<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Medya Detay Bilişim Teknolojileri - Sakarya'dan Güncel Haber</title>
    <link>https://www.medyadetay.com</link>
    <description>MedyaDetay; Sakarya ve çevre illerinden 7 gün 24 saat doğru, tarafsız, kesintisiz, anlık ve son dakika haberlerini deneyimli kadrosuyla okuyucularına buluşturuyor. Okuyucularımızın doğru, tarafsız, güncel ve hızlı habere ulaşması için profesyonel kadromuzla kaliteli hizmet veriyoruz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medyadetay.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2021. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 14:32:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite hastalığı bel ağrısını tetikliyor!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık ve yaşam koşullarınıniyileşmesi nedeniyle artan yaşlı nüfusun yanı sıra obeziteoranlarının da yükseldiği günümüzde eklem ve bel ağrılarınabağlı şikayetler de artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, uzayan ortalama yaşam süresi, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarınınbel hastalıklarına davetiye çıkardığını söyledi. Omurganın vücudun temel taşıyıcısıolduğunu ve artan yaşla birlikte kas - iskelet yapısınınbozulmaya başladığını belirten Uzm. Dr. Arman Öztürk, herbel ağrısının fıtık nedeniyle olmadığını bu konuda uzman hekimin doğru tedaviyi uygulaması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI</strong></p>

<p>Bel ağrısı tedavisinin kişiye özelplanlanması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, 'Belağrısı uzun süredir var olan ve tıp insanlarının da üzerinde durduğu önemli konulardan biri olduğuna dikkati çekerek, 'Eğer hastada bel ağrısı ve hafifkalça ağrısı varsa, ağrı bacağa ve dizin altına doğruyayılmıyorsa, kuvvet kaybı ve ciddi uyuşma yoksa ya da idrar,büyük abdest tutamama gibi belirtiler yoksa bel fıtığı olma ihtimali de düşük oluyor. Bu belirtilerin olmadığı belağrılarının neredeyse yüzde 90'ı fıtık ilişkisiz olarak belirlenmiş. Hatta kişinin MR'ında fıtık çıksa bile bu ağrınınfıtık ilişkisiz olduğu gösterilmiş. Çünkü her fıtığın derecesi aynı olmuyor, vücut zaman içinde kendisini onarabiliyor. Fıtık aslında omurga yaşlanmasının doğal bir eşlikçisiolarak görülüyor' diye konuştu.</p>

<p><img height="380" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/13/uzm-dr-arman-o-ztu-rk-103854337-1776083409-99-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AŞIRI KİLO VE HAREKETSİZ YAŞAM RİSKİ ARTIRIYOR</strong></p>

<p>Bel ağrısında muayene hasta hikayesi ve şikayetlerinin yol gösterici olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Arman Öztürk, 'Hastanın MR sonucuna göre fıtık olmadığınakarar verdiğimizde eğer aşırı kilo varsa hastanın kilo vermesi için yönlendirdiklerini belirterek, 'Verilen her kilo bel üzerindeki baskınında azalmasını sağlıyor. Hastamızın günlük yaşam aktivitelerini düzenliyoruz. Bunlar, araba kullanırken cüzdanı cebine bir cebine koyup asimetrik oturuşlar yapmamak. Masa veya bilgisayar başında çok çalışıyorsa kambur ya da kaykılarak oturuşlar yapmamak. Ağır sırt çantaları ya da tek kola takılan asimetrik yükleri mümkün olduğunca hayatından uzaklaştırmak' olarak sıraladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahi müdahalenin en son çare olarak uygulandığını dile getiren Uzm. Dr. Öztürk, ' Eğer hastanın bacağında kuvvet kaybı veciddi uyuşma varsa ya da idrar, büyük abdest tutamama gibi belirtiler bulunuyorsa hızlıca cerrahi müdahaleye yönlendiriyoruz. Tabi bel ağrısı için önerdiğimiz günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi ve obeziteden uzak durulması gibikonular burada da geçerli oluyor. Her hastanın durumu farklılık gösterdiği için tanı ve tedavinin de mutlaka uzman hekimlergözetiminde yürütülmesi büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/04/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="36265"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepçe kulakta ameliyatsız tedavi yenidoğan döneminde mümkün]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, kepçe kulağın yenidoğan döneminde ameliyatsız yöntemlerle düzeltilebildiğini ve ilerleyen yaşlarda cerrahiyle kalıcı çözüm sağlanabildiğini paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kepçe kulak, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen estetik bir durum olarak dikkat çekiyor. Kulakların baş ile normalden daha fazla dışa doğru durmasıyla tanımlanan kepçe kulağın tıbbi adının otapostaz olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, özellikle erkeklerde kısa saç kullanımı nedeniyle daha belirgin hale geldiğini dile getirdi. Prof. Dr. Üstündağ, yenidoğan döneminde yapılan müdahalelerin etkili olabildiğini belirterek, bu dönemde ameliyatsız tedavinin mümkün olduğunu söyledi. Tedavi seçeneklerini değerlendiren Prof. Dr. Üstündağ, 'Bebeklerde ilk aylarda özel bant veya kalıplarla düzeltme yapılabilirken, çocuk ve yetişkinlerde kepçe kulak görünümü otoplasti denilen kulak estetiği ameliyatı ile kalıcı olarak düzeltilebilir. Kulak gelişiminin yaklaşık yüzde 90'ı tamamlanmış olacağı için en ideal dönem 5-6 yaş sonrasıdır. Yetişkinlerde ise her yaşta uygulanabilir. Genellikle 5-6 yaşından sonra yapılan bu işlem, kulakların başa daha yatık ve doğal görünmesini sağlamak amacıyla uygulanır. Ameliyat sırasında kulak arkasından küçük bir kesi yapılır, kulak kıkırdağı yeniden şekillendirilir (antiheliks plasti) ve kulağın baş ile arasındaki açı azaltılır. Gerekirse kıkırdağın bir kısmı inceltilir veya dikişlerle yeni şekil verilir. Kesi, kulak arkasında kaldığı için iz genellikle görünmez. Ortalama 45 dakika ile 2 saat süren bu operasyon çoğu zaman günübirliktir ve hasta aynı gün evine dönebilir' diye konuştu.</p>

<p><strong>AMELİYATTAN BİR HAFTA SONRA NORMALE DÖNÜŞ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyat sonrasına da değinen Prof. Dr. Üstündağ, 'Operasyon sonrası kulaklara bandaj veya tenisçi bandı gibi bir bant takılır. İlk bandaj genellikle 3-7 gün kalır. Sonrasında birkaç hafta gece bandı önerilebilir. Çoğu kişi 1 hafta içinde normal hayatına döner. Genellikle güvenli bir ameliyat olsa da nadiren; enfeksiyon, kanama, dikişlerin açılması ve kulakta hafif asimetri gibi durumlar görülebilir. Ancak bu nadir yan etkilerin yanında işlemin başarı oranının yüzde 90'dan fazla olduğunu bilmek gerekir' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/04/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun.webp" type="image/jpeg" length="71817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile Hekimliği Yönetmeliği'nde online muayene dönemi!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-online-muayene-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-online-muayene-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı. Uzaktan sağlık hizmeti, şiddet durumlarında işlem prosedürleri ve aile hekimliği sözleşmelerinde yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, bugün yayımlanan Resmî Gazete ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı.</p>

<p>Yönetmelikte yapılan düzenlemelerle, aile hekimliği uygulamasında hem hizmet sunumu hem de sözleşme ve yerleştirme süreçleri güncellendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre yönetmeliğe eklenen önemli değişiklikler arasında, aile hekimlerinin evde ve uzaktan sağlık hizmeti sunabilmesi,<strong> </strong>vekalet veya görevlendirme durumunda birimin tüm işlemlerini yapabilmesi yer alırken, sağlık hizmeti sırasında yaşanan şiddet olaylarında, şiddet uygulayan kişilerin aile hekiminden farklı aile sağlığı merkezine yönlendirilmesi düzenlendi.</p>

<p>Sözleşmeli aile hekimliği ve aile sağlığı çalışanlarına ilişkin hükümler de güncellendi.</p>

<p>Bedelli askerlik yapan ve ücretsiz izne ayrılan aile hekimlerine sözleşme önceliği sağlanırken, münhal pozisyonlara Devlet hizmeti yükümlülüğü kurasıyla atama yapılabilecek.</p>

<p>Yönetmelikte ayrıca, aile sağlığı merkezlerinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerle ilgili yükümlülükler netleştirildi; teknik ve tıbbi cihazların, bilgisayar ve yazılımın esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilmesi kararlaştırıldı. Ortak kullanım alanlarındaki malzemelerin devredilemeyeceği ve kullanımının engellenemeyeceği hükme bağlandı. Bunlara ek olarak, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının hizmet sundukları tüm verilerin Bakanlıkça belirlenen sistemler dışında kayıt edilemeyeceği, uyum eğitiminin en geç 3 ay içinde tamamlanacağı ve güvenlik kamera sistemi standartlarının uygulanacağı düzenlemeleri getirildi.</p>

<p>Yönetmelikteki değişiklikler, aile hekimliği birimlerinde 1 Eylül 2026 tarihine kadar uygulanacak.</p>

<p>Söz konusu yönetmelik değişikliğinin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260409-6.htm" rel="nofollow"><strong>tıklayın.</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-online-muayene-donemi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/04/aile-hekimligi-yonetmeliginde-online-muayene-donemi.webp" type="image/jpeg" length="81514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söğütlü Semt Polikliniği hizmete başladı]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sogutlu-semt-poliklinigi-hizmete-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sogutlu-semt-poliklinigi-hizmete-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Söğütlü ilçesinde sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirecek önemli bir adım daha atıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Söğütlü Toplum Sağlığı Merkezi tarafından kullanılan bina, yapılan düzenlemelerin ardından Yenikent Devlet Hastanesi Söğütlü Semt Polikliniği hizmete başladı.</p>

<p><img alt="Sogutlu Semt Poliklnigi3" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/sogutlu-semt-poliklnigi3.jpg" width="800" /><br />
Söğütlü Kaymakamı Mehmet Göze, Söğütlü Belediye Başkanı Selçuk Kurt, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, Söğütlü Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Kürşat Şaşmaz, Belediye Meclisi üyeleri, AK Parti Söğütlü İlçe Başkanı Suat Dirhemci, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Özcan Öktem ve Yenikent Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Alaçam yeni hizmete başlayan semt polikliniğini ve aile sağlığı merkezini ziyaret etti.</p>

<p><img alt="Sogutlu Semt Poliklnigi2" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/sogutlu-semt-poliklnigi2.jpg" width="800" /><br />
Yeni düzenleme ile birlikte Söğütlü ve çevresinde yaşayan vatandaşlarımız gece saat 24.00’e kadar yeşil alan poliklinik hizmeti, enjeksiyon, pansuman gibi birçok hizmete daha hızlı ulaşabilecek. Semt polikliniğinde haftanın belirli günleri çeşitli branşlarda hizmet verilecek.</p>

<p><img alt="Sogutlu Semt Poliklnigi4" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/sogutlu-semt-poliklnigi4.jpg" width="800" /></p>

<p><img alt="Sogutlu Semt Poliklnigi5" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/sogutlu-semt-poliklnigi5.jpg" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sogutlu Semt Poliklnigi6" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/sogutlu-semt-poliklnigi6.jpg" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sogutlu-semt-poliklinigi-hizmete-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/04/sogutlu-semt-poliklnigi1.jpg" type="image/jpeg" length="30627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sakarya Büyükşehir’de otizm farkındalığı]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sakarya-buyuksehirde-otizm-farkindaligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sakarya-buyuksehirde-otizm-farkindaligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikoloğu Dilara Demiröz, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikoloğu Dilara Demiröz, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Açıklamalarında erken tanı ve doğru desteğin kritik rolüne işaret eden Demiröz, toplumun bilinçlenmesinin süreci doğrudan etkilediğini ifade etti.</p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>OTİZM BİR HASTALIK DEĞİL, GELİŞİMSEL FARKLILIKTIR</strong></span><br />
Otizmin doğuştan geldiğini veya yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Demiröz, <em><strong>“Otizm bir hastalık değil yapısal farklılıktır. Beynin farklı çalışması nedeniyle sosyal etkileşim ve iletişimde bazı sınırlılıklar görülebilir. Bu süreci doğru eğitim ve destekle yönetmek gerekir”</strong></em> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>TOPLUMDAKİ YANLIŞ ALGILARA DİKKAT</strong></span><br />
Otizmli bireylerin <em><strong>“duygusuz”</strong></em> olduğu düşüncesinin doğru olmadığını belirten Demiröz, bu bireylerin iletişim kurmak için farklı yollar kullandığını söyleyerek, <em><strong>“Her otizmli birey dahi değildir. Her bireyin kendine özgü yetenekleri ve zorlukları vardır” </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Sakarya Buyuksehir Otizm Farkindaligi" class="detail-photo img-fluid" height="527" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/sakarya-buyuksehir-otizm-farkindaligi.JPG" width="790" /><br />
<span style="color:#e74c3c"><strong>BELİRTİLER ERKEN YAŞTA FARK EDİLEBİLİR</strong></span><br />
Otizm belirtilerinin genellikle 18-24 ay arasında belirginleştiğini aktaran Demiröz, <em><strong>“Bazı belirtiler erken yaşta görülebilir. Göz teması kurmama, isme tepki vermeme ve tekrarlayıcı hareketlerin dikkatle izlenilmeli. 6-12 ay arasında bile bazı ipuçları fark edilebilir”</strong></em> dedi.</p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>“ANLAYIŞ EN GÜÇLÜ İLAÇTIR”</strong></span><br />
Otizme yaklaşımda en önemli unsurun anlayış olduğunu vurgulayan Demiröz, <em><strong>“Otizm bir eksiklik değil, hayatı farklı bir işletim sistemiyle algılamaktır. Anlayış ise bu sistemin en güçlü ilacıdır”</strong></em> dedi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sakarya-buyuksehirde-otizm-farkindaligi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/04/dilara-demiroz.JPG" type="image/jpeg" length="95813"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sakarya’da evde sağlıkta bir yılda  70 bin ziyaret gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sakaryada-evde-saglikta-bir-yilda-70-bin-ziyaret-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sakaryada-evde-saglikta-bir-yilda-70-bin-ziyaret-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen evde sağlık hizmetlerine ilişkin değerlendirme toplantısı, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir başkanlığında gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplantıda, evde sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ele alınarak sunulan hizmetlerin etkinliği, erişilebilirliği ve vatandaş memnuniyeti değerlendirildi. Ayrıca hizmet kapasitesinin artırılmasına yönelik planlamalar ve saha uygulamalarına ilişkin istişarelerde bulunuldu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 03 16 At 10.54.04" class="detail-photo img-fluid" height="1032" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-16-at-105404.jpeg" width="1748" /></p>

<p>Paylaşılan verilere göre, 2025 yılı boyunca evde sağlık hizmetleri kapsamında 19 bin 422 hastaya ulaşıldı, 70 bin 373 ev ziyareti gerçekleştirildi. Aynı dönemde 126 bin 685 mobil sağlık hizmeti sunulurken, 11 bin 354 hastaya nakil hizmeti sağlandı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 03 16 At 10.54.04 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="692" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-16-at-105404-1.jpeg" width="1200" /></p>

<p>2026 yılının ilk iki ayında ise çalışmalar hız kesmeden devam etti. Bu kapsamda 3 bin 319 hastaya ulaşılırken, 11 bin 751 ev ziyareti gerçekleştirildi. 22 bin 571 mobil sağlık hizmeti sunulurken, bin 929 hastaya nakil hizmeti verildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 03 16 At 10.54.02" class="detail-photo img-fluid" height="986" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-16-at-105402.jpeg" width="1536" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıda, evde sağlık hizmetlerinin özellikle yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı bireyler için büyük önem taşıdığı vurgulanarak, hizmetlerin daha geniş kitlelere ulaştırılması adına çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 03 16 At 10.54.02 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1094" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-16-at-105402-2.jpeg" width="1536" /><img alt="Whatsapp Image 2026 03 16 At 10.54.02 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="980" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-16-at-105402-1.jpeg" width="1536" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sakaryada-evde-saglikta-bir-yilda-70-bin-ziyaret-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-03-16-at-105404.jpeg" type="image/jpeg" length="36693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek riskli gebelik ameliyatlarında “Ototransfüzyon” dönemi]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/yuksek-riskli-gebelik-ameliyatlarinda-ototransfuzyon-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/yuksek-riskli-gebelik-ameliyatlarinda-ototransfuzyon-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Kliniği’nde, plasentanın rahim duvarına normalden daha derin yapışmasıyla ortaya çıkan yüksek riskli gebeliklerde “ototransfüzyon” yöntemi uygulanmaya başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Klinikte yapılan uygulamada, ameliyat sırasında karın boşluğunda biriken kan özel cihazlarla toplanıp temizlenerek yeniden hastaya veriliyor. Hastanın kendi kanının kullanılması sayesinde alerjik reaksiyon riskinin ortadan kalktığı, yöntemin bu yönüyle güvenli olduğu belirtildi.</p>

<p>Yetkililer, deneyimli ekip tarafından uygulandığında komplikasyon riskinin oldukça düşük olduğunu vurgulayarak, şimdiye kadar uygulanan 15 vakanın tamamında rahmin korunduğunu ve hiçbir hastada kan bankasından transfüzyon ihtiyacı doğmadığını ifade etti.</p>

<p>Yöntemin özellikle yoğun kanama riski bulunan plasenta invazyonu vakalarında tercih edildiği, bu sayede hem hastanın doğurganlığının hem de genel sağlığının korunmasının hedeflendiği aktarıldı.</p>

<p><img alt="Riskli Gebelik2" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/riskli-gebelik2.jpg" width="800" /></p>

<p>Daha önce kalp-damar, ortopedi ve travma cerrahisinde kullanılan ototransfüzyonun, kadın doğum alanında sınırlı sayıda merkezde uygulandığına dikkati çeken uzmanlar, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ve yöntemin belirli hasta gruplarında kullanılmaya devam ediliyor.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda hastanede perinatoloji (yüksek riskli gebelik) uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. Selçuk Özden, yaklaşık 2 yıllık araştırma sürecinin ardından yöntemi başarıyla uygulamaya başlandı.</p>

<p>Yöntem kapsamında, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kan özel cihazlar (Cell Saver-hücre kurtarıcı) aracılığıyla toplanıp filtrelenerek yeniden hastaya veriliyor. Bu sayede dışarıdan kan nakline duyulan ihtiyaç önemli ölçüde ortadan kaldırılıyor.</p>

<p><img alt="Riskli Gebelik4" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/riskli-gebelik4.jpg" width="800" /></p>

<p>Türkiyede bu yöntemi uygulayan ilk kadın doğum kliniği. Bu olgularda literatürde yüzde 50 ile 100 arasında rahimin alınması söz konusuyken, hastaların yaklaşık yüzde 95’inde rahimi koruyarak ameliyat gerçekleştirebiliyor. Bu durum, hastanın doğurganlığının korunması açısından son derece önemli.</p>

<p>Ameliyat olan hasta Sezen Terzioğlu, sürece ilişkin yaşadıklarını şöyle anlattı; “Bu, 10 yıl aradan sonra ikinci doğumum. Bebeğim şu an 40 günlük. Hamilelik sürecinde özel bir hastanede takip ediliyordum. Doktorum, ‘plasenta perkreta’ teşhisi koyunca beni Selçuk Özden hocaya yönlendirdi. Selçuk Hoca da aynı teşhisi koydu ve karşılaşabileceğimiz tüm riskleri detaylı şekilde anlattı. Rahmin alınması ya da mesane duvarının zarar görmesi gibi ihtimallerden bahsetti.</p>

<p>Takip sürecim oldukça uzun sürdü. Yaklaşık bir buçuk ayı evde istirahat ederek geçirdim. Daha sonra doğumum gerçekleşti. Çok şükür, bahsedilen risklerin hiçbiri yaşanmadı. Ameliyat yaklaşık 2,5-3 saat sürdü.</p>

<p><img alt="Riskli Gebelik5" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/riskli-gebelik5.jpg" width="800" /></p>

<p>Ameliyat sırasında karın boşluğumda biriken kendi kanım toplanıp filtrelenerek tekrar bana verildi. Bu sayede dışarıdan kan almaya ihtiyaç duyulmadan operasyon tamamlandı. Şu an hem ben hem de bebeğim çok iyiyiz. Selçuk Hoca’ya ve tüm sağlık ekibine teşekkür ediyorum.”</p>

<p>Riskli gebelik süreci geçiren Ayşen Bölükbaş ise, “Bu benim ikinci gebeliğim. İlk doğumumu özel bir hastanede yapmıştım. İkinci gebeliğimde de yine aynı doktorumla takibe başladık. Ancak gebeliğimin 13. haftasında doktorum beni ‘plasenta previa’ tanısıyla riskli gebelik kapsamında yönlendirdi. Bu süreçte Selçuk Özden ile tanıştık. Selçuk Bey de yaptığı muayenelerde tanıyı netleştirdi ve karşılaşabileceğimiz tüm riskleri ayrıntılı şekilde anlattı.</p>

<p>Takibimiz bu şekilde devam etti. 33 hafta 1 günlükken yaşadığım kanama nedeniyle hastaneye başvurdum ve yatışım yapıldı. Ardından doğumum gerçekleşti. Plasentamın ileri seviyede olması nedeniyle rahmin alınabileceği ihtimali vardı. Hatta plasenta ilerleyerek çevre dokulara kadar ulaşmıştı. Ancak doktor bey tüm süreç boyunca yanımda oldu ve yapılacakları sürekli anlattı.</p>

<p>Çok şükür, rahmim alınmadan ve herhangi bir komplikasyon yaşanmadan bu süreci atlattık. Ameliyat sırasında vücudumdan çıkan kan filtrelenerek tekrar bana verildi. Bu sayede dışarıdan kan ihtiyacı oluşmadı. Olası bir durum için önlem olarak kan hazır bulundurulmuştu ancak buna gerek kalmadı.</p>

<p>Ameliyat sonrasında da herhangi bir sorun yaşamadım. Sürecim oldukça rahat geçti. Doktor beye ve tüm ekibe teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Riskli Gebelik3" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/riskli-gebelik3.jpg" width="800" /></p>

<p>Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, aynı zamanda Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Ameliyathanesi Sorumlusu Ayça Taş Tuna, hücre kurtarma (ototransfüzyon) tekniklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Tuna, hücre kurtarma yönteminin kanamalı hastalarda dünya genelinde uygulanan en güncel ve önemli yaklaşımlardan biri olduğunu belirterek, “Bu teknik, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kendi kanının toplanarak yeniden hastaya verilmesine dayanır” dedi.</p>

<p>Bu sayede dışarıdan yapılacak kan nakillerine bağlı risklerin azaltıldığını vurgulayan Tuna, “Dışarıdan verilen kanda alerjik reaksiyonlar, enfeksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacına kadar gidebilecek komplikasyonlar görülebilir. Hücre kurtarma yöntemiyle bu riskleri büyük ölçüde önlemiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Tuna, söz konusu yöntemin Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde özellikle sezaryen ameliyatlarında ve kanama riski yüksek hastalarda sıkça uygulandığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Özden de, ototransfüzyon yöntemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><img alt="Riskli Gebelik6" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/riskli-gebelik6.jpg" width="800" /></p>

<p>Özden, ototransfüzyonun güvenli bir uygulama olduğunu belirterek, “Hastanın kendi kanını kullanıyoruz. Antijenik bir özelliği olmadığı için herhangi bir reaksiyon gelişmez. Ameliyat sırasında karın boşluğunda biriken kanı toplayıp temizleyerek yeniden hastaya verebiliyoruz. Bu yönüyle oldukça güvenlidir” dedi.</p>

<p>Her tıbbi uygulamada olduğu gibi bazı risklerin söz konusu olabileceğini ifade eden Özden, “Hava embolisi gibi komplikasyonlar teorik olarak mümkündür ancak bu yöntemi bilen deneyimli bir ekip tarafından uygulandığında bu riskler ortadan kalkar. Nitekim şu ana kadar uyguladığımız 15 vakanın hiçbirinde komplikasyon yaşanmadı” diye konuştu.</p>

<p>Uygulanan vakaların tamamında rahmin korunduğunu vurgulayan Özden, “15 hastanın 15’inde de rahmi koruduk. Ancak bu durum her hasta için geçerli olmayabilir. Hastanın hayatını riske sokacak bir durum varsa rahim alma ameliyatı geciktirilmeden yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Rahmin korunmasının sadece doğurganlık açısından değil, hastanın psikolojik durumu açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Özden, “Rahim bir organdır ve alınması hastanın özgüvenini de etkileyebilir. Biz bu yöntemle hem organı hem de doğurganlığı korumuş olduk” dedi.</p>

<p>Ototransfüzyon sayesinde çoklu kan nakillerine bağlı risklerin de önüne geçildiğini belirten Özden, alerjik reaksiyon gibi komplikasyonların da bu yöntemle azaltıldığını söyledi.</p>

<p>Dünya genelinde plasenta invazyonu vakalarında klasik yaklaşımın sezaryen sırasında rahmin alınması olduğunu hatırlatan Özden, “Biz yaklaşık 15 yıldır bu yöntemi uygulamıyoruz. Daha önce rahim koruma oranımız yüzde 90 civarındaydı, bu yöntemle yüzde 100’e ulaştık” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yöntemin özellikle yoğun kanama riski bulunan hastalarda uygulandığını ifade eden Özden, “Her obstetrik kanamada kullanmıyoruz. Daha çok plasenta invazyonu olan, ciddi kanama beklenen hastalarda tercih ediyoruz” diye konuştu.</p>

<p>Ototransfüzyonun uzun yıllardır kalp-damar, ortopedi ve travma cerrahisinde kullanıldığını belirten Özden, obstetrik alandaki kullanımının ise sınırlı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Ameliyatlarda ciddi miktarda kanın geri kazanıldığını vurgulayan Özden, “Bir hastamızda yaklaşık 6 litre kan topladık ve temizleyerek tekrar hastaya verdik. Bu sayede ameliyat sırasında ve sonrasında banka kanına ihtiyaç duymadık” dedi.</p>

<p>Özden, elde edilen sonuçların son derece memnuniyet verici olduğunu sözlerine ekledi. / <strong>Mehmet KARAKAŞ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/yuksek-riskli-gebelik-ameliyatlarinda-ototransfuzyon-donemi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/riskli-gebelik1.jpg" type="image/jpeg" length="63791"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar böbrek sağlığı  için SGM’de buluştu]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/uzmanlar-bobrek-sagligi-icin-sgmde-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/uzmanlar-bobrek-sagligi-icin-sgmde-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi, toplumda giderek artan böbrek hastalıklarına dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla alanında uzman isimlerin katıldığı “Herkes İçin Böbrek Sağlığı” başlıklı bilgilendirme programını gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÖBREK HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ VE RİSKLERİ DETAYLANDIRILDI</strong></p>

<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi, toplumda giderek artan böbrek hastalıklarına dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla alanında uzman hekimlerin katıldığı “Herkes İçin Böbrek Sağlığı” başlıklı farkındalık programı düzenledi. Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bilim Dalı iş birliğiyle gerçekleştirilen programın moderatörlüğü Prof. Dr. Hamad Dheir üstlenirken, konuşmacı olarak Doç. Dr. Mahmud İslam yer aldı. Programda böbreklerin vücuttaki görevleri, hastalıkların erken belirtileri ve risk faktörleri detaylı şekilde ele alındı.</p>

<p><img alt="Sağlik (4)-4" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/saglik-4-4.JPG" width="2000" /></p>

<p><strong>ERKEN TANININ ÖNEMİ VURGULANDI</strong></p>

<p>Programda özellikle tansiyon ve diyabet gibi hastalıkların böbrek sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekilerek, erken teşhisin hayati öneme sahip olduğu ifade edildi. Katılımcılara ayrıca günlük yaşamda böbrek sağlığını korumaya yönelik öneriler de sunuldu.</p>

<p><img alt="Sağlik (3)-4" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/saglik-3-4.JPG" width="2000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“RİSK GRUBUNDAKİLER DÜZENLİ TAKİP ŞART”</strong></p>

<p>Programın moderatörü Prof. Dr. Hamad Dheir, “Böbrek hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerler. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşıyor. Basit kontrollerle ciddi hastalıkların önüne geçmek mümkündür. Özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli takiplerini ihmal etmemesi gerekiyor” dedi.</p>

<p><img alt="Sağlik (2)-7" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/saglik-2-7.JPG" width="2000" /></p>

<p><strong>“BÖBREK YAŞINIZI BİLİYOR MUSUNUZ?”</strong></p>

<p>Konuşmacı Doç. Dr. Mahmud İslam ise, “Kaç kişi böbrek yaşını biliyor?” diye sorarak, “Böbrek yaşının bilinmesi erken teşhis açısından oldukça önemlidir. Herkesin düzenli kontroller yaptırarak bu değeri öğrenmesi gerekiyor. Yeterli su tüketimi ve dengeli beslenme böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynar” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Sağlik (1)-5" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/saglik-1-5.JPG" width="2000" /></p>

<p><strong>YOĞUN KATILIM GERÇEKLEŞTİ</strong></p>

<p>Programa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Mustafa Özer, Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Güneysu ile Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ahmet Öksüzoğlu’nun yanı sıra çok sayıda vatandaş katılım sağladı.</p>

<p><img alt="Sağlik (5)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/saglik-5-1.JPG" width="2000" /></p>

<p><strong>“BU TÜR FARKINDALIK PROGRAMLARINI ÖNEMSİYORUZ</strong>”</p>

<p>Programda konuşan Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Mustafa Özer, “Toplum sağlığını önceleyen çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Böbrek sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak ve erken tanının önemini anlatmak adına bu tür programları önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN BİLİNÇLENDİRME</strong></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen programda, toplumda yaygın olarak bilinen yanlışlara da değinilerek doğru bilinen yanlışlar sade ve anlaşılır bir dille aktarıldı. Katılımcılar, program sonunda merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltme fırsatı buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/uzmanlar-bobrek-sagligi-icin-sgmde-bulustu</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/saglik-3-4.JPG" type="image/jpeg" length="39593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser artık yaş tanımıyor!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/kanser-artik-yas-tanimiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/kanser-artik-yas-tanimiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser artık yaşlılık hastalığı olmaktan çıkıp gençlerin geleceğini tehdit eden toplumsal bir sorun haline gelirken araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam, obezite ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bedenleri savunmasız bıraktığını kanıtlıyor. 15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde özellikle kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde ciddi bir yükseliş mevcut.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerde ve genç erişkinlerde görülen kanser vakalarındaki bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Modern yaşamın getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşüm temel faktörler arasında görülüyor. Bunun yanı sıra çevresel maruziyetler de hastalık riskini tetikliyor. Gençlerdeki bu artış grafiğinde tıptaki teknolojik gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. Erken tanı yöntemlerindeki iyileşmeler sayesinde vakalar artık çok daha hızlı tespit edilebiliyor' dedi.</p>

<p>Gençlerde kanser artışındaki en büyük problemlerden birinin semptomların sıklıkla göz ardı edilmesi olduğunu dile getiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Gençlerin enerjik yapısı, ciddi belirtilerin basit yorgunluklar veya geçici hastalıklarla karıştırılmasına neden olarak tanı gecikmelerine yol açıyor. Oysa vücudun verdiği sinyalleri gençlik enerjisiyle maskelemek, hastalığa yayılma fırsatı tanıyor. Gençlerin kendi vücutlarındaki değişimlere karşı sergileyeceği bilinç düzeyi tedavinin başarı şansını doğrudan etkiliyor' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerde kanserin yayılım gösterdiği noktalar arasında omurganın hayati bir yer tuttuğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Merkezi sinir sistemi tutulumları arasında omurga metastazlarına sanılandan daha sık rastlanıyor. Bu nedenle gençlerde görülen, istirahatle geçmeyen ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sırt, bel veya boyun ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı' uyarısında bulundu.</p>

<p>Genç yaş grubundaki hastalar için kanserin sadece bir sağlık sorunu değil, yaşamın en aktif döneminde verilen zorlu bir sınav olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, 'Gençler ve genç erişkin hastalar, eğitim ve kariyer planlarının kesintiye uğraması, ağır psikolojik yükler ve uzun dönemli tedavi yan etkileriyle baş başa kalıyor. Hastalık sonrası hayatta kalım sürecinde ise sosyal hayata adaptasyon ve iş gücüne yeniden katılım, en az tıbbi tedavi kadar kritik bir önem taşıyor' açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Gençlerdeki kanser vakalarındaki artışının bireysel değil, toplumsal bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, 'Yaşa uygun tarama programlarının geliştirilmesi, psikososyal destek ağlarının örülmesi ve eşit sağlık hizmeti sunulması bu tablonun değişmesi için çok önem taşıyor. Genç yaşta görülen kanserler nadir değil. Erken farkındalık, doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımları ile bu tabloyu gençlerin lehine çevirmek mümkün' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/kanser-artik-yas-tanimiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/kanser-artik-yas-tanimiyor.webp" type="image/jpeg" length="20352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek sağlığı konuşulacak]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/bobrek-sagligi-konusulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/bobrek-sagligi-konusulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi, böbrek hastalıklarına dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla“Herkes İçin Böbrek Sağlığı” adlı bilgilendirme toplantısı düzenleyecek. 26 Mart Perşembe günü SGM’de gerçekleştirilecek program saat 13.30’da başlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi, toplumda giderek artan böbrek hastalıklarına dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla “Herkes İçin Böbrek Sağlığı” başlıklı program düzenliyor.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bilim Dalı iş birliğiyle düzenlenecek program, 26 Mart Perşembe günü saat 13.30’da Sosyal Gelişim Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Erken belirtiler ve risk faktörleri ele alınacak</strong><br />
Böbrek sağlığının korunması, hastalıkların erken belirtileri ve risk faktörleri ele alınacağı toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Hamad Dheir üstlenirken, konuşmacı olarak Doç. Dr. Mahmud İslam yer alacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sağlıklı yaşam için öneriler sunulacak</strong><br />
Program kapsamında katılımcılara, böbreklerin vücuttaki temel görevleri, hastalıkların erken uyarı işaretleri, günlük yaşamda böbrek sağlığını koruma yolları, tansiyon ve diyabet gibi risk faktörlerinin etkisi ile toplumda yaygın olan yanlış bilgiler sade ve anlaşılır bir dille aktarılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/bobrek-sagligi-konusulacak</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/bobrek-sagligi.jpg" type="image/jpeg" length="30459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O enfeksiyon göz sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, Toksoplazma Gondii'nin üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve ani görme değişikliklerinde vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini enfekte eden Toksoplazma Gondii parazitinin, enfeksiyona bağlı üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu açıkladı. Yıldırım, enfeksiyonun kalıcı görme kaybına yol açabileceğini belirterek, ani görme değişikliklerinde acilen göz hekimine başvurmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/25/1774349975-prof-dr-ozlem-y-ld-rm-1774427652-546-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AZ PİŞMİŞ ET, İYİ YIKANMAMIŞ SEBZE SİZİ GÖZÜNÜZDEN EDEBİLİR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toksoplazma Gondii paraziti başlıca kedilerde bulunuyor ve dışkı yoluyla toprak, su ve gıdalara bulaşabiliyor. İnsanlar parazitle enfekte etlenmiş çiğ ya da az pişmiş et, yıkanmamış sebze-meyve veya kirli su ile enfekte olabiliyor. Gebelikte ilk kez enfekte olan annelerde ise parazit plasenta yoluyla bebeğe geçebilir; erken dönemde bulaşma riski düşük olsa da ciddi sonuçlara yol açabilir, gebeliğin ileri dönemlerinde ise doğumsal toksoplazmozis gelişebilir.</p>

<p>Bağışıklığı güçlü kişilerde enfeksiyon çoğunlukla belirti vermez; ancak parazit, beyin, retina ve kaslarda doku kistleri oluşturarak uzun süre pusuda kalabilir. Bu kistler aktive olduğunda, retinada geri dönüşümsüz görme kayıplarına yol açabilir. Hastaların çoğu tek gözde ani görme kaybı, bulanıklık, ışık hassasiyeti veya uçuşma şikâyetiyle başvuruyor. Tedavi edilse bile gözde kalıcı nedbe dokusu oluşabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, korunma yöntemleri arasında ellerin düzenli yıkanması, etlerin iyi pişirilmesi, sebze ve meyvelerin iyice yıkanması, temiz su kullanımı ve kişisel hijyenin önemine vurgu yaptı. Ayrıca gebelik dönemi taramaları ve gıda güvenliği önlemlerinin hastalığın sıklığını azaltmada kritik rol oynadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="80463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Katarakt sadece yaşlıların kapısını çalmıyor!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel olarak yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edilen katarakt, son yıllarda tıp dünyasında şaşırtan bir değişimle gündemde. Doğal göz merceğinin saydamlığını yitirerek görmenin bulanıklaşmasıyla ortaya çıkan bu tablo, artık sadece yaşlıların kapısını çalmıyor; 30'lu ve 40'lı yaşlarda birçok kişi de göz hekimlerine başvuruyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle 50 yaşından sonra görmeye alışkın olduğumuz katarakt, artık gençlerin de görme kalitesini tehdit ediyor. Prof. Dr. Kadriye Ufuk Elgin erken yaşta kataraktın en önemli nedeninin genetik miras olduğunu belirterek, 'Eğer kişinin aile öyküsünde, özellikle birinci derece akrabalarında katarakt gelişimi varsa, bu durum bireyin mercek yapısının çok daha erken yaşlarda bozulmasına zemin hazırlıyor.' dedi. Genetik kadar modern dünyanın beraberinde getirdiği kronik sağlık sorunlarının da kataraktı yine erken yaşlarda tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Elgin, 'Kontrolsüz seyreden diyabet, yüksek tansiyon, obezite ve göz içi basıncı katarakt sürecini hızla öne çekiyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ÇOCUKLUKTAKİ GÖZ KAZALARI KATARAKTI TETİKLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken kataraktta bir diğer sebep ise göz travmaları. Prof. Dr. Elgin, küçük yaşlarda yaşanan spor yaralanmaları veya kazalar sonucunda göze alınan sert darbelerin etkisinin yıllar sonra katarakt olarak ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Ayrıca ultraviyole ışınlarının etkisi ve sigara kullanımı genç yaştaki kataraktın 'gizli suçluları' arasında yer aldığını söylüyor.</p>

<p><strong>GENÇ YAŞTA KATARAKT NASIL ÖNLENİR?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Elgin, erken başlangıçlı katarakttan korunmak için UV ışınlarını engelleyen güneş gözlüğü takmak, sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, diyabeti kontrol altında tutmak ve antioksidanlar açısından zengin bir beslenmenin faydalı olacağını söylüyor. Hem katarakt hem de diğer teşhis edilmemiş göz hastalıkları için düzenli göz muayenesinin öneminin altını çizdi.. Kataraktın ilaçla tedavisinin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Elgin, 'Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat genellikle damla anestezisi ile yapılır. Gerekli durumlarda sedasyon veya genel anestezi uygulanabilir. Hasta, ameliyattan sonra aynı gün taburcu edilebilir ve ertesi gün sosyal yaşantısına dönebilir. Kataraktın tedavisinde uzun yıllardır fakoemülsifikasyon yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemde ses dalgaları (Ultrasound) ile kataraktlı lens göz içinde parçalanıp dışarı alınır ve yerine yeni bir mercek yerleştirilir' diye konuştu.</p>

<p>Son yıllarda klasik tek odaklı merceklerin yerini çok odaklı premium (akıllı) göz içi lenslerin de tedavide öne çıktığını aktaran Prof. Dr. Elgin, bu mercekler sayesinde hastalar hem katarakttan kurtuluyor hem de diğer kırma kusurlarının tedavi edilmesiyle net bir görüşe kavuşabildiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor.webp" type="image/jpeg" length="12892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğer sağlığını tehdit eden 6 önemli faktör]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerin sessizce ilerleyen hasarlara açık olduğunu vurgulayarak, sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gereken 6 temel faktörü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne yol açarak küresel ölüm nedenleri arasında ilk 10'a girmeye devam ediyor. Vücudun temel metabolik işlevlerini yerine getiren karaciğer, yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan atılması gibi kritik görevler üstleniyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerin sağlıklı çalışmasının uzun vadeli yaşam kalitesi için kritik olduğunu belirterek, en temel korunma yolunun sağlıklı bir kiloda kalmak olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yıldız, karaciğerde en sık hasara yol açan 6 faktörü ve korunma yollarını şöyle açıkladı:</p>

<p><strong>Hepatit B: </strong>Dünya genelinde en yaygın viral hepatit türü olan Hepatit B, çoğunlukla anneden bebeğe geçiyor ve kronik karaciğer hastalığı ile siroz ve karaciğer kanserine yol açabiliyor. Prof. Dr. Yıldız, Hepatit B aşısının yaşam boyu koruma sağladığını hatırlattı.</p>

<p><strong>Obezite ve Karaciğer Yağlanması: </strong>Obezite, karaciğerde 'metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer' hastalığını tetikliyor. Araştırmalara göre, obezite sorunu yaşayan kişilerin yaklaşık %80'inde karaciğerde yağ birikimi görülüyor. Prof. Dr. Yıldız, sağlıklı beslenme, düzenli yürüyüş ve ideal kiloya ulaşmanın karaciğer yağlanmasını azaltmaya yardımcı olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>İlaçlar ve Bitkisel Ürünler: </strong>Bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihap ve toksik hepatite yol açabiliyor. Doktor kontrolü olmadan hiçbir ürünün kullanılmaması öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aşırı Alkol Tüketimi: </strong>Alkolün karaciğerde parçalanması sırasında oluşan toksik maddeler, zamanla yağlanma, iltihaplanma ve siroza neden olabiliyor. Haftada 2-3 kadehi aşmamak karaciğer sağlığı için kritik bulunuyor.</p>

<p><strong>Genetik Hastalıklar: </strong>Karaciğer bazı genetik bozukluklar nedeniyle enzim, reseptör veya taşıyıcı protein üretiminde sorun yaşayabiliyor. Erken tanı ve düzenli sağlık kontrolleri sayesinde çoğu genetik hastalık ilaçla kontrol altına alınabiliyor.</p>

<p><strong>Otoimmün Hastalıklar: </strong>Otoimmün hepatit ve primer biliyer kolanjit gibi hastalıklar, genetik yatkınlığı olan kişilerde enfeksiyon ve ilaç tetiklemeleri ile ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr. Yıldız, ailede otoimmün karaciğer hastalığı öyküsü olanların düzenli takip edilmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor.webp" type="image/jpeg" length="88035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserine karşı 'erken teşhis' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında vatandaşları düzenli taramaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, kolon kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Kolorektal kanserlerin hem dünyada hem de Türkiye'de en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirten Mehlepçi, hastalığın erken evrede tespit edilmesi durumunda büyük ölçüde tedavi edilebildiğine dikkat çekti. Türkiye'de kolon kanserinin erkeklerde üçüncü, kadınlarda ise ikinci sırada görüldüğünü ifade eden Mehlepçi, bu durumun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Tarama programlarının önemine değinen Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 50-70 yaş aralığındaki vatandaşlara düzenli kontrol önerildiğini hatırlattı. Gaitada gizli kan testinin (GGK) basit ve ağrısız bir yöntem olduğunu belirten Mehlepçi, bu test sayesinde hastalığın belirti vermeden erken aşamada tespit edilebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye genelinde taramaların ücretsiz olarak yapıldığını ve hizmetlerin büyük ölçüde Aile Sağlığı Merkezleri aracılığıyla sunulduğunu ifade eden Mehlepçi, vatandaşların herhangi bir şikâyeti olmasa bile aile hekimlerine başvurarak tarama yaptırabileceğini kaydetti. GGK testinin pozitif çıkması durumunda hastaların ileri tetkik için yönlendirildiğini belirten Mehlepçi, kolonoskopi ile kesin tanı konulabildiğini ve gerekli durumlarda poliplerin alınabildiğini aktardı. Erken tanı konulan hastalarda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Öte yandan Mehlepçi, uygulamada bazı aksaklıklar yaşandığını da dile getirerek, özellikle kolonoskopi randevularındaki gecikmelere dikkat çekti. Devlet hastanelerinde yoğunluk nedeniyle randevu sürelerinin uzayabildiğini belirten Mehlepçi, bu durumun tanı sürecini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="63539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günlük 1 gram daha az tuz, hayat kurtarabilir]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, bu tüketimin kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğine dikkati çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen Hülya Yiğit İspiroğlu, fazla tuz tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığına dikkat çekti. İspiroğlu, tuzun vücut için gerekli bir mineral olduğunu ancak fazlasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, sinir iletimi, kas kasılması ve sıvı dengesi gibi temel işlevlerde rol oynayan tuzun, aşırı tüketildiğinde özellikle hipertansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıkları riskini artırdığı vurgulandı.</p>

<p>Yapılan araştırmalara göre günlük tuz tüketiminde sadece 1 gramlık azalmanın bile toplum genelinde inme ve kalp hastalıkları riskinde önemli düşüş sağladığını belirten İspiroğlu, küçük değişikliklerin büyük etkiler yaratabileceğini ifade etti.</p>

<p>Fazla tuz tüketiminin büyük kısmının sofrada eklenen tuzdan değil, farkında olmadan tüketilen gıdalardan geldiğini belirten İspiroğlu; ekmek, beyaz peynir, zeytin, turşu ve işlenmiş et ürünlerinin yanı sıra paketli gıdaların günlük sodyum alımını ciddi şekilde artırdığını söyledi. Yüksek sodyumun vücutta su tutulmasına yol açarak ödem oluşturabileceğini dile getiren İspiroğlu, bunun tartıda ani kilo artışı şeklinde görülebileceğini ancak doğrudan yağ artışı anlamına gelmediğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>"TUZ ALIŞKANLIĞI ÖĞRENİLİR"</strong></span><br />
Tuzlu beslenmenin genetikten çok alışkanlıklarla ilgili olduğunu vurgulayan İspiroğlu, çocukluk döneminden itibaren edinilen beslenme alışkanlıklarının belirleyici olduğunu ifade etti. Bu nedenle damak tadının değiştirilebileceğini belirtti.</p>

<p>Tuz tüketimini azaltmak isteyenler için ani kesintiler yerine kademeli azaltım öneren İspiroğlu, damak tadının 2-4 hafta içinde uyum sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketimi için 5 gramın altını önerdiğini hatırlatan İspiroğlu, Türkiye'de bu miktarın yaklaşık iki katına ulaştığını ifade ederek, yemeklerde tuz kullanımını azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, etiket okumak ve yemeklere tuzu son aşamada eklemek gibi pratik önerilerde bulunan İspiroğlu; limon, sirke, sarımsak ve baharatların lezzet artırıcı alternatifler olduğunu kaydetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir.webp" type="image/jpeg" length="74681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Down sendromu hakkında bilinmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun genetik bir farklılık olduğunu, erken tanının ve doğru eğitim ile destekleyici müdahalelerin yaşam kalitesini artırdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Çocuk Alerjisi ve Çocuk İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun en sık görülen genetik farklılık olduğunu belirterek, bu durumun normalde 46 olması gereken kromozom sayısının 47'ye çıkmasıyla oluştuğunu açıkladı. Fazladan 21'inci kromozomun varlığının vücudun ve beynin gelişimini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Arıkan, 'Down sendromu anne ya da babanın yaptığı bir şeyden kaynaklanmaz; tamamen rastgele oluşan genetik bir olaydır. En önemli risk faktörü ise ileri anne yaşıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her 800 doğumda bir görülen Down sendromu, Türkiye'de yılda yaklaşık bin 500 bebeği etkiliyor. Prof. Dr. Arıkan, gebelikte uygulanan tarama testleri ve kesin tanı testleriyle erken teşhisin mümkün olduğunu söyledi. 'Erken tanı, ailelerin bilinçli karar alabilmesini ve doğumdan hemen sonra uygulanacak erken müdahale programlarına başlanmasını sağlar' dedi. Down sendromunun tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olmadığını belirten Arıkan, ancak kapsamlı destek ve müdahale ile bireylerin sağlıklı ve bağımsız yaşam sürdürebileceğini ifade etti. İleri anne yaşı, ailede daha önce Down sendromlu bir çocuğun varlığı ve translokasyon tipleri en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Arıkan, Down sendromlu bireylerin fiziksel ve gelişimsel farklılıklarının kişiden kişiye değiştiğini belirtti. Kaslarda gevşeklik, basık yüz ve burun yapısı, yukarı eğimli gözler, kısa parmaklar ve ensede fazla deri gibi doğumda görülebilen özelliklerin yanı sıra, dil gelişimi, motor beceriler ve sosyal uyumda da farklılıklar yaşanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık takibinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Arıkan, kalp hastalıkları, görme ve işitme sorunları, hormonal problemler, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve bağışıklık sorunlarının daha sık görülebileceğini belirtti. Düzenli kontroller ve erken müdahale ile bu sorunların yönetilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Eğitim sürecinin doğumdan itibaren başlaması gerektiğini söyleyen Arıkan, 'Erken müdahale programları, Down sendromlu çocukların potansiyellerini en üst düzeye çıkarır. Kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi sosyal ve akademik gelişim açısından son derece önemlidir' dedi.</p>

<p>Toplumda Down sendromuna dair yanlış inanışların bulunduğunu belirten Arıkan, 'Down sendromlu bireyler doğru eğitim ve destekle öğrenebilir, meslek sahibi olabilir ve topluma katılabilirler. Yaşam süresi de tıptaki gelişmeler sayesinde ortalama 60 yılın üzerine çıktı' dedi. Prof. Dr. Arıkan, doğru bilgilendirme ve kapsayıcı bir yaklaşımın, Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler.webp" type="image/jpeg" length="71042"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından nefes darlığını azaltan egzersiz tavsiyeleri]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/uzmanindan-nefes-darligini-azaltan-egzersiz-tavsiyeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/uzmanindan-nefes-darligini-azaltan-egzersiz-tavsiyeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizyoterapist Vahap Şahin, kronik akciğer hastalıklarında uygulanan pulmoner rehabilitasyon ve temel solunum egzersizlerinin önemi hakkında bilgilendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde(SEAH) görevli FizyoterapistVahap Şahin, pulmoner rehabilitasyonun kronik akciğer hastalığı bulunan bireylerde nefes darlığını azaltmayı, egzersiz kapasitesini artırmayı ve günlük yaşam aktivitelerini iyileştirmeyi amaçlayan önemli bir tedavi yaklaşımı olduğunu belirtti.</p>

<p>Şahin, pulmoner rehabilitasyon programlarında uygulanan temel solunum egzersizleri hakkında da bilgi verdi. Diyafram solunumunun en önemli solunum kası olan diyaframın güçlenmesine yardımcı olduğunu ifade eden Şahin, büzük dudak nefesi tekniğinin ise solunum yollarının açık kalmasını sağlayarak nefes darlığını azaltmaya katkı sunduğunu söyledi.<br />
<img alt="Nefes Darligi2" class="detail-photo img-fluid" height="447" src="https://medyadetaycom.teimg.com/medyadetay-com/uploads/2026/03/nefes-darligi2.jpg" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göğüs genişletme egzersizlerinin göğüs kafesinin genişlemesini desteklediğini aktaran Şahin, nefes alarak ayağa kalkıp nefes vererek oturma şeklinde yapılan otur–kalk egzersizinin günlük yaşam aktivitelerini desteklediğini kaydetti.</p>

<p>Kontrollü nefesle yapılan yürüyüş egzersizlerinin solunum kapasitesinin artırılmasına yardımcı olduğunu belirten Şahin, triflow cihazı ile yapılan egzersizlerin solunum kaslarını güçlendirdiğini ve sekresyonu atmakta zorlanan hastalarda fayda sağladığını ifade etti. Balon şişirme egzersizinin de solunum kaslarının güçlenmesine katkı sunduğunu dile getirdi.</p>

<p>Pulmoner rehabilitasyon egzersizlerinin düzenli uygulanmasıyla nefes darlığının azalabileceğini, solunum kaslarının güçlenebileceğini ve hastaların yaşam kalitesinin artırılabileceğini vurgulayan Şahin, sağlıklı bir nefes için düzenli hareket etmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/uzmanindan-nefes-darligini-azaltan-egzersiz-tavsiyeleri</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/nefes-darligi1.jpg" type="image/jpeg" length="22242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söğütlü’de acil ve poliklinik hizmetleri başlıyor]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/sogutlude-acil-ve-poliklinik-hizmetleri-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/sogutlude-acil-ve-poliklinik-hizmetleri-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Söğütlü Toplum Sağlığı Merkezi binası, Yenikent Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet verecek şekilde düzenlenerek Söğütlü’de acil ve poliklinik hizmetleri verilmeye başlanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Söğütlü’de sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik yürütülen çalışma kapsamında belirlenen bina, Yenikent Devlet Hastanesi Semt Polikliniği olarak hizmet sunacak. Yapılan düzenlemelerle birlikte bölgede yaşayan vatandaşların acil sağlık hizmetleri ile poliklinik hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişmesi hedefleniyor. Bu düzenleme sayesinde Söğütlü ve çevresinde sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği artırılarak bölge halkına daha etkin ve hızlı sağlık hizmeti sunulması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/sogutlude-acil-ve-poliklinik-hizmetleri-basliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/sogutlu-1-5.jpg" type="image/jpeg" length="11484"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ofis çalışanlarına uyarı!]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/ofis-calisanlarina-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/ofis-calisanlarina-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, masa başında uzun süre hareketsiz çalışmanın bel, boyun ve sırt ağrılarına yol açtığını belirterek ergonomik çalışma düzeni ve düzenli hareketin omurga sağlığı için hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süre masa başında ve hareketsiz şekilde çalışmak, günümüzde birçok ofis çalışanının karşı karşıya kaldığı ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre bu durum yalnızca duruş bozukluklarına değil, kalp hastalıklarından diyabete, kronik ağrılardan metabolik yavaşlamaya kadar pek çok sağlık problemine zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle bel, boyun ve sırt ağrılarının ofis çalışanlarında en sık görülen şikayetler arasında yer aldığını belirterek, bu ağrıların aslında vücudun 'hareket et' mesajı olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/10/kapak-1773134113-793-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Çalışma ortamının ergonomik düzenlenmesinin omurga sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Göçmen, masa ve sandalyenin doğru şekilde ayarlanması gerektiğini ifade etti. Sandalyenin bel desteğine sahip olması ve yüksekliğinin ayarlanabilir olmasının önemli olduğunu belirten Göçmen, dirseklerin masaya paralel şekilde yaklaşık 90 derece açıyla durması ve monitörün göz hizasında, 50-70 santimetre mesafede konumlandırılması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Görme bozuklukları ve yetersiz aydınlatmanın da boyun sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Göçmen, ekrandaki yazıları net görebilmek için farkında olmadan boynun öne doğru eğilmesinin 'kaplumbağa duruşu' olarak adlandırıldığını ve bunun boyun omurlarına binen yükü artırdığını söyledi.</p>

<p>Telefonun boyun ile omuz arasına sıkıştırılarak kullanılmasının da ciddi sinir hasarlarına yol açabileceğini belirten Göçmen, telefon görüşmelerinde kulaklık kullanılmasını önerdi. Ayrıca klimanın doğrudan vücuda temas etmesinin kas spazmlarını ve fıtık ağrılarını tetikleyebileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzun süre hareketsiz kalmanın omurlar arasındaki disklerin sıvı dolaşımını olumsuz etkilediğini belirten Göçmen, gün içinde hareket etmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Yarım saatte bir kısa yürüyüşler yapılmasını ve iki saatte bir germe egzersizleri uygulanmasını tavsiye eden Göçmen, merdiven kullanmak veya kısa mesafelerde yürümek gibi küçük alışkanlıkların da büyük fayda sağlayabileceğini söyledi. Stresin de kas gerginliğini artırarak omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Göçmen, düzenli nefes egzersizleri, meditasyon ve yoga gibi aktivitelerin kas gerginliğini azaltabileceğini ifade etti.</p>

<p>Omurga sağlığını korumak için ideal kilonun korunması ve sigaradan uzak durulmasının da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, dengeli beslenme ve doktor kontrolünde alınacak vitamin desteklerinin kemik sağlığını güçlendirebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/ofis-calisanlarina-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/ofis-calisanlarina-uyari.webp" type="image/jpeg" length="44133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de ve dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü]]></title>
      <link>https://www.medyadetay.com/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyadetay.com/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, Türkiye'de kolorektal (kalın bağırsak) kanserin hem erkeklerde, hem de kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerin Türkiye'de ve dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, 'Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, kansere bağlı ölümlerde de ikinci sırada yer alıyor. Dünyada yılda yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülüyor. Bu sayının 2040 yılında 3,2 milyona ulaşması bekleniyor. Ülkemizde ise yılda yaklaşık 19 bin yeni vaka tespit ediliyor' diyor. Kolorektal kanserlerin değiştirilemez risk faktörlerini yaş, kalıtsal faktörler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (Ülseratif kolit ve Crohn) ve batın ile pelvise radyasyon almak olarak sıralayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kolorektal kanser gelişimini azaltacağını belirtirken, bu faktörler arasında sigara içiminin bırakılması, alkol tüketiminin oldukça sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenmeye geçilmesi (meyve, sebze, baklagil ve tahıllar), işlenmiş kırmızı etten uzak durulması ve kırmızı etin aşırı tüketilmemesi, sedanter yaşamdan kaçınılarak hareket miktarının artırılması, obeziteyle mücadele edilmesi ve ideal kiloya yaklaşılması olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>TARAMA VE KOLONOSKOPİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolonoskopi ve taramanın önemine dikkat çeken Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, 'Kolorektal kanser, gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor. Son 20 yılda tarama programları ve kolonoskopinin etkin uygulanması, hastalığın polip aşamasında tespit edilip tedavi edilmesini sağladı ve insidansı azalttı. 50 yaşın altındaki vakalarda artış gözlemlendiği için, 45 yaş üstü bireylerin şikayetleri olmasa da 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması öneriliyor. Ayrıca dışkıda gizli kan testi (1-2 yılda bir) ve dışkıda DNA testi (3 yılda bir) de tarama yöntemleri arasında yer alıyor.' diye konuştu.</p>

<p>Op. Çavdaroğlu, 'Büyük abdestte kanama, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler (kabızlık veya ishalin sürekli hale gelmesi, dışkının incelmesi ve şekil değişikliği, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi gibi), kramp, gaz, şişkinlik veya sürekli karın ağrısı, halsizlik ve istemsiz kilo kaybı durumlarında vakit kaybetmeden ilgili hekime başvurulmalıdır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyadetay.com/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyadetaycom.teimg.com/crop/1280x720/medyadetay-com/uploads/2026/03/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu.webp" type="image/jpeg" length="81462"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
