için yaptığı bilinen tanım şekli şudur;

“Kültür ve sanat alanında uzman, kültürel bir otorite olan ve toplum karşısında çeşitli konularda değerlendirmeler yapan kişi…”

Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere “entelektüel” dendi mi “birçok önemli konuda konuşabilecek düzeyde olan kişi” akla gelir.

Tabi bu kişinin de “belli bir bilgi birikimi ve kültüre sahip” olması gerekir. Yoksa bunun adı “entelektüellik” olmaz.

Aksine bunun adına “entel” denir ki, bunlar “entelektüel olmaya özenen, aslında bir şey bilmeyen kişi” olarak bilinir.

Şimdi gelelim Sakarya’daki “entelektüellere” ve kendini “entelektüel” zanneden “entel” insanlarımıza…

Tuhaf ama Sakarya olarak Türkiye’nin geçiş noktasında bulunan bir il olmamıza karşın her daim “entelektüel” fakiri olduk.

Siyasetçisiyle, akademisyeniyle, işadamlarıyla, sporcusuyla, sanatçısıyla, gazetecisiyle içimizden bir tane “entelektüel” çıkartamadık.

Bakın etrafınıza, belli bir bilgi birikimi ve kültüre sahip, birçok önemli konuda konuşabilecek ve şehre yön verecek bir tane “entelektüelimiz” var mı?

Türkiye’nin “entelektüel” şehri İstanbul burnumuzun dibinde ama bizim için orası alem yapma, zamparalık etme, gece hayatında para harcama yeri.

Bu anlayışla gel de bu şehirden “entelektüel” çıkmasını bekle. Kimsenin böyle bir derdi yok ki…

Olsun “entelektüelimiz” yok ama etrafımız “entelektüel olmaya özenen, aslında bir şey bilmeyen kişilerle” yani “entellerle” dolu.

İşte bu “enteller” kendilerini “birçok önemli konuda konuşabilecek düzeyde” gördüğünden çeşitli konularda fikir ve bilgi ürettiklerini sanıp “ahkâm” keserler.

Yanlışlıkla biri çıkıp bu şehir adına yeni bir “vizyon” ortaya koysa bizim “enteller” hemen “çokbilmişlik” taslar!

Tabi bir şehirde “entelektüel” yoksa ve buna karşılık herkes “entel” ise o şehirde hizmet eden zevata Allah yardım etsin.

Ne yapmak istense, hangi hizmet vatandaşa sunulmaya kalksa bizim “enteller” mutlaka, bilgisizliklerini ve fikirsizliklerini konuşturur.

Utanç verici ama bu şehirde “entel çok da entelektüelimiz yok.” O yüzden hizmet makamında bulunanların öyle “entel-dantel” işlere pek kulak asmaması normaldir…