<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Medya Detay Bilişim Teknolojileri - Sakarya'dan Güncel Haber</title>
    <link>https://www.medyadetay.com</link>
    <description>MedyaDetay; Sakarya ve çevre illerinden 7 gün 24 saat doğru, tarafsız, kesintisiz, anlık ve son dakika haberlerini deneyimli kadrosuyla okuyucularına buluşturuyor. Okuyucularımızın doğru, tarafsız, güncel ve hızlı habere ulaşması için profesyonel kadromuzla kaliteli hizmet veriyoruz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medyadetay.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2021. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 03:43:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem, yoğun egzersiz, enfeksiyonlar ve kapalı havuz ortamlarına karşı aileleri uyardı. Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi. Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR</strong></p>

<p>Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi.</p>

<p><strong>MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN</strong></p>

<p>Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="610" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/12/1783664483-dr-mran-bar-1783864479-387-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi.</p>

<p><strong>NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT</strong></p>

<p>Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri.webp" type="image/jpeg" length="85200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sakarya'nın uygulamasını Sağlık Bakanlığı örnek gösterdi]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sakaryanin-uygulamasini-saglik-bakanligi-ornek-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sakaryanin-uygulamasini-saglik-bakanligi-ornek-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya’nın mobil kanser tarama çalışmaları Sağlık Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarında yer alarak örnek oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil kanser tarama hizmetleri, Sağlık Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesaplarında paylaşılarak Türkiye genelinde örnek uygulamalar arasında gösterildi.</p><p>Sakarya’da vatandaşların kanser tarama hizmetlerine kolay erişimini sağlamak amacıyla hizmet veren Mobil Kanser Tarama Aracı, il genelinde yürüttüğü çalışmalarla erken teşhise katkı sunmaya devam ediyor. Toplum tabanlı tarama hizmetlerinin etkin şekilde sürdürülmesini sağlayan uygulama, Sağlık Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesaplarında paylaşılarak geniş kitlelere ulaştırıldı.</p><p>Mobil Kanser Tarama Aracı ile ilçe ilçe, mahalle mahalle vatandaşlara ulaşan sağlık ekipleri; meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları konusunda bilgilendirme yaparken, uygun yaş grubundaki vatandaşların ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanmasını sağlıyor.</p><p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan paylaşımda, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve erken teşhisin önemine dikkat çekilirken, Sakarya’da yürütülen başarılı çalışmalar da kamuoyuyla paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü, kanserde erken teşhisin hayat kurtardığı bilinciyle mobil kanser tarama hizmetlerini il genelinde kesintisiz sürdürmeye devam edeceğini belirterek, uygun yaş grubundaki tüm vatandaşları ücretsiz kanser taramalarından yararlanmaya davet etti.</p><h2><a href="https://www.instagram.com/reels/DaqPmLwMgAH/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">VİDEO İÇİN TIKLAYIN</a></h2><p></p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sakaryanin-uygulamasini-saglik-bakanligi-ornek-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/saglik-bakanligi-sakaryanin-uygulamasini-ornek-gosterdi.jpg" type="image/jpeg" length="90743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk 6 ay güneşten korunmak önemli]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında burun ameliyatı olmanın artık geçmişteki kadar riskli olmadığını belirten uzmanlar, gelişen cerrahi teknikler sayesinde mevsimin ameliyat başarısını belirleyen bir unsur olmaktan çıktığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında burun estetiği ve burun ameliyatı yaptırmak isteyen hastaların en çok merak ettiği konuların başında iyileşme süreci geliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, gelişen cerrahi teknikler sayesinde yaz aylarında da burun ameliyatlarının güvenle yapılabildiğini belirterek, özellikle ameliyat sonrası güneş, deniz, havuz ve gözlük kullanımı konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.</p>

<p>Geçmiş yıllarda sıcak hava ve kullanılan eski tampon sistemleri nedeniyle yaz aylarında burun ameliyatlarının daha az tercih edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, günümüzde cerrahi yöntemler ve ameliyat sonrası bakım imkanlarının gelişmesiyle bu durumun değiştiğini söyledi.</p>

<p>Rahimi, 'Eskiden yaz aylarında büyük burun ameliyatları çok tercih edilmezdi. Kanama riski daha yüksekti, kullanılan tamponlar hastalar için daha konforsuzdu. Sıcak hava nedeniyle buruna uygulanan bantların çıkması gibi sorunlar da yaşanabiliyordu. Ancak günümüzde teknoloji çok ilerledi. Daha konforlu tampon sistemleri kullanılıyor, kanama riski azaldı. Bu nedenle yaz ya da kış olması ameliyat açısından belirleyici bir fark oluşturmuyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>EN BÜYÜK RİSK GÜNEŞ IŞINLARI</strong></p>

<p>Burun ameliyatı sonrası en önemli konunun güneşten korunmak olduğunu vurgulayan Rahimi, ameliyat sırasında burun derisinin kaldırılıp yeniden şekillendirildiğini ve iyileşme döneminde cildin alt dokulara yeniden uyum sağlaması gerektiğini belirtti.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/09/1783601057-ali-rahimi-1783613858-622-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Yoğun güneş ışığına maruz kalmanın burunda renk değişikliklerine yol açabileceğini ifade eden Rahimi, 'Ameliyat sonrası ilk 6 ay boyunca güneşten mümkün olduğunca korunmak gerekir. Doğrudan güneş ışığına maruz kalınmamalı, geniş siperlikli şapka kullanılmalı, yüksek koruma faktörlü güneş kremi uygulanmalı ve mümkün olduğunca gölgede kalınmalı.' dedi.</p>

<p>Deniz tatili konusunda da dikkatli olunması gerektiğini belirten Rahimi, özellikle ilk 6 aylık dönemde burun cildinin güneşten korunmasının başarılı bir iyileşme süreci için büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Burun kemiklerinin ameliyat sonrasında yeniden şekillendiğini ve bu sürecin korunması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, gözlük kullanımına da dikkat çekti. Rahimi, 'Özellikle ağır ve kalın çerçeveli gözlükler bu dönemde tercih edilmemeli. Bu tür gözlükler burun kemiğine baskı yapabilir ve küçük darbeleri doğrudan buruna iletebilir' ifadelerini kullandı. Güneş gözlüklerinin de iyileşme döneminde sorun oluşturabileceğini belirten Rahimi, gözlüğün burunun bazı bölgelerini gölgede bırakıp bazı bölgelerini güneşe maruz bırakabileceğini ve bunun renk farklılıklarına neden olabileceğini söyledi. Rahimi, 'Bu nedenle iyileşme döneminde güneş gözlüğü kullanımını önermiyoruz. Numaralı gözlük kullanmak zorunda olan hastaların ise ameliyat öncesinde kontakt lens kullanımına alışmaları faydalı olabilir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/ilk-6-ay-gunesten-korunmak-onemli.webp" type="image/jpeg" length="33204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak hava veya fiziksel aktiviteyle açıklanamayan yoğun terleme; diyabet, tiroit hastalıkları ve hormonal değişimler gibi farklı nedenlere bağlı gelişebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumak için gerçekleştirdiği doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı terleme bazı kişilerde günlük yaşamı ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre aşırı terleme, vücudun ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortam, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışması durumunda kişiler kıyafet değiştirmek zorunda kalabiliyor, günlük aktivitelerinde zorluk yaşayabiliyor.</p>

<p>Aşırı terlemenin en sık görüldüğü bölgeler arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor.</p>

<p><strong>PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR</strong></p>

<p>Aşırı terleme; genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor.</p>

<p>Hastalıkla ilişkili olmayan primer bölgesel aşırı terleme ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebiliyor. Sekonder aşırı terleme olarak adlandırılan ve başka bir sağlık sorununa bağlı gelişen durumlarda ise diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp yetmezliği gibi nedenler araştırılıyor.</p>

<p>Aşırı terleme belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter lekeleri, vücut kokusunda artış, cilt tahrişi ve enfeksiyon eğilimi sık görülen belirtiler arasında bulunuyor.</p>

<p>Çocuklarda aşırı terleme; yazı yazarken kâğıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma veya enstrüman çalmada güçlük gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, yetişkinlerde daha çok sosyal yaşamı etkiliyor. Bazı kişiler el sıkışmaktan kaçınabiliyor veya sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebiliyor.</p>

<p>İleri vakalarda eller silindikten kısa süre sonra yeniden yoğun terleme görülebilirken, nadiren ciltte renk değişikliği ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor.</p>

<p><strong>TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı terleme şikâyeti olan kişilerin öncelikle dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması öneriliyor. Gerekli durumlarda endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor.</p>

<p>Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulurken; kan testleri, tiroit fonksiyonları, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle altta yatan hastalıkların araştırılması sağlanıyor.</p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı terlemenin yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı durumlarda farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirterek, yaşam kalitesini etkileyen yoğun terleme şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="75356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuzun fazlası kalp ve böbrek sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Murathan Uyar, Türkiye'de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını belirterek, aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, böbrek hastalıkları ve kalp-damar rahatsızlıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Murathan Uyar, yaşam için gerekli olan tuzun ihtiyaçtan fazla tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Tuzun yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluştuğunu belirten Uyar, vücudun sinir sistemi, kasların çalışması, kalp ritmi ve sıvı dengesinin korunması için sodyuma ihtiyaç duyduğunu ancak bu ihtiyacın doğal besinlerden de karşılanabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TÜRKİYE'DE TÜKETİM ÖNERİLEN SEVİYENİN ÇOK ÜZERİNDE</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini tavsiye ettiğini hatırlatan Uyar, Türkiye'de yapılan araştırmalara göre ortalama günlük tuz tüketiminin bu miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını söyledi. Hazır ve işlenmiş gıdaların yaygınlaşmasıyla birlikte farkında olmadan fazla tuz tüketildiğine dikkat çeken Uyar, ekmek, peynir, zeytin, turşu, sucuk, salam, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve sosların günlük tuz alımının önemli bölümünü oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p><img height="750" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/08/prof-dr-murathan-uyar-1783518390-172-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>YÜKSEK TANSİYON VE BÖBREK HASTALIKLARI RİSKİNİ ARTIRIYOR</strong></p>

<p>Aşırı tuz tüketiminin kandaki sodyum miktarını artırarak vücudun daha fazla su tutmasına neden olduğunu belirten Uyar, bunun da tansiyonun yükselmesine yol açtığını ifade etti.</p>

<p>Yüksek tansiyonun uzun yıllar belirti vermeden kalp, beyin, böbrek ve damar sistemine zarar verebildiğini söyleyen Uyar, fazla tuz tüketiminin ayrıca böbrek hastalıklarının ilerlemesini hızlandırabileceğini, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini, kemiklerden kalsiyum kaybını artırabileceğini ve mide kanseri riskini yükseltebileceğini dile getirdi.</p>

<p><strong>'DOĞAL TUZ' ALGISINA DİKKAT</strong></p>

<p>Son yıllarda popüler hale gelen Himalaya tuzu, kaya tuzu ve deniz tuzu gibi ürünlerin sağlık açısından sanıldığı kadar farklı olmadığını belirten Uyar, bu tuzların da büyük oranda sodyum klorür içerdiğini ve eser miktardaki minerallerin fazla tüketimi haklı çıkaracak bir avantaj sağlamadığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Murathan Uyar, günlük tuz tüketimini azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, işlenmiş gıdaları daha az tüketmek ve yemeklere lezzet vermek için limon, sarımsak ile baharatlardan yararlanmanın etkili yöntemler olduğunu belirtti. Uyar, 'Tuz doğru miktarda tüketildiğinde yaşam için vazgeçilmezdir. Ancak fazlası yıllar içinde kalbi, damarları ve böbrekleri sessizce yorar. Sağlığımızı korumak bazen sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymak kadar basit bir alışkanlıkla başlayabilir.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/tuzun-fazlasi-kalp-ve-bobrek-sagligini-tehdit-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="36487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş lekelerinden korunmanın kanıtlanmış ve pratik yolları]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerini önlemenin en etkili yolunun doğru korunmayı yılın her günü alışkanlık haline getirmek olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında güneşin etkisinin artmasıyla birlikte cilt lekeleri de en sık karşılaşılan dermatolojik sorunlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak güneş lekeleri yalnızca plajda geçirilen saatlerin sonucu değil. Günlük yaşamda maruz kaldığımız ultraviyole (UV) ışınları, görünür mavi ışık, yüksek ortam sıcaklığı ve uzun süreli ekran kullanımı da özellikle leke oluşumuna yatkın kişilerde ciltte renk düzensizliklerini tetikleyebiliyor.</p>

<p>Liv Hospital Ulus Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerinin oluşumunu önlemenin tedavi etmekten çok daha kolay olduğunu belirterek, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış korunma yöntemlerini paylaşıyor.</p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>GÜNEŞ KORUYUCU KULLANIMI YAZIN DEĞİL, YILIN HER GÜNÜ GEREKLİ</strong></span><br />
Güneşten korunmanın temelini doğru güneş koruyucu kullanımı oluşturuyor. Güneş koruyucuların yalnızca tatilde veya deniz kenarında değil, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, en az SPF 50 koruma faktörüne sahip geniş spektrumlu ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p>Koruyucunun etkili olabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce uygulanması gerektiğini belirten Dr. Caf, yeterli miktarda kullanımın da en az ürün seçimi kadar önemli olduğunun altını çizerek, <i><strong>"Toplumda en sık yapılan hata güneş kremini çok ince tabaka halinde uygulamaktır. Yüz ve boyun bölgesi için 'iki parmak kuralı' olarak bilinen miktarda ürün kullanılmalı ve koruyucunun etkinliği gün boyunca devam etsin diye her 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Terleme, yüzme veya havuz sonrası ise beklemeden tekrar uygulanmalıdır."</strong></i> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>RENKLİ GÜNEŞ KORUYUCULAR LEKE EĞİLİMİNDE AVANTAJ SAĞLAYABİLİYOR</strong></span><br />
Özellikle melazma ve güneş lekelerine yatkın bireylerde görünür ışığın da pigment üretimini artırabileceğini belirten Dr. Caf, bu nedenle demir oksit içeren renkli güneş koruyucuların önemli bir avantaj sunduğunu ifade ediyor.</p>

<p><i><strong>"Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından yayılan görünür mavi ışık da bazı kişilerde lekelenmeyi tetikleyebilir. Demir oksit içeren renkli güneş koruyucular, yalnızca UV ışınlarına değil görünür ışığa karşı da ek koruma sağlayarak özellikle leke tedavisi gören hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunur."</strong></i></p>

<p>Güneşten korunmanın yalnızca dışarıdan uygulanan ürünlerle sınırlı olmadığını belirten Dr. Caf, sabah rutinine eklenecek antioksidan içeriklerin de önemli katkı sağlayabileceğini belirterek, <i><strong>"C vitamini ve ferulik asit gibi güçlü antioksidanlar, güneş öncesinde kullanıldığında serbest radikal oluşumunu azaltarak cildin doğal savunmasını güçlendirir. Bu içerikler güneş koruyucunun yerine geçmez ancak koruyucu etkinliği destekleyen ikinci bir savunma hattı oluşturur"</strong></i> diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-ve-pratik-yollari.webp" type="image/jpeg" length="17788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın belirginleşen bacak damarlarına dikkat! Uzmanlardan toplardamar yetmezliği uyarısı]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında daha görünür hale gelen ince mor, kırmızı ve mavi damarlar sadece estetik bir sorun olmayabilir. Uzmanlar, sonradan ortaya çıkan ve giderek belirginleşen damarların toplardamar yetmezliğinin ilk belirtisi olabileceğini belirterek, kesin tanı için doppler ultrasonografinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin daha sık tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince damarlar daha belirgin hale geliyor. Birçok kişi bu görüntüyü yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirirken, uzmanlar altta yatan ciddi damar hastalıklarının gözden kaçırılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Kadan, özellikle sonradan ortaya çıkan veya zamanla artış gösteren ince damarların, toplardamar yetmezliğinin ilk belirtilerinden biri olabileceğini söyledi. Erken tanının hastalığın ilerlemesini önlediğini belirten Kadan, gereksiz kozmetik uygulamalardan önce mutlaka uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>8 BELİRTİYE DİKKAT</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kadan, toplardamar kapakçıklarının görevini yerine getirememesi sonucu gelişen venöz yetmezliğin yalnızca ince damar görünümüyle sınırlı kalmayabileceğini ifade ederek; bacak damarlarında belirginleşme, ağrı, şişlik, kaşıntı, gece krampları, ciltte renk değişikliği, ciltte sertleşme ve iyileşmeyen yaralarla ilgili belirtilere dikkat çekti. Bu belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Kadan, dışarıdan görülen damarların hastalığın yalnızca görünen kısmı olabileceğini söyledi. Bacak damarlarının değerlendirilmesinde gözle yapılan muayenenin her zaman yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Kadan, derindeki toplardamarların ve kapakçıkların durumunun venöz doppler ultrasonografi ile ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini ifade etti. Uluslararası kılavuzların da varis ve toplardamar hastalıklarının tanı ve tedavi planlamasında doppler ultrasonografiyi temel yöntem olarak önerdiğini hatırlattı. Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini belirten Kadan, yüzeyel veya köpük skleroterapi, cilt üzerinden lazer uygulamaları ve büyük toplardamarlara yönelik girişimsel tedavilerin uygun hastalarda tercih edilebildiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/yazin-belirginlesen-bacak-damarlarina-dikkat-uzmanlardan-toplardamar-yetmezligi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="11171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan aşure uyarısı! Kaloriyi düşürmenin 7 püf noktası]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/uzmandan-asure-uyarisi-kaloriyi-dusurmenin-7-puf-noktasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/uzmandan-asure-uyarisi-kaloriyi-dusurmenin-7-puf-noktasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muharrem ayının geleneksel lezzeti aşure, zengin içeriğiyle besleyici bir tatlı olarak öne çıkarken, yüksek şeker ve kuruyemiş kullanımı nedeniyle kalori açısından da dikkat edilmesi gereken besinler arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, aşureyi tatlandırmak için yüksek miktarda rafine şeker kullanmak yerine kuru üzüm, kuru kayısı, hurma, tarçın, nar taneleri ve mevsim meyvelerinden yararlanılabileceğini belirtti.</p>

<p>Yaz aylarında şeftali gibi meyvelerin de doğal tat vermek amacıyla tercih edilebileceğini ifade eden Sungur, <strong><i>"Böylece hem besin değeri artar hem de gereksiz kalori yükünün önüne geçilmiş olur."</i></strong> dedi.</p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>TARÇINLA ŞEKERİ AZALTIN</strong></span><br />
Tarçının kendine özgü aroması sayesinde aşureye yoğun bir lezzet kattığını belirten Sungur, bu sayede ilave şeker miktarının azaltılabileceğini söyledi. Tarçının aynı zamanda tatlının aromasını zenginleştirerek daha dengeli bir lezzet sunduğunu kaydetti. Kuru üzüm, kuru kayısı, incir ve hurma gibi meyvelerin doğal şeker içerikleri sayesinde aşureyi tatlandırırken ilave şeker ihtiyacını azalttığını ifade eden Sungur, bu besinlerin lif, potasyum ve vitamin-mineral yönünden de önemli katkılar sağladığını vurguladı.</p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>NAR TANELERİ HEM LEZZET HEM ANTİOKSİDAN SAĞLIYOR</strong></span><br />
Aşureye eklenen nar tanelerinin hem görsel açıdan zenginlik kattığını hem de güçlü antioksidan içeriğiyle besin değerini artırdığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, nar sayesinde şeker ilavesine ihtiyaç duyulmadan daha zengin bir tat elde edilebileceğini söyledi.</p>

<p>Ceviz, badem ve fındık gibi kuruyemişlerin sağlıklı yağ, protein ve mineral açısından değerli besinler olduğunu hatırlatan Sungur, ancak enerji yoğunluklarının yüksek olması nedeniyle aşırı tüketimden kaçınılması gerektiğini belirtti. Kuruyemiş miktarının bir avuçla sınırlandırılmasının daha dengeli bir tercih olacağını ifade etti.</p>

<p>Sağlıklı malzemelerle hazırlanmış olsa bile büyük porsiyonların kalori alımını artırabileceğini belirten Sungur, yaklaşık 200 gramlık orta boy bir kase aşurenin tatlı ihtiyacını karşılamak ve enerji alımını kontrol altında tutmak için yeterli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>AYNI GÜN BAŞKA TATLI TÜKETMEYİN</strong></span><br />
Aşure tüketilen günlerde baklava, şöbiyet, dondurma veya şerbetli tatlılar gibi ek tatlılardan kaçınılması gerektiğini dile getiren Sungur, tek tatlı tercihini aşureden yana kullanmanın günlük enerji alımını dengelemeye yardımcı olacağını ifade etti.</p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, aşurenin ana öğünün hemen ardından değil, ara öğünde tüketilmesini önerdi. Şekersiz çay veya süt ürünleriyle birlikte tüketilen aşurenin daha uzun süre tokluk hissi sağlayabileceğini belirten Sungur, bu yaklaşımın kan şekerindeki ani dalgalanmaların önlenmesine de katkı sağlayabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/uzmandan-asure-uyarisi-kaloriyi-dusurmenin-7-puf-noktasi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/uzmandan-asure-uyarisi-kaloriyi-dusurmenin-7-puf-noktasi.webp" type="image/jpeg" length="61098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından paranoya uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/uzmanindan-paranoya-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/uzmanindan-paranoya-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, paranoyanın temel belirtisinin hezeyan (sanrı) olduğunu belirterek, hastaların yanlış inançlarını düzeltmeye direnç gösterdiğini ve tedavide en büyük sorunun içgörü eksikliği olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, paranoya, şizofreni ve paranoid kişilik yapısı arasındaki farklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Paranoyanın temel belirtisinin hezeyan (sanrı) olduğunu belirten Tan, hezeyanı 'mantıklı tartışmayla değiştirilemeyen yanlış inanç' olarak tanımladı. Prof. Dr. Tan, paranoya yaşayan kişilerin sıklıkla takip edilme, zarar görme veya tehdit edilme gibi düşünceler geliştirdiğini ifade ederek, 'Kişi 'beni takip ediyorlar', 'evime kamera yerleştirdiler', 'bana zarar verecekler' gibi düşüncelere kesin olarak inanır ve aksini kabul etmez' dedi.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/05/1783154549-o-uz-tan-1783244771-532-x750.png" width="750" /></p>

<p><strong>'GERÇEK DIŞI İNANÇLAR OLUŞABİLİR'</strong></p>

<p>Paranoyanın yalnızca takip edilme düşünceleriyle sınırlı olmadığını belirten Tan, bazı hastaların mistik ya da büyüklük içerikli sanrılar geliştirebildiğini söyledi. Kişinin kendisini peygamber, icat sahibi ya da özel bir güce sahip biri olarak görebileceğini ifade etti.</p>

<p>Paranoya gelişiminde çevresel ve biyolojik faktörlerin etkili olabileceğini belirten Tan, özellikle esrar, kokain, metamfetamin ve uzun süreli alkol kullanımının risk oluşturduğunu söyledi. Aşırı bilgiye maruz kalmanın ise yatkınlığı artırabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tan, paranoya ile şizofreni arasındaki farklara da değinerek, şizofrenide hezeyanların daha dağınık ve tutarsız olabildiğini, paranoyada ise kişinin düşüncelerini daha sistemli şekilde savunduğunu ifade etti.</p>

<p>'Paranoya hastası kanıt toplar ve tutarlılık arar. Ancak şizofrenide bu kaygı daha azdır' diyen Tan, paranoya yaşayan kişilerin günlük yaşam işlevlerini büyük ölçüde sürdürebildiğini de belirtti.</p>

<p><strong>PARANOİD KİŞİLİKTEN FARKI</strong></p>

<p>Paranoyanın, paranoid kişilik yapısından farklı olduğunu vurgulayan Tan, paranoid kişilikte genel bir kuşkuculuk hâli bulunduğunu ancak tek bir kesin sanrının olmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi sürecine de değinen Prof. Dr. Tan, paranoya hastalarının önemli bir bölümünün hasta olduğunu kabul etmediğini belirterek, bunun tedaviyi zorlaştıran en önemli faktör olduğunu ifade etti.</p>

<p>'Hasta, 'ben hastayım' demez; aksine düşüncelerinin doğru olduğuna inanır' diyen Tan, buna rağmen tedaviye yanıt veren hastaların bulunduğunu ve tedavinin gerekli olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/uzmanindan-paranoya-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/uzmanindan-paranoya-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="96469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nca yönetmeliği yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı 'Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle esenlik merkezleri ve ünitelerinin açılış, ruhsatlandırma, personel, hizmet standartları ve denetimine ilişkin kurallar ilk kez kapsamlı şekilde düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle, bireylerin sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemeye yönelik hizmet sunacak esenlik merkezleri ve ünitelerinin çalışma esasları netleştirildi. Yeni yönetmelikle birlikte, Türkiye'de hızla yaygınlaşan esenlik ve sağlıklı yaşam merkezlerinin faaliyetleri ilk kez kapsamlı bir mevzuat çerçevesine kavuşturulmuş oldu. Yönetmeliğe göre esenlik merkezlerinde tedavi amacı taşımayan, sağlıklı yaşamı destekleyen çok sayıda hizmet sunulabilecek. Bunlar arasında fizyoterapi, ergoterapi, dil ve konuşma terapisi, psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, meditasyon, rehabilitasyon, hidroterapi, balneoterapi, tuz terapisi (haloterapi), güneş terapisi, uyku sağlığı hizmetleri, sanat terapileri, egzersiz programları ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları yer alacak.</p>

<p><strong>RUHSAT ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Yönetmelikle, esenlik merkezi veya ünitesi açacak gerçek ve tüzel kişilerin İl Sağlık Müdürlüklerinden ruhsat alması zorunlu hale getirildi. Ruhsat alan merkezlerin en geç 6 ay içinde faaliyete başlaması gerekecek. Bu süre içinde hizmet vermeyen merkezlerin ruhsatları iptal edilecek. Yeni düzenlemeye göre; müstakil esenlik merkezlerinin en az 500 metrekare kapalı alana sahip olması, esenlik ünitelerinin ise en az 300 metrekare kapalı alanda ve müstakil girişe sahip olarak faaliyet göstermesi gerekecek. Konaklama tesisleri, spor kulüpleri ile yaşlı ve engelli bakım merkezleri de gerekli izinleri almak şartıyla bünyelerinde esenlik merkezi veya ünitesi açabilecek. Her merkez ve ünitede bir mesul müdür görevlendirilmesi zorunlu olacak. Ayrıca tüm merkezlerde acil müdahale odası bulunacak ve olası acil durumlarda sevk yapılabilmesi için bir hastane veya uygun sağlık kuruluşuyla iş birliği yapılması gerekecek.</p>

<p><strong>ÜRÜN SATIŞI YASAKLANDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yönetmelik kapsamında dikkat çeken düzenlemelerden biri de merkezlerde herhangi bir ürün satışının yasaklanması oldu. Ayrıca ruhsat almadan faaliyet gösterilemeyecek, hizmetler merkez dışına taşınamayacak ve kişi mahremiyeti ile kişisel sağlık verilerinin korunmasına ilişkin hükümler titizlikle uygulanacak. Merkezlerde sunulan tüm hizmetler elektronik ortamda kayıt altına alınacak ve kişisel sağlık verileri ilgili mevzuat çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın merkezi sağlık veri sistemine aktarılacak. Yönetmeliğe aykırı faaliyet gösteren merkezlere idari yaptırımlar uygulanacak. Denetimlerde sağlık ve güvenliği tehlikeye düşüren durumların tespit edilmesi halinde merkezin faaliyeti eksiklik giderilinceye kadar durdurulabilecek. Gerçeğe aykırı belge sunulması veya yanıltıcı bilgi verilmesi durumunda ise ruhsat iptal edilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem.webp" type="image/jpeg" length="96793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontakt lenslerin internetten reçeteli satışına düzenleme]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/kontakt-lenslerin-internetten-receteli-satisina-duzenleme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/kontakt-lenslerin-internetten-receteli-satisina-duzenleme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu'nun (TİTCK) hazırladığı yönetmelik değişikliği Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle kontakt lenslerin internet üzerinden satışı belirli şartlara bağlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği'nde değişiklik yapan yönetmelik, bugünkü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından hazırlanan düzenlemeyle, kontakt lens ürünlerinin internet ortamında satışına ilişkin yeni kurallar getirildi. Buna göre, kontakt lenslerin tüketicilere internet üzerinden satışı yalnızca optisyenlik müesseselerinin Kurum tarafından izin verilen internet siteleri aracılığıyla ve reçeteli olarak yapılabilecek. Yönetmelikle ayrıca, söz konusu internet sitelerine izin verilmesine ilişkin yetkinin Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından il müdürlüklerine devredilebilmesine de imkân tanındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="296" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/03/screenshot-2026-07-03-at-14-46-36-3-temmuz-2026-cuma-1783079199-133-x750.png" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/kontakt-lenslerin-internetten-receteli-satisina-duzenleme</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/kontakt-lenslerin-internetten-receteli-satisina-duzenleme.webp" type="image/jpeg" length="41909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SEAH’da mikrocerrahiyle bacağı amputasyondan kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/seahda-mikrocerrahiyle-bacagi-amputasyondan-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/seahda-mikrocerrahiyle-bacagi-amputasyondan-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçirdiği ağır trafik kazası sonucu bacağındaki iki kemiği de kırılan ve diz altından ampütasyon (kesilme) riskiyle karşı karşıya kalan hasta, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı mikrocerrahi ameliyatıyla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanları Op. Dr. Muaz Zuhurlu ve Op. Dr. Emre Berkay Zeyrek tarafından gerçekleştirilen ameliyatta, hastanın kendi vücudundan alınan doku, mikrocerrahi yöntemle damarları yeniden birleştirilerek açıkta kalan kemik ve yumuşak doku kaybının üzerine nakledildi.</p><p>Başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın iyileşme süreci sorunsuz ilerledi. Uzun ve titiz bir tedavi sürecini geride bırakan hasta, bugün iki doktoruyla birlikte yeniden ayakta durabiliyor ve günlük yaşamına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu tür mikrocerrahi girişimler, uzuv kaybı riski taşıyan hastalarda ampütasyonu önleyerek hem uzvun korunmasını hem de hastaların yaşam kalitesinin artırılmasını amaçlıyor. </p><p><img src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/07/mikrocerrahi2.jpg"><img src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/07/mikrocerrahi3.jpg"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/seahda-mikrocerrahiyle-bacagi-amputasyondan-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/07/mikrocerrahi1.jpg" type="image/jpeg" length="98171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcakları lenfödem belirtilerini artırabiliyor]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/yaz-sicaklari-lenfodem-belirtilerini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/yaz-sicaklari-lenfodem-belirtilerini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz sıcaklarının kanser tedavisi sonrası gelişebilen lenfödem belirtilerini artırabileceği uyarısında bulundu. Polat, erken farkındalığın ve doğru önlemlerin yaşam kalitesi için kritik olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz aylarında artan sıcaklıkların özellikle kanser tedavisi sonrasında gelişebilen lenfödem belirtilerini artırabileceği uyarısında bulundu. Polat, erken farkındalık ve doğru önlemlerin yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynadığını belirtti. Yaz mevsiminde yükselen hava sıcaklıklarının, kanser tedavisi sonrası lenfödem gelişen bireylerde kol ve bacaklarda şişlik, ağırlık hissi, gerginlik ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerin daha belirgin hale gelmesine neden olabileceğini ifade eden Polat, bu şikâyetlerin yalnızca mevsimsel değişiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Lenf sisteminin bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olduğunu belirten Polat, lenf damarları veya lenf bezlerinin zarar görmesi halinde dokular arasında biriken sıvının yeterince taşınamadığını ve bunun lenfödeme yol açtığını kaydetti. Lenfödemin özellikle meme kanseri, jinekolojik kanserler, prostat kanseri ve melanom tedavileri sonrasında görülebildiğini aktaran Polat, lenf bezlerinin alınması veya radyoterapi uygulanmasının riski artıran başlıca nedenler arasında yer aldığını dile getirdi.</p>

<p><strong>YAZ AYLARINDA ŞİKÂYETLER ARTABİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak havalarda damarların genişlediğini ve dokulara daha fazla sıvı geçtiğini belirten Polat, sağlıklı bir lenf sisteminin bu yükü dengeleyebildiğini ancak lenf sistemi hasar gören kişilerde sıvı birikiminin arttığını ifade etti. Bu nedenle yaz aylarında birçok hastanın kol veya bacaklarında daha fazla şişlik hissettiğini belirten Polat, uzun yolculuklar, hareketsizlik, aşırı sıcak hava ve yoğun güneş maruziyetinin de mevcut şikâyetleri artırabildiğini söyledi. Lenfödemin her zaman tamamen önlenemese de belirtilerinin kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Polat, yeterli su tüketimi, düzenli hareket, uzun süre aynı pozisyonda kalmama ve aşırı sıcak ortamlardan kaçınmanın önemine dikkat çekti. Sağlık profesyonelleri tarafından önerilen kompresyon ürünlerinin düzenli kullanımının belirtilerin yönetiminde etkili olduğunu belirten Polat, etkilenen kol veya bacakla ağır yük taşınmaması, yüklerin dengeli dağıtılması ve ani zorlanmalardan kaçınılmasının da şişliklerin artmasını önlemeye yardımcı olacağını ifade etti.</p>

<p>Lenfödem yönetiminde cilt sağlığının da önemli olduğunu belirten Polat, küçük enfeksiyonların dahi şikâyetleri artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Yaz aylarında cilt bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Polat, olası yaralanmalara karşı dikkatli olunması ve hijyen kurallarına özen gösterilmesinin önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p>1964 yılından bu yana kanserle mücadele alanında faaliyet gösteren Türk Kanser Derneği'nin farkındalık çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Polat, kanser tedavisi gören bireylerin lenfödem belirtilerini erken dönemde tanımasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Polat, 'Yaz sıcaklarının getirdiği şişliği yalnızca mevsimsel bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen vücudumuz bize sessizce önemli sinyaller veriyor olabilir. Bu belirtileri doğru okumak ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmak, yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayacaktır.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/yaz-sicaklari-lenfodem-belirtilerini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/yaz-sicaklari-lenfodem-belirtilerini-artirabiliyor.webp" type="image/jpeg" length="72756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'dan SUT'ta kapsamlı değişiklik!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)'nde önemli değişikliklere gitti. Obezite cerrahisinden pulmoner rehabilitasyona, prostat kanseri tedavilerinden nadir hastalıklarda kullanılan ilaçlara kadar birçok alanda yeni geri ödeme ve uygulama kriterleri getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği'nde kapsamlı değişiklikler yaptı. Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğle birlikte sağlık hizmetlerinin geri ödeme koşulları yeniden düzenlenirken, bazı tedavi ve ilaçlara ilişkin önemli kriterler de güncellendi. Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri obezite cerrahisi oldu. Buna göre, SGK'nın obezite ameliyatı ödemelerinde uygulanacak şartlar netleştirildi. Vücut kitle indeksi (VKİ) 40'ın üzerinde olan hastalar için sağlık kurulu raporu zorunlu tutulurken, VKİ 35-40 arasında olup ek hastalığı bulunan kişilerde ise en az 6 aylık yaşam tarzı değişikliği veya medikal tedaviye rağmen kilo verilemediğinin belgelenmesi gerekecek. Ameliyatların yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş merkezlerde gerçekleştirilebileceği hükme bağlandı. Tebliğle birlikte ilk kez pulmoner rehabilitasyon tedavisi ayrı bir başlık altında düzenlendi. KOAH, amfizem, astım, bronşektazi, kronik solunum yetmezliği ve akciğer nakli öncesi veya sonrası gibi birçok hastalıkta uygulanacak rehabilitasyon hizmetleri SGK tarafından karşılanacak. Hastalar için yılda 30 seansa kadar tedavi ödenirken, tıbbi gereklilik halinde belirli şartlarla ilave 30 seans daha karşılanabilecek. Kanser tedavilerinde de önemli yenilikler yer aldı. Prostat kanserinde kullanılan Actinyum-225 PSMA tedavisi ilk kez geri ödeme kapsamına alınırken, bu tedavinin yalnızca üçüncü basamak kamu sağlık kuruluşlarında ve belirlenen klinik kriterleri taşıyan hastalara uygulanması şartı getirildi. Nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan ravulizumab etken maddeli ilacın geri ödeme kapsamı da genişletildi. İlaç; Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) ve belirli kriterleri sağlayan Nöromiyelitis Optika Spektrum Bozukluğu (NMOSB) hastalarının tedavisinde SGK tarafından karşılanacak. Tedavi öncesinde meningokok aşısının tamamlanması şartı da getirildi.</p>

<p>Öte yandan, spinal musküler atrofi (SMA) hastalarında tek seferlik uygulanan gen tedavisinin ardından nusinersen veya risdiplam kullanımının SGK tarafından artık karşılanmayacağı hüküm altına alındı.</p>

<p>Tebliğle ayrıca toplum ruh sağlığı merkezleri, çocuk ve genç ruh sağlığı merkezleri, evde sunulan diş tedavileri, fizik tedavi uygulamaları ile çok sayıda tıbbi malzeme ve ilaç listesinde de güncellemeye gidildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin bazı hükümleri Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girerken, fizik tedavi, pulmoner rehabilitasyon ve bazı işlem kodlarına ilişkin değişiklikler ise 5, 10 ve 30 iş günü içinde kademeli olarak uygulanmaya başlanacağı kaydedildi.</p>

<p>Söz konusu değişiklik tebliğinin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260629-2.pdf" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/sgkdan-sutta-kapsamli-degisiklik-obezite-ameliyati-akciger-rehabilitasyonu-ve-kanser-tedavilerine-yeni-kurallar.webp" type="image/jpeg" length="10049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz aylarında sık tüketilen 6 meyvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve ideal tüketim miktarlarını açıkladı. Su oranı yüksek karpuzdan antioksidan zengini üzüme kadar birçok meyve, doğru porsiyonlarda tüketildiğinde sağlığa katkı sağlayabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri, içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketilmesi gereken ideal porsiyonları değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak havalarda su içeriği yüksek meyvelerin vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek olduğunu belirterek, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI</strong></p>

<p>Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun yaz aylarında vücudun sıvı dengesine katkı sağladığını belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu ifade etti. A, B6 ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriğiyle kas kramplarının hafifletilmesine yardımcı olabileceği belirtildi. Kırmızı rengini veren likopenin ise kalp-damar sağlığı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu etkiler gösterebildiği aktarıldı.</p>

<p><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/28/1782471689-asm-deryaeren-gorseli-1782641229-534-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kiraz için önerilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenmeye katkı sunduğunu ifade etti. Çileğin C vitamini başta olmak üzere birçok vitamin ve mineral içerdiğini belirten Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 iri veya 15 orta boy çilek olduğunu söyledi. Çilekte bulunan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidan bileşenlerin vücudu oksidatif strese karşı destekleyebileceği belirtilirken, alerjisi olan kişilerin dikkatli olması gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK</strong></p>

<p>Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler açısından zengin olduğunu aktaran Eren, ideal porsiyonun 20 iri veya 25-30 küçük boy üzüm olduğunu belirtti. Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını destekleyici özellikleriyle öne çıktığını ifade eden Eren, yüksek glisemik indeks nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI</strong></p>

<p>Kavunun yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sistemini desteklediğini belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu söyledi. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin gibi bileşenler içeren kavunun bağışıklık sistemi ve göz sağlığına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, diyabetli bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR</strong></p>

<p>Erik için önerilen ideal porsiyonun 9-10 adet olduğunu belirten Eren, yüksek lif içeriği sayesinde tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabileceğini söyledi. C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve cilt sağlığı açısından da destekleyici özellikler taşıdığı aktarıldı. Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/karpuzdan-erige-ideal-porsiyon-onerileri.webp" type="image/jpeg" length="69607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalitesiz güneş gözlüğü katarakt riskini artırabiliyor!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 27 Haziran Dünya Güneş Gözlüğü Günü'nde; göz sağlığı için UV400 korumalı, CE işaretli ve güvenilir noktalardan alınan gözlüklerin önemini vurgulayarak mevsimsel cam kategorilerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Güneş Gözlüğü Günü dolayısıyla güneş gözlüğü seçimi konusunu değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, güneşin zararlı ışınları göz sağlığını tehdit ettiğini kaydetti.</p>

<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımının arttığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Ancak birçok kişi güneş gözlüğünü yalnızca bir moda aksesuarı olarak görüyor. Oysa güneş gözlüğü, gözleri güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarından koruyan önemli bir sağlık gerecidir. Güneşten gelen UV ışınları yalnızca cildimizi değil, gözlerimizi de etkiler. Uzun süre korunmasız şekilde UV ışınlarına maruz kalmak; katarakt, kornea hasarları, göz yüzeyi hastalıkları ve sarı nokta hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanımı estetik bir tercih değil, göz sağlığını korumaya yönelik bir gerekliliktir.' dedi.</p>

<p><strong>GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p>

<p>Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Dr. Özdemir, 'Tüketicilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli özellik, gözlüğün UV koruma özelliğine sahip olmasıdır. Camın koyu renkli olması tek başına koruma sağladığı anlamına gelmez. Bir güneş gözlüğünün ne kadar koyu olduğu değil, UV ışınlarını ne ölçüde engellediği önemlidir. Bu nedenle satın alınacak ürünün UV400 koruma özelliğine sahip olması gerekmektedir. UV400 ibaresi, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan UVA ve UVB ışınlarının büyük bölümünü engelleyebildiğini gösterir. Ayrıca ürün üzerinde CE işaretinin bulunması ve güneş gözlükleri için geçerli olan EN ISO 12312-1 standardına uygun olması önemlidir. Bu standart, güneş gözlüklerinin güvenlik ve performans kriterlerini belirlemektedir.' diye konuştu.</p>

<p><img height="599" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/28/1782543236-naz-es-n-ba-kan-zdem-r-002-1782639042-412-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>KOYU CAM HER ZAMAN DAHA FAZLA KORUMA SAĞLAMIYOR</strong></p>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlışlardan birinin de koyu renkli camların gözleri daha iyi koruduğunu düşünmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Oysa UV filtresi bulunmayan koyu camlar, bazı durumlarda hiç gözlük kullanmamaktan daha zararlı olabilir. Koyu cam nedeniyle göz bebeği büyür ve göz içerisine daha fazla ışık girer. Eğer cam yeterli UV korumasına sahip değilse, kişi gözlerini koruduğunu düşünürken daha fazla zararlı ışına maruz kalabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken sadece camın renginin koyuluğuna değil, UV koruma özelliğine odaklanılmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>Güneş gözlüğü seçiminde mevsimsel koşulların da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Özdemir, camların ışık geçirgenliklerine göre kategori 0'dan kategori 4'e kadar sınıflandırıldığını söyledi ve 'Kategori 0 ve 1 camlar düşük ışık koşullarında kullanılırken, kategori 2 orta ışık koşullarında ve kategori 3 camlar yoğun güneş ışığında günlük kullanım için en uygun seçeneklerdir. Kategori 4 camlar ise yüksek dağlık bölgeler, kar yansımalarının yoğun olduğu alanlar ve çok güçlü güneş ışığına maruz kalınan ortamlar için tasarlanmıştır.' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, günlük kullanımda en yaygın olarak kategori 2 ve kategori 3 camların tercih edildiğini ifade etti. Kategori 4 camların görünür ışığın yaklaşık yüzde 95'ini engelleyebildiğini belirten Dr. Özdemir, 'Kategori 4 camlar görünür ışığın yaklaşık yüzde 95'ini engelleyebildiğinden araç kullanımı sırasında tercih edilmemelidir. Bu camlar sürücünün görüşünü olumsuz etkileyebilir ve trafik güvenliği açısından risk oluşturabilir.' dedi.</p>

<p>Güneş gözlüğü seçiminde yalnızca cam kalitesinin değil, çerçeve yapısının da önemli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Gözlüğün yüz yapısına uygun olması, buruna rahat oturması ve göz çevresini mümkün olduğunca kapatması gerekir. Büyük çerçeveli gözlükler, güneş ışınlarının üstten, alttan ve yanlardan göze ulaşmasını azaltır. Özellikle bombeli tasarıma sahip gözlükler yanlardan gelen ışınlara karşı ilave koruma sağlayabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken yalnızca görünüşüne değil, göz çevresini ne ölçüde koruduğuna da dikkat edilmelidir.' diye konuştu.</p>

<p><strong>GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ GÜVENİLİR SATIŞ NOKTALARINDAN ALINMALI</strong></p>

<p>Günümüzde güneş gözlüklerinin marketlerden internet sitelerine kadar pek çok farklı noktada satılabildiğini hatırlatan Dr. Özdemir, 'Güneş gözlükleri günümüzde tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmemekte, koruyucu ürün kategorisinde yer almaktadır. Bu nedenle marketlerde, benzin istasyonlarında, tekstil mağazalarında, internet sitelerinde ve seyyar satış noktalarında dahi satılabilmektedir. Ancak göz sağlığını doğrudan etkileyen bir ürünün yalnızca görünüşüne veya fiyatına bakılarak satın alınması doğru değildir. Optisyenlik müesseseleri İl Sağlık Müdürlükleri ve ilgili kamu kurumları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Buna karşın farklı satış noktalarında satılan güneş gözlüklerinin UV koruma özelliklerinin doğrulanması mümkün değildir. Bu nedenle tüketicilerin güneş gözlüğü satın alırken güvenilir satış noktalarını tercih etmeleri ve ürünün teknik özelliklerini sorgulamaları büyük önem taşımaktadır.' ifadesinde bulundu.</p>

<p>Yeterli UV korumasına sahip olmayan güneş gözlüklerinin uzun süre kullanımının önemli riskler taşıdığına dikkat çeken Dr. Özdemir, 'Yeterli UV korumasına sahip olmayan güneş gözlüklerinin uzun süre kullanılması; katarakt gelişim riskinin artmasına, kornea hasarlarına, göz yüzeyinde tahriş ve hassasiyete, sarı nokta bölgesinde hasara ve görme kalitesinde bozulmalara neden olabilir. Özellikle çocuklar, açık havada çalışan bireyler ve güneşe uzun süre maruz kalan kişiler risk altındaki gruplar arasında yer almaktadır.' dedi.</p>

<p><strong>ÇOCUKLARIN GÖZLERİ DAHA FAZLA KORUNMALI</strong></p>

<p>Çocukların göz yapılarının yetişkinlere göre UV ışınlarına karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Dr. Özdemir, 'Çocukların göz merceğinin daha geçirgen olması nedeniyle zararlı UV ışınları gözün daha derin yapılarına ulaşabilmektedir. Bu nedenle çocuklarda güneş gözlüğü kullanımı ihmal edilmemelidir. Çocuklar için seçilecek güneş gözlüklerinde UV400 koruması, CE işareti, kırılmaya dayanıklı malzeme kullanımı ve yüz yapısına uygunluk mutlaka dikkate alınmalıdır.' diye konuştu.</p>

<p>Güneş gözlüğünün bir moda ürünü olmanın çok ötesinde, göz sağlığını koruyan önemli bir yardımcı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Tüketicilerin yalnızca fiyatına, markasına veya görünümüne göre değil; UV korumasına, standartlara uygunluğuna ve satın aldıkları satış noktasının güvenilirliğine göre seçim yapmaları gerekir. Unutulmamalıdır ki doğru seçilmiş bir güneş gözlüğü yalnızca daha konforlu bir görüş sağlamakla kalmaz, aynı zamanda göz sağlığının korunmasına da önemli katkı sunar.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor.webp" type="image/jpeg" length="61294"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar beyin fonksiyonlarını etkiliyor!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcakların, beyne giden kan akışı ve oksijen miktarını azaltabildiğini belirten uzmanlar, bu durumun bilişsel performansı olumsuz etkileyebildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süreli sıcak maruziyetinin dikkat, konsantrasyon ve karar verme süreçlerinde yavaşlamaya yol açabildiğini aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, 'Beyin, sıcak ortamda aynı anda hem bilişsel görevleri sürdürmeye hem de vücut ısısını dengelemeye çalışır. Bu durum bir anlamda sinir sisteminin kaynaklarını iki farklı göreve bölmesi anlamına gelir.' dedi. Sıcak çarpmasının ise ciddi nörolojik hasarlara kadar ilerleyebilen bir tabloya neden olabileceğine dikkat çeken Alp, düzenli sıvı tüketimi ve doğru önlemlerle sıcaklığın beyin üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılabileceğini vurguladı. Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, aşırı sıcakların beyin fonksiyonları, bilişsel performans, ruh hali ve nörolojik sağlık üzerindeki etkileri ve korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AŞIRI SICAKLAR BEYNE GİDEN KAN AKIMI VE OKSİJEN MİKTARINI AZALTABİLİYOR!</strong></p>

<p>Beynin, vücut ağırlığımızın yaklaşık yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen toplam enerjinin yaklaşık yüzde 20'sini tüketen son derece hassas bir organ olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, 'Yüksek sıcaklıklarda organizma öncelikle vücut ısısını sabit tutmaya çalışır. Bu süreçte cilt damarları genişler, terleme artar ve dolaşım sistemi yeniden düzenlenir.' dedi.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/28/1782541224-zeynep-bet-l-alp-1782629238-327-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Ancak aşırı sıcak koşullarda sıvı ve elektrolit kaybı ortaya çıktığında beyne ulaşan kan akımı ve oksijenlenmenin etkilenebileceğine işaret eden Alp, 'Bunun sonucunda dikkat, karar verme, işlem hızı ve yürütücü işlevler gibi üst düzey bilişsel süreçlerde geçici bozulmalar görülebilir. Ayrıca sıcaklık artışı, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan nörotransmitter sistemlerinin çalışma dengesini de etkileyebilir. Bu nedenle kişi kendisini daha yorgun, dalgın ve zihinsel olarak daha yavaş hissedebilir.' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>SICAK HAVA KARAR VERME SÜREÇLERİNİ YAVAŞLATABİLİR!</strong></p>

<p>Araştırmaların özellikle uzun süreli sıcak maruziyetinin dikkat, konsantrasyon, çalışma belleği ve problem çözme performansında azalmaya yol açabileceğini gösterdiğini dile getiren Zeynep Betül Alp, 'Beyin, sıcak ortamda aynı anda hem bilişsel görevleri sürdürmeye hem de vücut ısısını dengelemeye çalışır. Bu durum bir anlamda sinir sisteminin kaynaklarını iki farklı göreve bölmesi anlamına gelir. Sonuç olarak zihinsel performans düşebilir, hata yapma olasılığı artabilir ve karar verme süreçleri yavaşlayabilir. Özellikle yaşlı bireyler, çocuklar, kronik hastalığı olan kişiler ve yoğun zihinsel performans gerektiren işlerde çalışanlar bu etkilerden daha fazla etkilenebilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>SUSUZLUK BEYİN FONKSİYONLARINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR!</strong></p>

<p>Dehidrasyonun, yani vücudun susuz kalmasının, beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen önemli bir faktör olduğuna dikkat çeken Alp, şunları söyledi:</p>

<p>'Beynin yaklaşık yüzde 75'i sudan oluşur ve sinir hücrelerinin sağlıklı çalışabilmesi için uygun sıvı-elektrolit dengesi gereklidir. Vücut sıvısı azaldığında kan hacmi düşer ve beynin beslenmesi zorlaşabilir. Bunun yanında sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerdeki değişimler sinir hücrelerinin elektriksel iletişimini etkiler. Sonuç olarak dikkat azalması, zihinsel yavaşlama, unutkanlık hissi, baş ağrısı, reaksiyon süresinde uzama ve karar vermede güçlük görülebilir. Bazı çalışmalar, hafif düzeydeki sıvı kaybının bile bilişsel performansta ölçülebilir düşüşlere yol açabileceğini göstermektedir.'</p>

<p>Sıcak çarpmasının tıbbi açıdan acil müdahale gerektiren ciddi bir durum olduğuna dikkat çeken Zeynep Betül Alp, 'Vücut sıcaklığı aşırı yükseldiğinde beyindeki koruyucu mekanizmalar yetersiz kalmaya başlar.' dedi.</p>

<p>Bu süreçte kan-beyin bariyerinin bütünlüğünün bozulabileceğini aktaran Alp, 'Sinir hücrelerinde metabolik stres gelişebilir ve yaygın inflamatuvar yanıt ortaya çıkabilir. Aynı zamanda hücresel proteinler zarar görebilir, oksidatif stres artabilir ve bazı bölgelerde ödem gelişebilir. Klinik olarak bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, yönelim kaybı, davranış değişiklikleri, nöbetler ve ağır vakalarda koma görülebilir. Tedavi gecikirse kalıcı nörolojik hasar riski ortaya çıkabilir.' açıklamasını yaptı.</p>

<p>Yüksek sıcaklıkların uyku kalitesini bozabileceğini, fiziksel rahatsızlık hissini artırabileceğini ve kişinin stres toleransını azaltabileceğini vurgulayan Alp, 'Bunun psikolojik sonuçları olarak gerginlik ve tahammülsüzlük ortaya çıkabilir. Öte yandan sıcaklık, beyindeki serotonin, dopamin ve diğer nörotransmitter sistemlerini de etkileyebilir. Dehidrasyon ve yorgunluk da sinir sisteminin işleyişini değiştirerek irritabiliteyi artırabilir. Bu nedenle sıcak havalarda görülen sinirlilik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin birlikte oluşturduğu bir tablo olarak değerlendirilmelidir.' diye konuştu.</p>

<p>Beynimizi sıcak havanın olumsuz etkilerinden korumak için bazı önlemler alınabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, 'Gün boyunca, susamayı beklemeden düzenli sıvı tüketmek, özellikle öğle saatlerinde uzun süre doğrudan güneş altında kalmamak, kapalı ortamların yeterli havalandırılmasını sağlamak, düzenli ve kaliteli uyku almak, yoğun fiziksel aktiviteleri günün daha serin saatlerine planlamak gerekir. Yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireylerde sıcak stresine karşı daha dikkatli olunmalı. Terlemeyle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin dengeli biçimde yerine konmasına özen gösterilmeli. Beyin fonksiyonlarının sağlıklı sürdürülebilmesi için en kritik unsur, vücudun sıvı ve sıcaklık dengesinin korunmasıdır. Basit gibi görünen bu önlemler, sıcak havalarda bilişsel performansın korunmasına ve sıcaklığa bağlı nörolojik risklerin azalmasına önemli katkı sağlar.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/asiri-sicaklar-beyin-fonksiyonlarini-etkiliyor.webp" type="image/jpeg" length="99940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda omurga sağlığına dikkat]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sicak-havalarda-omurga-sagligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sicak-havalarda-omurga-sagligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak havaların artmasıyla birlikte sağlık sorunları da gündeme geldi. Uzmanlar, sıcak hava, omurga sağlığı açısından olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır özellikle aşırı sıcaklarla uğraştığımız şu yaz ayları, güneşli günler ve tatil dönemleriyle dolu olup, birçok kişi için dışarıda aktif olma ve spor yapma zamanı demektir. Ancak sıcak hava, vücudumuz üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratabilir, özellikle omurga sağlığımız açısından. Peki sıcak havanın omurga üzerindeki etkilerini nelerdir ? Bu etkileri minimize edebilmek için neler yapılabilir ?</p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>SICAK HAVANIN OMURGAYA ETKİLERİ</strong></span><br />
<br />
<strong>Kas Gevşemesi:</strong> Sıcak hava, kaslarımızın doğal olarak gevşemesine neden olabilir. Bu durum, omurgayı destekleyen kasların da gevşemesi anlamına gelir. Gevşemiş kaslar, bel ve boyun bölgesinde yaralanmalara daha açık hale gelmeye yol açabilir.</p>

<p><strong>Dehidrasyon: </strong>Yüksek sıcaklıklarda yeterli su almadığımızda, vücudumuz susuz kalabilir. Dehidrasyon, kasların sağlıklı çalışmasını etkileyebilir ve kas kramplarına yol açabilir. Bu durum, omurgada daha fazla baskı oluşturarak ağrılara sebep olabilir.</p>

<p><strong>Aşırı Aktivite: </strong>Yaz mevsiminde, açık hava etkinlikleri ve spor aktiviteleri artar. Ancak, aşırı fiziksel aktiviteler, omurgayı zorlayabilir. Özellikle uzun süreli veya yoğun egzersiz, bel ve sırt hücrelerinde yaralanmalara yol açabilir.</p>

<p><strong>Postür Problemleri: </strong>Sıcak havalarda, uzun süre oturmanın ve kötü postürün etkisi daha fazla hissedilebilir. Düzgün oturmamak, omurganın doğal eğrisini bozarak bel ve sırt ağrılarına sebep olabilir. Bu durum, özellikle ofis ortamında çalışanlarda sıkça karşılaşılan bir sorundur.</p>

<p><strong>Öneriler:</strong><br />
<strong>Yeterince Su İçin: </strong>Günde en az 2-3 litre su içmeye çalışın. Egzersiz yapıyorsanız, sıvı alımınıza dikkat edin.</p>

<p><strong>Dengeli Aktiviteler: </strong>Fiziksel aktivitelerinizi dengeli bir şekilde düzenleyin. Güçlü ve hafif egzersizler arasında denge kurarak vücudunuzu aşırı zorlamaktan kaçının.</p>

<p><strong>Doğru Postür:</strong> Çalışma alanınızda ergonomik bir sandalye kullanmaya özen gösterin. Bilgisayar ekranı göz hizasında olmalı ve ayaklarınız yere tam olarak basmalı.</p>

<p><strong>Esneme Egzersizleri: </strong>Her gün birkaç dakika ayırarak boyun, bel ve sırt kaslarınızı esnetin. Dönme, eğilme gibi hareketlerle kaslarınızı güçlendirin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Güneş Koruma: </strong>Sıcak havalarda açık alanda daha fazla zaman geçirdiğimiz için cildimizi güneşten koruyalım. Güneş kremi kullanarak hem cilt sağlığımızı korumuş oluruz hem de aşırı sıcaklardan kaçınırız.</p>

<p><strong>Yanlış Su Derinliğine ve Yüksekten Atlamaya Dikkat: </strong>Atlama yapmadan önce suyun derinliğini kontrol etmemek kıymetli bir hata olabilir. Sığ sularda atlamak, baş ve boyun yaralanmalarına yol açabilir. Yol açabileceği yaralanmalar arasında omurga kırıkları ve çıkıkları yer alır. Yüksekten atlama, vücudu daha fazla darbeye maruz bırakır. Düşme anında omurgadaki baskı artar ve bu da yaralanma riskini yükseltir. Aniden soğuk suya girmenin de ani kas kasılmalarına ve omurga sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır.<br />
<br />
Doç. Dr. Ahmet İnanır, <i><strong>"Sıcak hava, omurga sağlığımız üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Ancak, alacağımız önlemlerle bu etkileri azaltmak mümkündür. Unutmayın, sağlıklı bir omurga, sağlıklı bir yaşamın temelidir. Yaz aylarının tadını çıkarırken, sağlığınızı ön planda tutmayı ihmal etmeyin"</strong></i> dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sicak-havalarda-omurga-sagligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/sicak-havalarda-omurga-sagligina-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="16497"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri yeniden düzenlendi. Hizmetlerin koordinasyonu güçlendirilirken, başvurudan taburculuğa kadar tüm süreçler dijital sistemler üzerinden takip edilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin sunumuna ilişkin kapsamlı bir düzenlemeye imza attı. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 'Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik' ile hizmetlerin planlanması, koordinasyonu ve denetimine yönelik yeni esaslar belirlendi. Yeni düzenlemeyle evde sağlık hizmetleri ile palyatif bakım hizmetlerinin birinci basamak sağlık hizmetleri, hastaneler ve uzaktan sağlık uygulamalarıyla entegre şekilde yürütülmesi amaçlandı. Yönetmelik kapsamında, il sağlık müdürlükleri bünyesinde Evde Sağlık Koordinasyon Merkezleri (ESKOM) kurulacak ve hizmetlerin il genelindeki koordinasyonu bu merkezler tarafından sağlanacak.</p>

<p>Evde sağlık hizmeti başvuruları e-Nabız, çağrı merkezi ve diğer dijital kanallar üzerinden alınabilecek. Başvurular en geç üç gün içinde sonuçlandırılacak, uygun görülen hastalara ilk ev ziyareti aynı süre içinde gerçekleştirilecek. Yönetmelikle birlikte evde sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek kişiler de netleştirildi. Cihaza, yatağa veya eve bağımlı hastalar ile yaşlılığı nedeniyle sağlık hizmetine erişimde güçlük yaşayan kişiler evde sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek. Palyatif bakım hizmetlerinde de önemli değişikliklere gidildi. Hastanelerde açılacak palyatif bakım servislerinin yatak kapasitesi, nüfus ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak planlanacak. Ayrıca çocuk hastalara yönelik özel palyatif bakım servisleri kurulabilecek. Yeni düzenleme kapsamında evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde dijital kayıt sistemi zorunlu hale getirilirken, tüm süreçlerin elektronik ortamda izlenmesi ve raporlanması sağlanacak.</p>

<p>Hizmetlerin kalite standartları düzenli olarak denetlenecek, hasta güvenliği ve bakım sürekliliğinin artırılması hedeflenecek. Öte yandan, mevcut evde sağlık ve palyatif bakım birimlerinin ise yeni düzenlemeye uyumlu şekilde yeniden tescil işlemlerini bir yıl içinde tamamlaması gerekecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260623-1.htm" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem.webp" type="image/jpeg" length="77547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ŞEHİR HASTANESİ'NDE KRİTİK İNCELEME]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sehir-hastanesinde-kritik-inceleme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sehir-hastanesinde-kritik-inceleme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı heyeti, yapımı devam eden Sakarya Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Çalışmaların son durumu yerinde değerlendirilirken, proje süreci hakkında detaylı bilgi alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BAKANLIK HEYETİ SAHADA</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürü Mehmet Fidan, Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü İnşaat Uygulama 2. Daire Başkan Vekili Mustafa Sakarya ve Kayhan Özdemir, yapımı süren Sakarya Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Heyet, devam eden çalışmaları yerinde takip ederek proje hakkında değerlendirmeler yaptı.</p>

<p><img alt="Bakanlik (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1820" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/06/bakanlik-3.jpg" width="2730" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÇALIŞMALAR HAKKINDA BİLGİ ALDILAR</strong></p>

<p>Ziyaret kapsamında inşaatın mevcut durumu, tamamlanan bölümler ve devam eden çalışmalar ele alındı. Yetkililerden bilgi alan heyet, projenin ilerleyişi ve planlanan süreçlerle ilgili incelemelerde bulundu.</p>

<p><img alt="Bakanlik (2)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1820" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/06/bakanlik-2-1.jpg" width="2730" /></p>

<p><strong>SAĞLIK ALTYAPISINA GÜÇLÜ KATKI</strong></p>

<p>Tamamlandığında bölgenin sağlık hizmetleri kapasitesini önemli ölçüde artırması beklenen Sakarya Şehir Hastanesi'nin, modern donanımı ve geniş hizmet alanlarıyla vatandaşlara hizmet vermesi hedefleniyor. Çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdürüldüğü belirtildi.</p>

<p><img alt="Bakanlik (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1820" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/06/bakanlik-1.jpg" width="2730" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sehir-hastanesinde-kritik-inceleme</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 17:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/06/bakanlik-1.jpg" type="image/jpeg" length="83869"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
