GÜNCEL

Av Özbek, “Çanakkale ‘centilmenler savaşı’ değildir”

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen panelde “Atatürk ve Çanakkale” anlatıldı.

Abone Ol

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği panelde konuşan ünlü hukukçulardan Avukat Hüseyin Özbek, “Çanakkale birilerinin söylediği gibi Centilmenler Savaşı değildir. Bir tarafta, Türk Milletini yok etmek ve ülkelerini sömürgeleştirmek isteyen emperyalizmin kara ve deniz kuvvetleri, diğer yanda ülkelerini savunan Türk Ordusu vardır. Çanakkale centilmenler savaşıydı demek, ülkemize işgal için gelen emperyalistleri aklamak anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, ülkesini savunmak için canını, kanını veren Çanakkale şehitlerine, gazilerine haksızlıktır” dedi.

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi (CUMER) tarafından İstanbul Barosu Orhan Adli Apaydın salonunda düzenlenen panelde, “Atatürk ve Çanakkale” anlatıldı. 2017-2021 TTB Başkan Yardımcısı, 2004-2016 İstanbul Barosu Genel Sekreteri Hüseyin Özbek, İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Üyesi Av. Yakup Battal’ın konuşmacı olduğu paneli, İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Sekreteri Av. Levent Bilgin yönetti. Av. Kerem Ali Vahap da sunum yaptı.

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Başkanı Av. Gülseren Aytaş, yaptığı açış konuşmasında, CUMER’in kurulduğu 2008’den beri Atatürk ilkelerine bağlı faaliyetler yürüttüğünü anımsatarak, bu kez 18 Mart tarihi nedeniyle Çanakkale Zaferini andıklarını söyledi. Gülseren Aytaş, “Çanakkale’nin emperyalizme karşı vatan savunması olduğunu” anlattı.

Emekli subay, Av. Yakup Battal da, Çanakkale’nin bir ölüm kalım mücadelesi olduğunu belirttikten sonra deniz savaşlarının öneminden bahsetti.

Türkiye’nin ünlü hukukçularından Hüseyin Özbek, Çanakkale Savaşı öncesi Osmanlı Devletinin durumuna değindi, bazı kesimlerin “Osmanlı Devletinin, Enver, Cemal ve Talat Paşa’ların hesapsızlığı yüzünden 1. Dünya Savaşına sürüklendiği ve yıkıldığı” gibi gerçeği yansıtmayan iddialarda bulunduğunu söyledi. İngiltere’nin, Osmanlının siyasi sınırları içinde bulunan Arap coğrafyasına, Fransa’nın, Suriye, Lübnan ve Kilikya bölgesine, Rusya’nın da İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına, Marmara bölgesine el koymak amacıyla Osmanlıya savaş ilan ettiklerini ve saldırdıklarına dikkat çekti. Osmanlı Devletinin ise kendisini savunmak için savaşa katılmak zorunda kaldığını, bunun tam anlamıyla bir meşru müdafaa olduğunu söyledi. Çanakkale Zaferi kazanılmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulamayacağını belirten Özbek, “Çanakkale Kurtuluş Savaşı’nın önsözüdür” ifadesinin çok doğru olduğuna dikkat çekti.

“ÇANAKKALE BİZİM AÇIMIZDAN VATAN SAVUNMASIDIR”
Avukat Hüseyin Özbek, Çanakkale’nin birilerinin söylediği gibi Centilmenler Savaşı olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Bir tarafta, Türk Milletini yok etmek ve ülkelerini sömürgeleştirmek isteyen emperyalizmin kara ve deniz kuvvetleri, diğer yanda ülkelerini savunan Türk Ordusu vardır. Çanakkale bizim açımızdan vatan savunması, emperyalist saldırganlar açısından işgal hareketidir. Çanakkale centilmenler savaşıydı demek, Çanakkale önlerine, ülkemize işgal için gelen emperyalistleri aklamak anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, ülkesini savunmak için canını, kanını veren Çanakkale şehitlerine ve gazilerine haksızlıktır ve onların zaferlerini önemsizleştirmek anlamına gelmektedir.”

“BALYOZ DAVASI ORDUMUZU YOK ETMEK İÇİN KURULAN BİR TEZGÂH”
Hüseyin Özbek, Yunanistan’ın Osmanlı’dan koparılarak bağımsız bir devlet haline gelmesinin, Rus, İngiliz ve Fransız donanması tarafından, Navarin limanında demirli Osmanlı donanmasının yakılmasıyla mümkün olduğunu hatırlattı. Yunan ayaklanmasına müdahale edecek donanmadan yoksun olan Osmanlının durumundan günümüz için çıkarılacak dersler olduğuna işaret etti.

Navarin baskını ile yakın geçmişte yaşanan Balyoz davasını karşılaştıran Hüseyin Özbek, Balyoz’un deniz gücümüzü ve Türk Silahlı Kuvvetlerini yok etmek için kurulan bir tezgâh olduğunu söyledi. Güçlü ordusu ve donanması olmayan ülkelerin bu dünyada yaşamaya hakkı olmadığını belirten Özbek, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye ordusuz yapamaz. Siz, Balyoz, Amirallere Suikast ve diğer yargı kumpaslarını, salt Paralel İhanet Şebekesinin marifeti mi sanıyorsunuz? Barbaros Hayrettinlerin, Turgut Reislerin, Kaptan Paşaların manevi mirasçılarına kurulan Silivri engizisyonlarını yalnızca vaizin şakirtlerinin pususu mu sanıyorsunuz? Balyoz kumpasının, Türkiye’yi Ege ve Akdeniz’den soyutlamak, Kıbrıs’tan kovmak, Anadolu karasına hapsetmek isteyen emperyal konsorsiyumunPostmodernNavarin Baskını olduğunu hâlâ anlayamamışsanız derin bir aymazlık illetine tutulmuşsunuz demektir!”

Panelin sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi verildi. (Hüdâvendigâr Onur)

{ "vars": { "account": "G-0MLMEGBNK7" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }