Bugünün anlam ve önemine binaen bugün, siyasetten ve günlük olaylardan uzak bir yazı yazmak istedim.Dolayısıyla yazımı da “30 Ağustos” üzerine kurdum. Zira Ağustos ayının bu ülke tarihi açısından önemi büyüktür.Evet, bu topraklarda var olma savaşı verdiği

Bugünün anlam ve önemine binaen bugün, siyasetten ve günlük olaylardan uzak bir yazı yazmak istedim.

Dolayısıyla yazımı da “30 Ağustos” üzerine kurdum. Zira Ağustos ayının bu ülke tarihi açısından önemi büyüktür.

Evet, bu topraklarda var olma savaşı verdiğimiz günden beri Ağustos ayı bizim için zaferlerle doludur.

En başta 1071 yılının yine bir Ağustos ayında “Malazgirt’te” başlayan var olma savaşımız 1922 yılındaki “Büyük Zafer” ile son bulmuştur.

Ağustos ayında kazandığımız zaferleri saymaya kalksak kütüphanelerde cilt cilt ansiklopedi olur.

Tarihe baktığımızda üç kıtada söz sahibi olmamız hep Ağustos ayına rastlamıştır. Orta Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya hep Ağustos aylarında seferler düzenledik.

Şüphesiz bu topraklardaki “Büyük Zafer” adı verilen başarıyı da 1922 yılında yine Ağustos’un 30’unda kazandık.

Kim ne derse desin. Türk ordusunun dünyaya nam salmasının nedeni de işte bu zaferler nedeniyledir.

Bugün yanı başımızda ateş çemberine dönen ülkelerin yanında, bazı huzursuzluklar dışında rahatça yaşayabiliyorsak bunu geçmişteki başarılara borçluyuz.

Tarihe, zaferlerimizi “altın harflerle” yazdıran bu komutanlara ne kadar saygı ve minnet duysak azdır.

Onlar bizlere zaferlerle dolu şanlı bir tarih emanet ettiler. Bizim yapacağımız ise sadece bu emanete sahip çıkmaktır.

Bu topraklarda kazanılan her zaferin, dökülen her şehit kanının ardından yeni bir yapılanma yaşadık.

Nitekim “30 Ağustos Zaferi” de bu ülkeye yeni bir rota çizme imkânı sundu. Bu ülkenin rotasını “muasır medeniyet” seviyesi olarak belirledi.

O günden beri de ülke olarak bize gösterilen rota, bazıları tarafından yeterli görülmese de bayağıca mesafe aldık.

Artık bundan sonra bize düşen görev, ülkeyi bu rotada tutup arzuladığımız hedefe hızlı bir şekilde varmaktır.

Elbette bugün “muasır medeniyet” seviyesine ulaşabilmekte bir takım sıkıntılar yaşanmaktadır.

Zaten “Türk Tarihi’ne” baktığımızda sıkıntısız, dönemimiz yok gibidir. Yeter ki belirlediğimiz rotadan sapmadan yolumuza devam edelim.

Günün birinde “muasır medeniyet” seviyesine ulaşabileceğimiz ümidini asla kaybetmeyelim. Buna inandığımız ölçüde hedefimize ulaşma zamanı da kısalacaktır.

Evet, bugün yine zaferlerle dolu tarihimizin belki de en büyüğü olan “30 Ağustos Zafer Bayramı’nı” kutluyoruz.

Bize böylesine büyük zaferleri armağan eden bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun. 1922 yılının “30 Ağustos sabahı” başlayıp zaferle biten bu coşku herkese kutlu olsun…