Gazete, televizyon ve “internet sitelerinin” haber merkezlerine her gün çeşitli kurum ve kuruluşlardan çok sayıda haber gelir.
Bu haberlerin başını da doğal olarak siyasi partiler çeker. Bunu belediyeler ve diğer kuruluşlar da takip eder.
Gelen bu haberleri gazete, televizyon ve “internet sitelerinin” editörleri alır işler. Haber değerine göre de nereye ve nasıl gireceğini belirler.
Diğer basın kuruluşlarını bilmem ama en azından “medyadetay.com” olarak biz bunu böyle yapıyoruz.
Her gün abartısız bizim muhabirlerimizden ve çeşitli kurum ile kuruluşlardan gelen 50-60 civarında haberi sizlere sunuyoruz…
Geçen hafta kutladığımız 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” nedeniyle siyasi partiler ve kuruluşlardan gelen haberler dikkatimi çekti.
Zira bu durum artık “alışkanlık” haline gelmeye başladı ve başkalarını bilmem ama beni fazlasıyla rahatsız eder hale geldi…
Evet, konu şu, siyasi parti ve kurumlardan gelen haberlerde; “Fotoğrafları fazla yolluyorum. Birkaç tane kullanırsanız iyi olur.”
Ardından “internet siteleri” için ise, “Gönderdiğim fotoğraflardan ‘foto galeri’ yapar mısınız” şeklinde notlar düşülüyor.
Tabi emriniz olur. Nasıl olsa bizler sizlerin “emir eriyiz” nasıl “buyurursanız” haberi öyle yaparız.
Hatta “foto galeri” yaptıktan sonra sizlere “nasıl olmuş” diye sorarız. Beğenmezseniz isteğinize uygun yeniden düzenleriz…
Ayıp, ayıp hem de çok ayıp. Bu tür isteklerde bulunmak öncelikle “medya kuruluşlarına” saygısızlıktır.
Bu cesareti neden buluyorsunuz merak ediyorum. Veya gazete, televizyon ve “internet” medyasına böyle bir istekte bulunma cesaretini nereden alıyorsunuz?
Ben sizin toplantılarınıza “muhabirimi” gönderirken eline bir kart sıkıştırıp “hamili kart yakınımdır ne istiyorsa yapın” diye yolluyor muyum?
Yoksa sizden “habercilik” dışında bir talebim var da, buna karşılık, “haberi şöyle yayınlayın, fotoğrafı böyle kullanın” diye bir istekte bulunuyorsunuz?
Gönderdiğiniz veya “muhabirlerin” yaptığı haberlerin nasıl yayınlanacağı konusu tamamen bize aittir.
İster yayınlarız ister yayınlamayız. Veya haberin değerine göre nerede yayınlanması uygun görülmüşse orada yayınlanır. Bu hak size ait değildir…
Ama kabahat, haberlerin üzerine böyle notları düşenlerde değil. Kabahat “basın danışmanı, haberci” diye birilerine görev verenlerde.
Bugüne kadar “haberin ne olduğunu” bilmeyenleri, iki kelimeyi yazıya dökmeyi beceremeyenleri sırf yakınınız diye böyle önemli bir göreve getirirseniz sonuç da bu olur.
Gönderdiği metnin başı, sonu belli değildir, “haber değeri” bile yoktur ama size işinizi öğretmeye kalkıp bir de “Habercilik adına utanç verici” istekte bulunur…