Dün CHP İl Başkanı Ecevit Keleş’in “Basın toplantısı” vardı. Aslında toplantı bir “tanışma” havasında başladı ama sona doğru bambaşka bir havaya büründü.
Zira Ecevit Keleş “Basın toplantısında” Sakarya’nın genel konularına şöyle bir değindi. Sonra da konuyu dönüp dolaştırıp “Şeker Fabrikasına” getirdi.
Keleş, iktidar milletvekillerinin “popülist” politikaları yüzünden “Şeker Fabrikası’nın” kapanma noktasına geldiğini iddia etti.
Sonra da fabrikanın içinde bulunduğu durum itibariyle siyaseten bütün çıkış yollarının kapandığını söyledi…
Tabi Ecevit Keleş’in “Şeker Fabrikası” ile ilgili eleştirilerinden fabrikayı yönetenler de nasibini aldı.
Yöneticilerin adeta “Şeker fabrikası’nı” bitirmek için görevlendirildikleri yönünde suçlamalarda bulundu.
Halen “kota” sorununun çözülememesinin ve kamuoyunda da “Şeker Fabrikası’nın işi bitti, yakında kapanır” diye bir beklenti oluşmasını buna bağladı.
Bu konuşmaların ardından Ecevit Keleş hiç de beklenmedik bir çıkış yaptı ve resmen bir “eylem” çağrısında bulundu.
Keleş’e göre “Şeker Fabrikası’nın” kurtuluş reçetesi en az 100 çiftçiyi traktörüyle birlikte Bulvar’a döküp “eylem” yapmak.
Bu yapılırsa ulusal basının ilgisi bu noktaya çekilir ve “Şeker fabrikası” ile ilgili talepleri Ankara dikkate alır. Düşünce bu.
Tabi bu tartışılır bir yöntem. Hak aramada elbette “eylem” yapmak her kesim için düşünülebilir.
Ancak bizlerin “eylem” yapmak konusunda nasıl “özürlü” olduğumuzu da göz önünde bulundurmak gerekir.
Çiftçiyi Bulvara traktörlerle döküp sonra da bu insanları kontrol altında tutmak o kadar da kolay değil.
İşin o tarafını elbette “eylem” çağrısı yapanlar düşünecektir. Belki de bu konuda bir takım hazırlıkları da vardır.
İşin o tarafı bir yana benim merak ettiğim Ecevit Keleş’in dünkü “Basın toplantısında” böyle bir çağrıyı irticalen yapıp yapmadığıdır.
Benim kanaatim Ecevit Keleş’in bu konuda öncelikle CHP Genel Merkezi’nden bir görüş aldığı yönünde.
Sonra da Genel Merkez’in yaklaşımını CHP İl Yönetimi ile paylaşıp “Basın toplantısında” da gündeme getirdi.
Zira toplantıda “basın mensubu” arkadaşlarımızın “Çiftçiyi traktörle Bulvar’a dökmek doğru mu?” sorusuna ısrarla “evet” demesinden ben bunu anladım.
Tabi bunun bir de işin “çiftçi” tarafı var. Bakalım “pancar ekicisi” Ecevit Keleş’in bu çağrısına nasıl bir cevap verecek.
Ben, “artık eylem zamanı gelmiştir” diyen Ecevit Keleş’in bu konuda taraf bulabilmekte zorlanacağına inanıyorum. Çünkü “biz alışık değiliz” öyle değil mi…?