Siyaseti kendi çıkarları için kullananlar

Abone Ol

Yazımın başlığındaki ifade, siyasetin "olmaması gereken" halini çok net bir şekilde tanımlıyor. "Düzgün siyaset" başlığı adı altında dün yazdığım makalenin tam karşısında duran bir durumdur bu...

Siyaseten kendi çıkarlarını gözeten kişi veya gruplar için literatürde ve günlük dilde kullanılan bazı tanımlar ve bu davranışın sonuçlarına baktığımızda şu ara başlıklar ortaya çıkıyor...

1. Bu Davranışın İsimleri...
Fırsatçı (Oportünist): İlke ve değerlerden çok, anlık çıkarlara göre hareket eden kişidir. Günlük siyasette "rüzgâra göre yelken açmak" olarak tabir edilir...

Popülist: Halkın gerçek ihtiyaçlarından ziyade, oy toplamak için halkın anlık duygularını sömüren kişidir...

Menfaatperest: Çıkar odaklı hareket eden. Kamu görevini bir "hizmet" olarak değil, bir "rant kapısı" olarak görür...

Kariyerist: Siyaseti bir ideal uğruna değil, bir meslek veya basamak olarak görüp sürekli daha yüksek makamların peşinde koşan kişidir...

2. Bu Kişilerin Tipik Davranış Kalıpları...
İlkesizlik: Bugün savunduğu bir fikri, yarın çıkarları değişince rahatlıkla terk edebilir. Tutarlılık yoktur...

Hizipçilik ve Gruplaşma: "Ben ne kazanırım?" sorusuna odaklandığı için, güçlü olanın yanında saf tutar. Güç dengesi değiştiğinde taraf değiştirmekte beis görmez...

Kaynakları Kişiselleştirme: Kamunun malını, makamını, imkânlarını kendi şahsi serveti veya yakın çevresinin zenginliği için kullanır (yolsuzluk ve adam kayırma gibi)...

Vaat Sarhoşluğu: Seçim zamanı herkese istediğini söyler, çünkü amaç sadece koltuğa oturmaktır. Vaatlerin tutturulması ikinci plandadır...

3. Topluma Verdiği Zararlar...
Bu tip bir siyaset anlayışı, kısa vadede bireysel çıkarları tatmin etse de, uzun vadede topluma büyük bedeller ödetir...

Şöyle ki...

Güven Erozyonu: Halk, siyasete ve siyasetçilere olan inancını kaybeder. "Hepsi aynı" algısı oluşur...

Kurumların Zayıflaması: Liyakat yerine sadakatin önem kazandığı bir sistemde, devlet kurumları işlevsizleşir ve çürür...

Vizyonsuzluk: Ülkenin 10-20 yıl sonrasını planlamak yerine, sadece önümüzdeki seçimi düşünen bir yönetim anlayışı hakim olur...

Adaletsizlik: Kaynaklar hakkaniyetle dağıtılmadığı için toplumda derin uçurumlar oluşur...

Sonuç itibariyle...

"Düzgün siyaset" ile "çıkar siyaseti" arasındaki fark, hizmet ile bencillik arasındaki farktır...

Düzgün siyasetçi, "Bu ülke için en iyisi nedir?" diye sorar...
Çıkar odaklı siyasetçi ise, "Bu işten bana ne çıkar?" diye sorar...

Bir toplumun gelişmesi, birincilerin çoğalmasına ve ikincilerin elenmesine bağlıdır...

Sağlıcakla kalın...

{ "vars": { "account": "G-0MLMEGBNK7" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }