1 MAYIS . Ve RESUL ölçüsü.

Dün 1 Mayıs 2012’yi hep birlikte yaşadık. Emek, çok önemlidir ve kutsaldır. Her ne kadar yıllardır tapulu malları imiş gibi tek bir ideolojinin sloganı olmuşsa da bana göre emek ve emekçiye verilen önem İslam’ın kaybedilmiş, çaldırılmış ve toplum mühendis

Abone Ol

Dün 1 Mayıs 2012’yi hep birlikte yaşadık. Emek, çok önemlidir ve kutsaldır. Her ne kadar yıllardır tapulu malları imiş gibi tek bir ideolojinin sloganı olmuşsa da bana göre emek ve emekçiye verilen önem İslam’ın kaybedilmiş, çaldırılmış ve toplum mühendisleri tarafından ‘’ sizin emekçiyle ne işiniz var o değer sol ideolojiye ait ‘’ dercesine uzaklaştırılmış bir değer.

Marks ve Engels bu ideolojiyi teorikte, bütün batının ve doğunu fikir imbiklerinden süzülen damıtılmış fikirleri sahiplenerek yazdılar.  Fakat yazdıkları, dünya üzerinde hiçbir zaman uygulanmadı. Aksine; emekçinin, halkın yanında olduğunu iddia edenler; polit bürolar kurdular ve o halkı sömürdüler. Yine emekçi ezilmişti.

Ben o sistemin, misalini babamın güzel bir benzetmesiyle öğrendim. Tavuk çiftliklerini yöremiz çok iyi bilir. 0,9 metrekarelik bir alanda 3-4 tavuk,  önlerinde en ekstra yemleri ve devamlı suları, aydınlatmaları, ısıtmaları olduğu halde yaşarlar… Yumurta verirler, hatta günde iki kez bile verirler. Devamlı gündüz olduğunu zannedip ama maalesef özgürlükleri yoktur. İnsanda ki en fıtri özellik özgürlük… Bu sistem yıkıma geçince öğrendik 40 yıldır yan köye gitmeye bile özgürlüklerinin olmadığını. Yani sistem daha başlarken iflasa mahkum başlamış ve 100 sene bile sürmeden çökmüştür. İşin aslı dünyada egemenliği elinde tutmak isteyen güçler biryanda eliti güçlendirecek kapitalist sistemi kurarken, canavarlaşmaması içinde karşısına emek gücünü örgütleyerek koymuşlardır. Ve mühendisliklerle inşa edilenler fıtri kanunlara aykırı inşa edildiğinden yerle bir olmaya mahkum olmuştur. Kapitalizmin de çöküş çatırtıları duyulmaya başlamıştır.

İnsanlığın iftihar tablosu olan fahri kainat efendimizin(SAV) ,sosyal hayatına baktığımızda durum farklıdır. Say etmek ( ALLAH C.C. rızası için çalışmak ) ibadettir. O yüzden Kuba mescidi inşa edilirken, bizzat harç dökerek ve kerpiç taşıyarak emeğini vererek , emekçiliğini göstermiştir alemlerin efendisi!..  1400 yılı yararak gelen o muhteşem düstur; ‘’emekçinin teri kurumadan hakkını vermek‘’  Ve zengine bir ilahi emir ‘’Servetinin kırkta birini her yıl yoksula dağıtmak yani zekat vermek’’  Öyle ki Hz. Ömer R.A. zamanında sadaka verilebilecek fakir bulunamamış. Bugün zengin sayılan ve zekat vermesi farz olan herkes kırkta bir oranında olan meblağı dağıtsa, toplumsal uçurumlar ortadan kalkar, emekçiye alın teri kurumadan gerçek hakkını verse, meydanlarda nümayişler olmaz, tıpkı namazda fark gözetmeksizin, saf tutuluşu gibi işveren –işçi, memur –amir kol kola meydanlarda birlikte eğlenip, gülerler.

Fakat bir kısım kesimlerin isim taktığı, yeşil sermaye de dahil olmak üzere, kapitalist sistemin bütün unsurları bu düsturlardan çok uzak hareket etmektedir. Tabii bu konulara en değerli  emaneti olarak sahip çıkıp , Allah C.C. buyruğunu ve Resul ölçüsünü  kalbine ve kasasının kapısına kazıyan  çok değerli ve mümtaz iş adamlarımız müstesnadır.

Bu 1 mayıs 2012 de bazı değişiklikler göze çarptı. Bahsettiğim konuyu bilemiyorum takip edilebildi mi? Ama devrimci Müslümanlar diye bir grup taksime çıktı, sloganı selamet olan peygamberin dinini devrim gibi tahrip etmeyi çağrıştıran bir unsur ile nasıl bir araya getirmişler, doğrusu neye hizmet anlamadım. O peygamber ki ; Mekke’nin fethinde bir taş dahi atmadan, kimsenin burnu kanamadan şehri teslim aldı, selamet içinde!... Devrimle, İslam mana olarak asla bir araya gelmek mümkün değil…

 

Emekçiye "Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılmazsın!",

Kapitaliste ise "Allah'ın buyruğunu ve Resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça, serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek...  Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakına sahip bir gençlik...

                                                                                  Gençliğe Hitabe- Necip Fazıl Kısakürek

Yani ne hakkımızı yesinler nede biz hak yiyelim…

Kainatın tek adil, rahim, rahman olan rabbi ALLAH C.C. bizleri kul hakkını yiyenlerden eylemesin ve sakındırsın amin…

Hoş kalın…

{ "vars": { "account": "G-0MLMEGBNK7" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }