Adalet ve insan hakları açısından ciddi bir ihlaldir. Ancak bu tür ihlallerin merkezinde siyasi gerekçeler yer aldığında, etkileri daha derin ve tehlikeli hale gelir…
Bir siyasetçi ya da aktivist hakkındaki henüz hukuki süreç başlamamışken veya tamamen yargı dışı yollarla yapılan karalamalar; asılsız iddialar, montaj görüntüler veya çarpıtılmış bilgilerin kamuoyunda yayılması. Amaç, hedef alınan kişinin siyasi geleceğini karanlığa gömmektir...
Yargının bir siyasi rakibi cezalandırmak amacıyla araçsallaşması...
Mesela…
Dayanağı tartışmalı delillerle tutuklama talimatlarının verilmesi veya bir soruşturma sürecinin gizliliğini bozarak medyaya sızdırılması ve böylece kişi hakkında kamu algısının negatif şekilde yönlendirilmesi.
Bir bireyin siyasi görüşleri nedeniyle toplumdan soyutlanması, işten çıkarılması, ticari itibarının zarar görmesi ya da sosyal medyada organize şekilde saldırılara maruz kalması. Bu da savunma hakkı tanınmadan gerçekleştiği için bir tür yargısız infaz olarak değerlendirilebilir...
Hakkında iddia bulunan bir kişinin durumu henüz mahkemeye taşınmamışken ya da yargılama sürerken, medyada tek taraflı ve sansasyonel bir dil kullanılarak "suçlu" ilan edilmesi. Bu propaganda niteliği taşıyan yayınlar, toplum nezdinde "zaten suçlu" algısını oluşturur...
Tehlikeleri nelerdir?
Farklı düşünceleri bastırır, muhalif seslerin susturulmasına alan açar ve böylelikle demokratik bir toplum yapısının temelini sarsar. Hukukun temel ilkelerinden biri olan "Suç ve cezaların kanuniliği" prensibinin hiçe sayılmasıyla, kişilerin yargılanmadan cezalandırılması söz konusu olur. İnsanlar arasında "biz" ve "onlar" ayrımını keskinleştirir.
Siyasi bir linçe maruz kalan kişinin savunduğu ideolojilere sahip olan geniş kitleler de dışlanmaya başlanır. Sonuçta toplum içindeki birlik duygusu zedelenir. Toplumun genelinde yargıya ve devlet kurumlarına olan güveni kökünden sarsar, adalete duyulan inanç derin bir yara alır.
Sonuç olarak, bir bireyin siyasi görüşleriyle hemfikir olunmasa dahi onun adil ve tarafsız bir yargılama hakkını korumak; toplumsal adaleti ayakta tutmak olduğu kadar aslında kendi hukuk güvenliğimizi korumanın da yollarından biridir.
Adalet herkes içindir ve bundan taviz vermek, toplumun tamamını olumsuz bir döngüye sürükler...
Bir kişi ya da grup, herhangi bir adil yargılama süreci olmaksızın, mahkeme kararı alınmadan, savunma hakkı tanınmadan, deliller sunulmadan cezalandırılabilir, itibarsızlaştırılabilir, kamuoyu önünde mahkûm edilebilir, işinden edilebilir, siyasi yasaklı hale gelebilir, toplumsal linçle karşılaşabilir ya da sosyal ve siyasi olarak tamamen itibarsızlaştırılabilir. Klasik anlamda kullanılan "yargısız infaz"dan farkı ise genellikle fiziksel bir sonuç (cinayet ya da ortadan kaldırma) ifade eden durumlarla ilişkilendirilmesidir.
Bu tür yargısız infaz daha çok güvenlik operasyonları ya da ölüm mangaları gibi örneklerle anılır. Ancak günümüzde bu konsept genellikle siyasi bağlamda kullanılmaktadır...
Örneklemeyi yinelemem gerekirse…
Karalama kampanyaları, medya üzerinden yürütülen linç girişimleri, bir kişinin partisinden ihraç edilmesi, aday yapılmaması, organize biçimde kamuoyu oluşturularak bu kişiyi siyaset dışı bırakma çabaları kadar; diploma eksiklikleri bahane edilerek bir siyasi kariyerin engellenmesi ve sosyal medyada toplu saldırılar gibi yöntemlerle hayata geçebilir.
Bu bağlamda güncel bir siyasetçi ya da kamu görevlisi hakkında somut delillere dayanmaksızın "şantajcı", "hain", "yolsuz" veya "ahlaksız" gibi yaftalarla kamuoyunda algı operasyonları yürütülmesi ve hızlı bir şekilde yıpratılması...
Parti içi muhaliflerin ya da rakiplerinin haksız yere disipline sevk edilip kesin ihraç talebiyle saf dışı bırakılması...
Belediye başkanları, milletvekilleri veya adayların diploma tartışmaları gibi gerekçelerle siyasi ambargolara maruz bırakılması...
Medya ve sosyal medya aracılığıyla organize edilmiş karalama kampanyaları düzenlenerek bir kişinin siyasi yaşamını sona erdirme çabaları. Özetle bu durum, bir mahkeme salonuna dahi girilmeden yalnızca siyasi mücadeleler ya da güç çatışmaları nedeniyle kişilerin "idam edilmesi" anlamına gelir. Ancak bu idam, fiziksel değil; siyasi, sosyal ve itibar yönünden bir yok etme çabasıdır...
Sağlıcakla kalın…