Hayal kurmak, romantik sürrealist bir soyut kavram bence!
İliklerime kadar yaşıyorum o zaman sessizliğin süslü düşlerini ve realizmi hayallerimde. Bazen birine ta yüreğimden sarılır, tenime kadar hissederim.
Bazen bir melodidir, bazen radikal kararlarımdır; bazen de giden sevdiklerime ağlarım. Ta parmak uçlarım hisseder… O zaman mavi hayalim çıkagelir. Acıyla nirvanaya tırmanışlarımın yerini sevinçlerim alır, hayallerim sonsuzlukta dans etmeye başlar.
Örneğin bugün, Kırmızı Başlıklı Kız’daki kurttan korktuğum yıllara, çocukluğuma döndüm. Evimizin mutfağından mis gibi kokular yayıldı. Bu yüzden kahvaltı hazırlamak bende büyük bir keyifli ritüeldir.
Mis gibi kokular geldi… Her şeyin yasak olmadığı huzur yılları… Korkularım o zamanlar Kırmızı Başlıklı Kız’daki babaanne ya da Külkedisi’ndeki cadılardı. Şimdilerde ise her yer isimsiz, korkunç masal kahramanlarıyla doldu; sardılar etrafımızı. Önlemimiz: yüreklerimiz!
Çocuk hayallerimle uyandım, duygulandım. Medcezir yasası; hüznü de var, neşesi de… Mutluluklar da var, kırgınlıklar da…
Anılarımdan bir damla gözyaşı döküldü hayalimin papatya sepetine. Sabahın gevrek ekmek kokusuyla kapadım hayalimin penceresini, gece düşlerime kadar…
Gerçekleşmesi zor bir diyet kararıyla mutfakla yüzleşmeye geldim.
İçimdeki minik kızla yeni bir güne kadar kahkahaya ve ele ele tutuşmaya selam olsun…
Yaşam sana selam, sana mavim gökyüzüm…
Selam size
"Gökyüzü Çocukları.”