İki haftadır Ak Parti iktidarını yıkmak adına ulusal ve yerel basında çıkan vandalist haberleri ve yazıları okuyorum…
Ne yalan söyleyeyim, iktidara susamış insanların bu kadar demokrasi dışı hareket içinde olacaklarını bu yüzyılda düşünmüyordum…
Sandıkta istediklerini almayanlar, sokakta devrim yapmaya kalkmalarını demokratik haktır demelerini de vandallıktan daha öte iktidar olma cinneti geçirdiklerini düşünüyorum…
Her gün Sakarya’da Ak Partili belediye başkanlarının yaptıkları hizmetleri görmemezlikten gelen ve her gün yapılan icraatları küçülten bir anlayış iktidara gelse ne yapar…
Kocaman bir hiç…
Beyinleri sadece alengirli işlere çalışan ve proje üretmekten yoksun, planı bulunmayanlara hangi sosyal kişilik demek gerek…
Sandığı hiçe sayan…
Seçimleri aleyhte gören bir zihniyet despot değil de nedir?
Ağzına geleni söyler…
Fakat kendine ağır ol biraz dendiğinde…
Demokratik hakkımı kullanıyorum der…
Eşkıyalık illa ki sokakta yapılmaz…
Dilin eşkıyalığını yapanlar…
Kalemini haydut gibi kullananların özgürlüklerden ve demokrasiden bahsetmeye hakkı yoktur…
Çünkü at sahibine göre kişner…
Sakarya’da Ak Partili belediyeler durmadı, çalıştı…
Kimisi az veya çok, ama çalıştılar…
Bir şeyler ürettiler…
Ve bu halk onlara oy verdi ve bu gidişle vermeye de devam edecek, galiba…
Neden biliyor musunuz?
Bu sokak eşkıyaları yüzünden…
Bu dil hırsızları yüzünden…
Bu kalem haydutları yüzünden…
Şimdi de Taksim’de gösterinin yeni modası duran adamlar…
Bu ülkede geçmiş hükümetler zamanında hep insanlar kuyruklarda duruyordu…
O kuyruklarda duran adamlar şimdi iktidarda, koşuyorlar hem de son sürat…
Siz aynı yerde durmaya devam edin…
Ancak çağın gerisinde kalmak size yakışır…
Ak Parti duran adamların iktidarıdır…
Taksim’de, Gezi’de, Çark’ta bön bön iktidar devrilsin diye duranların değil…
Sağlıcakla kalın…