Türkiye’nin ilaç sektörü, güçlü bir altyapıya sahip olmasına rağmen yüksek katma değerli ürünlerde dışa bağımlılığını sürdürüyor. Biyoteknolojik ilaçlar, onkoloji ve diğer yenilikçi tedaviler için ithalata bağımlılık sağlık güvenliği için risk oluştururken, döviz çıkışını da artırıyor. Mevcut durum ve potansiyel avantajlar ışığında, yerli üretimin hızlandırılması stratejik bir zorunluluk haline geliyor. Bu makalede mevcut durum, karşılaşılan zorluklar ve uygulanabilir adımlar ele alınacaktır...
Mevcut durumun şöyle...
Üretim kapasitesi ve insan kaynağı: 2024 itibarıyla Türkiye’de 99+ ilaç üretim tesisi, 13 hammadde tesisi ve yaklaşık 50 bin nitelikli çalışan bulunuyor...
Üretim payları: Kutu (hacim) bazında yerli üretim yaklaşık %88-92 aralığında iken değer bazında %55-57 seviyesinde. Bu fark, katma değerli üretimin daha sınırlı olduğunu gösteriyor...
İthalat ve ihracat dengesi: 2024 yılında ithalat yaklaşık 6.22 milyar USD iken başlıca kaynaklar Almanya, ABD ve Çin. İhracat ise yaklaşık 2.3 milyar USD civarında; net ithalatçı konum sürüyor...
Biyoteknolojik ilaçlar: Pazar büyüklüğü yaklaşık 60 milyar TL+ olsa da çoğu form ithal. Yerli biyobenzer üretimi artıyor (örneğin Abdi İbrahim gibi şirketlerin teknoloji transferleriyle) ancak genel bağımlılık ortada...
Yerelleştirme politikası: 2016’da ithal ilaçların yerli üretimini teşvik etmek amacıyla adımlar atıldı; kutu bazında pay yükseldi, fakat yüksek teknolojili alanda ilerleme sınırlı kaldı...
Ar-Ge ve API bağımlılığı: Yerli üretim yıllardır artış gösterse de özellikle etken madde (API) üretiminde dışa bağımlılık hala ağır basıyor. Bu durum tedarik zincirinde kırılganlık yaratıyor; pandemi, deprem ve jeopolitik riskler gibi durumlarda etkisini gösterdi...
Neden Hızlı Geçiş Gerekli?
Sağlık güvenliği ve tedarik sürekliliği: İthalata bağımlılık, küresel krizlerde ilaç yokluğuna yol açabilir. Yerli üretim, acil durumlarda hızlı tedbir almayı kolaylaştırır.
Ekonomik faydalar: Döviz tasarrufu, istihdam artışı ve yan sanayilerin (makine imalatı, hammaddeler) gelişimiyle ekonomiye katkı. Türkiye coğrafi konumu nedeniyle bölgesel bir üretim-hub haline gelebilir...
Stratejik güç: Yenilikçi ilaçlar ve biyoteknolojide bağımsızlık, uzun vadede rekabet gücünü artırır. İlk yerli molekül adayları üzerinde çalışmalar bulunuyor ve bu alanda ilerleme potansiyeli mevcut...
Yüksek yatırım maliyeti ve Ar-Ge eksikliği: Yeni molekül geliştirme süreci uzun ve maliyetli; riskler yüksek...
Düzenlemeler ve teşviklerin yetersizliği: Fiyat baskıları ve sınırlı teşvikler, özel sektörü motive etmekte yetersiz kalabilir...
Teknolojide transferin zorlukları: Multinational firmaların teknoloji transferi konusunda isteksizliği...
Standartlar ve kalite: GMP ve PIC/S üyeliği olumlu bir altyapı sunuyor, ancak ileri teknoloji üretim için ek ileri düzey kalite ve güvenlik gerekmektedir...
Ne Yapılabilir?
1) Teşvikleri güçlendirmek...
Vergi indirimi ve uzun vadeli alım garantileri: Yerli üretime yöneltecek, özellikle biyotek ve API üretiminde yatırım yapan firmalara vergi avantajları...
Ar-Ge hibeleri ve destekleri: Biyotek, hücresel tedaviler ve biyobenzer üretimi için hedefli destek programları. Önceki deneyimlerden ders alınarak uygulanabilirliğe göre esnek hibeler...
Kredi kolaylıkları ve uygun maliyetli finansman: Yatırım kredileri, faiz sübvansiyonları ve uzun vadeli ödeme planları ile finansman erişimini kolaylaştırmak...
2) Kümelenme, kamu-özel iş birliği ve deneyim paylaşımı...
Üretim kümeleri: AR-GE, üretim, test ve kalite güvence süreçlerini bir araya getiren yerli kümeler kurulması. Üniversiteler, araştırma enstitüleri, yerli ve yabancı sanayi ortaklarıyla sinerji oluşturulması...
Stratejik ortaklıklar: Kamu-özel ortaklıkları ile teknoloji transferi, ortak yatırımlar ve risk paylaşımı modellerinin geliştirilmesi...
Kamu alımları: Halka arz edilmemiş teknolojiler için uzun vadeli sözleşmeler ve önceleme hakları gibi mekanizmalarla üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak...
3) Yatırım alanları ve stratejik odaklar...
API üretimi kapasitesinin artırılması: En kritik bağımlılık olan API üretimini güçlendirmek için yerli fabrikaların kurulumuna öncelik...
Biyobenzer ve biyoteknoloji yatırımları: Yerli biyobenzer üretimine hız verilmesi, transfer edilen teknolojilerin devamlılığı ve ölçeklendirme için uygun finansman ve lisanslama modelleri...
Yenilikçi ilaçlar ve klinik araştırmalar: Yerli moleküller için erken aşama araştırma programları, klinik altyapı ve mevzuat uyumunun iyileştirilmesi...
Kalite ve standartlar: GMP, PIC/S üyeliğine uyum hedefinin üzerine çıkacak yatırımlar ve insan kaynakları kapasitesinin güçlendirilmesi...
4) Düzenleyici ve politika çerçevesi...
Esnek fiyatlandırma ve ödül politikaları: Yüksek teknolojili ürünler için adil ve istikrarlı fiyatlandırma mekanizmaları...
Onay süreçlerinde hız ve güvenlik dengesini koruma: Regülasyon süreçlerini hızlandırırken güvenlik ve kaliteyi asgari standartlarda muhafaza etmek...
Sürdürülebilir yerelleştirme hedefleri: Kısa vadeli hedeflerle uzun vadeli planlar arasındaki dengeyi kuracak yol haritaları belirlemek...
Türkiye’nin ilaç üretiminde yerli kapasiteyi güçlendirmek, sağlık güvenliği ve ekonomide istikrar için kritik bir adımdır. Mevcut altyapı güçlü, ancak yüksek katma değerli ürünlerde bağımlılığın azaltılması için Ar-Ge’ye, API üretimine ve biyoteknolojiye odaklanan bütünsel bir strateji gereklidir. Teşvikler, kümelenme, kamu-özel iş birliği ve güvenli bir düzenleyici çerçeve ile bu dönüşüm hızlandırılabilir. Stratejik hedeflerle uyumlu adımlar atıldığında Türkiye, bölgesel bir ilaç üretim merkezi olarak konumunu güçlendirecek ve kendi moleküllerini geliştirme yolunda önemli mesafe kat edecektir...
Sağlıcakla kalın...