Şanla, şerefle, millete hizmet edenler!.

Merhum Adnan Menderes’in “idam edilişi” ile ilgili gün geçmiyor ki yeni bilgiler gün yüzüne çıkmasın.Doğal olarak Başvekil Menderes’in idamı ile ilgili yeni yeni ortaya çıkan bazı bilgi ve belgeler de insanın yüreğini burkuyor.Ben şahsen Menderes’in idama

Abone Ol

Merhum Adnan Menderes’in “idam edilişi” ile ilgili gün geçmiyor ki yeni bilgiler gün yüzüne çıkmasın.

Doğal olarak Başvekil Menderes’in idamı ile ilgili yeni yeni ortaya çıkan bazı bilgi ve belgeler de insanın yüreğini burkuyor.

Ben şahsen Menderes’in idama götürülürken zorla “sağlık kontrolünden” geçirilip bir de “prostat muayenesine” tabi tutulması “şerefsizliğini” hiç hazmedemedim.

Zira bir insanı ölüme götürürken bile bu kadar “alçakça” hakarette bulunanların ben insan olabileceğine de inanmıyorum.

İşte bu yüzdendir ki, “askeri darbeleri” yapan, onlara destek olan ve hatta sempati ile bakanlara hep “lanet” ediyorum…

Evet, geçtiğimiz “17 Eylül” günü merhum Başvekil Adnan Menderes’in “idam” edilişinin yıl dönümüydü.

İki gündür Adnan Menderese “cuntacılar” tarafından yapılan insanlık dışı, aşağılık muameleleri okuyoruz.

Doğrusu bırakın Başbakan’ı sade bir vatandaşa bile bu yapılanlardan insan olarak etkilenmemek mümkün değil.

Dolayısıyla bugün sizlerle “Celal Bayar’ın” o karanlık günleri anlatan “Kayseri günlüklerinden” yaptığım alıntıyı paylaşmak istiyorum…;

“Başvekil Adnan Menderes cezaevinde 15 gün dolmasına rağmen, avukatlarıyla görüşmemişti.

Benim avukatım Gültekin Başak cezaevine geldi. O sırada Adnan Menderes de kendi avukatlarının gelmesini bekliyordu.

Menderes, hücre kapısının parmaklıklı penceresinden Gültekin Başak’ın geçtiğini görüp sordu;

‘Merak ediyorum Gültekin bey, benim avukatlarım da geldi mi?’ Cevap almaya vakit kalmadı, şiddetli bir tokat darbesi Adnan Beyin yüzünde patladı.

Yakasından tutulup oda içinde sürüklenirken; ‘Başkasıyla nasıl konuşursun?’ diye vurmaya devam ediliyordu.

Odasında ‘vurma, sövme’ faslının devam ettiği anlaşılıyordu. Bunu yapan sarı saçlı, altın dişli, iri yarı bir teğmendi.

İsmini de söyledi, fakat ben o namert adamın adını hatırımda tutamadım. Daha doğrusu hatıramda tutmak istemedim…”

Düşünün bu eziyete ve “işkenceye” maruz kalan insan bir Başbakan. İnsanlıktan çıkan ise daha orduya yeni adım atmış bir teğmen.

Zannetmeyin ki bu teğmenlerin, başçavuşların, Adnan Menderes’e, Hasan Polatkan’a ve Fatin Rüştü Zorlu’ya yaptıkları sadece bunlar.

Onlara yapılan bu “işkenceler” hakaretler en hafifleriydi. Üzerlerinde “sigara söndürmek” ve yüzleri gözleri şişene kadar dövmek, sıradan bir işti.

 

Ama şuna bütün kalbimle inanıyorum ki, bu ülke insanı, “şanla, şerefle, millete hizmet edenler” için bu zulme bir daha asla müsaade etmeyecektir…

{ "vars": { "account": "G-0MLMEGBNK7" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }