İstanbul’da hayata geçirilmesi planlanan “Singapur modeli” olarak anılan yeni dijital sistem, mevcut taksi çağırma uygulamalarındaki yüksek komisyonları ortadan kaldırmayı ve esnaf odasının öncülüğünde sektöre yenilik getirmeyi hedefliyor. Proje, şehirdeki taksi ve yolcu etkileşimini daha şeffaf, ucuz ve verimli bir düzeye taşıma amacı taşıyor. İşte modelin ana hatları ve Singapur’daki gerçek modele ilişkin karşılaştırmalı bir bakış...
Gündeme gelen hedefler ve çözüm odakları...
Yeni sistemin temel amacı, yolculuk maliyetlerinde yolcusuna ek bir ücret yüklememek üzerine kurulu. Taksi tarifesine ek olarak herhangi bir komisyon veya hizmet bedeli uygulanmaması planlanıyor. Böylece sürücüler de yalnızca belirlenen taksimetre ücretini alacak. Operasyonun maliyeti ise sürücülerden alınacak düşük komisyonlar veya abonelik ücretleriyle karşılanacak. Bu yapı, maliyetleri düşürerek esnafın rekabetçi kalmasını sağlamayı hedefliyor…
Etkinlik ve verimlilik açısından da somut beklentiler mevcut. Taksi doluluk oranının yüzde 48’den yüzde 90’a çıkarılması öngörülüyor. Böyle bir artış, araçların daha verimli kullanılması anlamına geliyor ve yıllık olarak yakıt tasarrufunun 62 milyon litreye ulaşması mümkün görülüyor. Ayrıca trafikte saatte 25 bin aracın azalacağı tahmin ediliyor; bu da şehir içi trafiğin hafiflemesi ve çevresel etkilerin azaltılması anlamına geliyor...
Uygulama ve ek düzenlemeler…
Girişim, yerli bir yazılım üzerinde çalışıyor ve test aşamasını geçirip yakında kullanıma sunulması planlanıyor. Sistem sayesinde yolcular, yoldan çevrilen taksilerde bile puanlama yapabilecek. Bu özellik, hizmetin kalitesini doğrudan artırmayı hedefliyor; yolcuların deneyimini ölçümlemek ve sürücü performansını şeffaf bir şekilde izlemek amacı taşıyor...
Güvenlik unsurları da ön planda. Sürücü güvenliğini artırmaya yönelik olarak sürücü koltuğunun arkasını koruyan şeffaf bir kabin prototipi geliştiriliyor. Böyle bir uygulama, sürücüyü ve yolcuyu olası risklere karşı korumayı amaçlarken, hizmetin güvenilirliğini de yükseltiyor...
Plaka fiyatları ve kayıt dışı taşımacılık konusundaki vurgu da dikkat çekici. Korsan taşımacılık nedeniyle plaka fiyatlarının 12 milyon TL’ye kadar düştüğü belirtiliyor; yeni modelin bu tür sorunları minimize etmesi hedefleniyor. Bu sayede kayıt dışı taşımacılıkla mücadele edilmesi ve sektörde adil rekabet koşullarının sağlanması amaçlanıyor…
Singapur’daki karşılaştırmalı tablo...
İstanbul’da tartışılan yaklaşım, Singapur’un düzenlemelerinden esinleniyor; ancak iki örneğin temel farkları da belirgin...
Singapur’daki gerçek model şu başlıkları içerir…
Serbest piyasa ve devlet müdahalesinin sınırlı olması: Fiyatlar arz-talep dengesiyle belirlenir ve devlet müdahalesi sınırlı kalır...
Esneklik ve çoklu uygulama kullanımı: Sürücüler birden fazla platformda çalışabilir ve tek bir ekosistemle bağlı değildir...
Eşit rekabet koşulları: Taksi ve özel kiralık araçlar (Grab gibi) benzer düzenlemelere tabidir; ticari araçların belirli kullanım süreleriyle ilgili kısıtlamalar uygulanabilir...
Bu karşılaştırmadan çıkarılacak güvenilir mesaj, İstanbul’un planının Singapur’un temel değerlerini (rekabetçi piyasa koşulları, şeffaflık ve esneklik) hedef alması, ancak gerçekleştirilen uygulamanın esnaf odasının özel talepleriyle şekillenen bir dijital çağrı sistemi olarak öne çıktığıdır…
İstanbul’daki “Singapur modeli”, ismini Singapur’un düzenlemelerinden almasına rağmen, uygulamada esnaf odasının öncülüğünde oluşturulan, düşük maliyetli ve yüksek komisyon içermeyen bir dijital çağrı sistemi olarak belirginleşiyor. Yolcu için ek ücret olmaması, maliyetlerin düşürülmesi ve doluluk oranlarının artırılması gibi hedefler, sektörde daha adil bir rekabet ve daha verimli bir şehir içi ulaşım vizyonunu taşıyor. Ancak uygulamanın gerçek etkileri ve sürekliliği, yazılımın kullanıcıya ulaşması, güvenlik önlemlerinin uygulanması ve kayıt dışı taşımacılıkla mücadeledeki başarıya doğrudan bağlı olacak...
Sağlıcakla kalın…