Türkiye'de ticari ahlak çok zayıfladı!

Abone Ol

Türkiye'de ticari ahlakın zedelenmesine dair yaygın bir algı ve bu konuda artan bir endişe mevcut. Özellikle son 10-15 yılda enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, yüksek faiz oranları, rekabetin artışı ve hızlı kentleşme gibi faktörler iş dünyasında kısa vadeli kazanç odaklı, fırsatçı bir anlayışın yaygınlaşmasına zemin hazırlamış durumda.

Peki...
Bu durumun temel nedenleri neler?

Yüksek enflasyon ve sürekli artan maliyetler, birçok esnaf ve KOBİ’yi ayakta kalmak uğruna fiyatları şişirmeye, kaliteyi düşürmeye, gizli ücretler eklemeye ya da vaat edilen hizmeti eksik sunmaya zorluyor. Bunun yanında, müşteriler de sürekli fiyat artışı beklentisiyle işletmelere olan sadakatini yitiriyor...

Sözlü anlaşmalara sadık kalınmaması, "yarın öderim" anlayışının yaygınlaşması, fatura kaçırma, sahte ürün veya düşük standartta işçilik, garanti ve iade süreçlerindeki suistimaller gibi sorunlar ticari güveni sarsıyor. Özellikle inşaat, otomotiv, beyaz eşya, ikinci el ürünler ve hizmet sektörlerinde bu tür vakalar sıkça görülüyor...

Başta online ticaret, ithalat-ihracat ve gıda sektörleri olmak üzere birçok alanda denetimlerin yetersiz olması ve cezaların caydırıcı olmaması pek çok kişi ve işletmenin risk alarak etik dışı yöntemlere yönelmesine neden oluyor...

Geçmişte ticareti şekillendiren "esnaf ahlakı", "komşuluk hakkı" ve "Allah rızası için çalışma" gibi değerlere daha çok önem verilirken; günümüzde "büyüme odaklılık", "rekabet ile başkalarını saf dışı bırakma" ve "kolay yoldan zengin olma" gibi anlayışlar ön plana çıkmış durumda...

Tablo bu kadar kötü mü?
Elbette...
Her şey kötüye gitmiş değil. Hâlâ uzun vadeli planlar yapan ve müşteri memnuniyetine öncelik veren, etik değerlere bağlı şirketler varlığını koruyor. Özellikle aile şirketleri ve geleneksel Anadolu sermayesinin ağırlıklı olduğu Kayseri, Konya, Denizli gibi bölgelerde etik değerler daha güçlü bir şekilde ayakta tutuluyor. İhracata dayalı faaliyet gösteren sektörler de genel olarak daha sağlam bir zemin üzerinde duruyor...

E-ticaret tarafında ise Amazon veya Trendyol gibi büyük platformlar tarafından sunulan iade garantisi, müşteri yorum sistemi gibi uygulamalar önemli bir kurumsallık örneği sergiliyor. Ancak, bu alanda da sahte yorumlar ve "dropshipping" dolandırıcılığı giderek yaygınlaşıyor...

Üstelik genç girişimciler arasında "etik iş yapma", "sürdürülebilirlik" ve "şeffaflık" gibi kavramların popülerleşmesi de geleceğe dair umutlanmamıza vesile olabilir. Özellikle Silikon Vadisi kültüründen etkilenen girişimciler bu alanlarda daha özenli yaklaşımlar sergiliyor...

Tüketici olarak daha bilinçli hareket etmeliyiz. Ürün veya hizmet almadan önce yorumları okuyun, referans arayın ve sözleşme imzalayın. Peşin ödeme yerine aşamalı bir ödeme yöntemi tercih edin. Ayrıca "ucuz diye" kolaycı yöntemlere yönelmekten kaçının...
İşveren veya çalışan olarak ise kısa vadeli kazançlar peşinde koşmak yerine uzun vadeli itibar inşa etmeyi hedefleyin. Dürüstlük çoğu zaman en güçlü rekabet avantajıdır...

Sistemsel çözümler üretilmelidir...
Daha etkili ve hızlı işleyen tüketici hakları mekanizmalarının oluşturulması...
Vergi kaçakçılığına dönük denetimlerin artırılması...
Etik eğitimlerin yaygınlaştırılması.
Güvenilir firma sertifikaları veya kara liste gibi mekanizmaların devreye alınması...

Sonuç olarak, ticari ahlak Türkiye'de tamamen yozlaşmış değil; ancak son birkaç on yılda önemli ölçüde zarar gördüğü bir gerçek. Toplum olarak dürüst işletmeleri destekleyerek yavaş yavaş düzelir. Yoksa herkes kaybeder...

Sağlıcakla kalın...

{ "vars": { "account": "G-0MLMEGBNK7" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }