Gübre ve tarım ilaçlarında dışa bağımlılık, gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği için ciddi bir "beka sorunu" oluşturuyor. Bu durum, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askeri ve siyasi kırılganlıklar da yaratıyor...
Bu tezi destekleyen dört kritik boyuta bakalım...
Şöyle ki...
1. Tedarik Zinciri Kırılganlığı (Rusya-Ukrayna Savaşı Örneği):
Yerli üreticilerimiz, yaklaşık %85 oranında ithal hammaddeye (doğalgaz, fosfat, potasyum) bağımlı...
Savaş sırasında fiyatlar 2-3 kat arttı ve lojistik süreçler durma noktasına geldi. Eğer olası bir kriz söz konusu olursa, iki ay boyunca gübre bulunamazsa ekim yapılamaz ve bu durum bir yıl sonra ciddi bir gıda krizine neden olur...
2. Stratejik Hammadde Tekelleri (Çin ve Fas Örneği):
Fosfatın %70’i Fas, Çin ve ABD; potasyumun %60’ı Kanada, Rusya ve Belarus; üre hammaddesi olan doğalgaz ise büyük ölçüde yabancı ülkelerin kontrolü altında.
Tıpkı petrol gibi, bu maddeler de stratejik olarak silah olarak kullanılabilir. Eğer yerli bir üretim sistemi devreye alınmazsa, ülkemizin tarım politikası dış güçlerin elinde olur...
3. Gerçek Yerli Üretim Yanılgısı:
Türkiye’deki birçok fabrika ithal edilen hammaddeleri karıştırarak üretim yapıyor. Yerli üretimi artırmak için maden çıkarma ve petrokimya altyapısına yatırım yapılması şart. Örneğin Ceyhan’daki gübre tesisi gibi büyük çaplı projelerde gelişme sağlanmalı.
Tarım ilaçlarında ise yerli etken madde oranımız sadece %5 seviyesinde. Bu durum ilaç üretmekten çok, ithal edilen ürünlerin yalnızca paketlenmesi anlamına geliyor...
4. Cari Açık ve Enflasyon Üzerindeki Baskı:
Tarımsal girdi maliyetlerindeki artış, gıda enflasyonunun en önemli itici gücü konumunda. Döviz kuru yükseldikçe gübre ve tarım ilacı fiyatları da artıyor ve bu durum ekmekten ete, sütten diğer temel gıda maddelerine kadar her şeye yansıyor...
Peki, bu sorunları nasıl çözebiliriz?
İşte kısa ve orta vadeli öneriler...
Kısa vadeli çözüm: Milli Gübre ve İlaç Stratejisi’ni hayata geçirmek. İthalat bağımlılığını %50’nin altına çekmek için yerli üretime verilen teşvikleri artırmak ve belirli oranda yerlilik zorunluluğu getirmek (cep telefonlarındaki yerlilik oranı uygulaması gibi)...
Orta vadeli çözüm: Fosfat, sodyum ve potas madenlerimizi işleyecek entegre tesislerin kurulması. Bu konuda Eti Maden gibi kuruluşlar kritik bir rol üstlenebilir.
Acil çözüm: Çiftçilere doğrudan mazot desteklemek yerine "yerli gübre kullanım desteği" verilerek yerel üreticilere olan talebin artırılması sağlanmalı...
Demem o ki...
Bu adımlar gıda güvenliği, ekonomik istikrar ve bağımsızlık açısından hayati önem taşımaktadır...
Sağlıcakla kalın...