1. Acı çay

Tebrizde civarında bir çay adıdır. Suları içilmediği, acı veya tuzlu olduğu için bu ad verilmiştir.Urmiye gölüne dökülür (Tebrizli bir arkadaşımız Urmiye gölünün sularının çok tuzlu olduğunu, küçükken bu göle girdiklerini, ellerine bir salatalık aldıklarını, tuzdan gözleri yandığı için salatalığı gözlerine sürdüklerini, sonra yediklerini, gölün üzerinde yarı yatar vaziyette durduklarını anlattı).Krş. Acı göl, Acı su ile.

Kuzeydoğu Kazakistanda Yeditam (Semipalatinsık) ile Sergiopol arasında bir Aşşısu vardır.[1] Acı kelimesinin Kazakçası aşı biçimindedir.

Burada -ş- ikizleşmiştir.

2. Acı göl

Dobrucada bir göl adıdır; Rumancası da Agighiol, yani Acıgöldür.[2]Adını suyunun içilmemesinden, tuzlu olmasından almış olmalıdır.Krş. Acı çay, Acı su ile.

3. Acı su

Ülkemizin bazı yörelerinde, bu arada köyümüzde (Akçaabatın Kuruçam

köyü) maden suyuna verilen addır.Komşu köyümüz Acısu (eski adı Koryana)’da bir maden suyu vardır. Köy yeni adını bu sudan almıştır.

Akçaabat ilçesinin Karadağ yaylasında da bir maden suyu vardır.Bu tür sular bebeklerdeki isiliğe iyi gelir.Rahmetli annem bacım Havvayı bebekken bu suda yıkadığını anlatmıştı.Krş. Ekşi su ve Turş su ile.

4. Ak göl

Türk dünyasında bir çok Ak göl vardır. Radloff, Batı Moğalistanda Türklerin yaşadığı bölgede bir Ak gölden söz eder.[3] Sakarya ırmağının denize döküldüğü yere yakın, ırmağın sol doğrultusunda da bir Ak göl vardır.

Ak göl adının yerden kaynayan suların meydana getirdiği göllere verildiğini sanıyoruz. Yerden kaynayan sular basınç dolayısıyla ak köpüklü, beyaz olur. Krş. Aksu, Ak çayla.

5. Altun göl

Rusyaya bağlı Altay özerk Türk cumhuriyetinde bir göl adıdır.Altun sözü Türkçedir.Moğalcası altandır.Bu biçim Türkçeden alınmıştır.Ruslar, Türklerin Altın göl dedikleri göle etrafındaki Türklerin adından dolayı Teletsk derler.[4]Telet-sk da Türkçedir.Türkçe tele “samur”dur. Tarihteki Tele, bugünkü Teleğüt Türklerinin adı bu kelimeden türemiştir.

Altun adı belki gölün kıyılarının sarı olmasından, belki suyunun sarı olmasından dolayı verilmiştir.Etraftaki Altın adlı bir dağdan dolayı da verilebilir.Bildiğimiz gibi Altay dağ adı Türkçe “Altın dağ” demek olup yine Türkçe *altand sözünün bir değişkenidir.Yani Altay “altın”

demektir.Çinliler Türkçesinin çevirisi olan Kin-şan (altın dağ) adını kullanırlar.Altay dağ adını bir yazımızda incelemiştik.[5]

6. Amılırmağı

Radloff, Batı Moğalistanda bir Amıl ırmağından söz eder.[6]Eski Uygurcada amıl, amul, amal “sakin, uslu, yavaş”tır.[7]Irmağın adı bu Türkçe sıfattan gelir.“Sakin, yavaş akan ırmak” demektir. Krş.

Amuderya, Kara ırmak ve Karasularla.

7. Amuderya

Ceyhun ırmağının diğer adıdır.Bu ırmağın ilk Türkçe adı Ögüzdür.Bu söz “yavaş akan ırmak” anlamındadır.Arapların “ırmaklar arasını”

işgalinden sonra Ceyhun olarak adlandırılmıştır.Moğol işgalinden sonra daha ziyade Amuderya olarak tanınmıştır.

Amuderyanın derya unsuru Farsçadır; “akarsu, su, ırmak; deniz”

anlamındadır. Amu unsuru ise Türkçe amul “uslu halim, yavaş, sâkin”den[8] gelir. Sonda l > r değişimi vardır ve sonra r düşmüştür.Bu karara Uzakdoğudaki Amur ırmak adından varıyoruz.

Amuderya hakkında şu yazımız okunmalıdır.[9]

8. Amur

Bu ırmağın adının da amul “uslu halim, yavaş, sâkin”den geldiğini bir yazımızda göstermiştik.[10]

9. Balaton gölü

Macaristan’da bir gölün adıdır.Macaristanın ve Orta Avrupanın en büyük gölüdür.Yüz ölçümü 596 kilometre karedir.

Yakın zamana kadar bilim kişileri bu gölün adının Sılavca boloto ~ blato “bataklık”tan geldiğini kabul etmişlerdi. Gölün adı hakkında yazdığımız bir makalede bunun doğru olmadığı, Balaton göl adının Hun Türkçesine ait *baldang “sazlı, kamışlı bataklık; sazlı, kamışlı su birikintisi” sözünden geldiği, Türk dillerindeki sözcüksel-anlamsal ve sessel verilerle ortaya konulmuştur. Ayrıca Sılavlar VI. yüzyıl sonlarından önce Macaristan’da yerleşmemişlerdir. Halbuki Hun Türkler 370’lerden hemen sonra Macaristanda bulunmuşlardır.

Balaton (<< *baldang) göl adının anlamdaşı olan Balkaş gölü Kazakistanın doğusundadır.

10. Cığatu ve Tığatu ırmakları

İran Azerbaycanında, Tebriz yakınlarında iki çay adıdır. Bu adların Moğalca olduğu kabul edilmiştir. Anlamlarını bilemiyoruz.Halk bunların Cengizin torunlarının adına izafeten adlandırıldığına inanır. Buna göre Tığatının gerçek adı Oktay, Cığatının gerçek adı Toktaydır.

11. Delice ırmak, Deliçay

Coşkun akan, sık sık taşan, taştığı zaman evleri, tarlaları su altında bırakan, hatta ölümlere neden olan çayları, suları anlatmak için kullanılan bir sıfattır (addır). Anadoluda bir çok Delice ırmak, Deliçay vardır. Şöyle kim:

1. Ankaranın Delice ilçesinin yakınından geçen Delice ırmağı.

2. Bursada Nilüfer çayının bir kolu olan Deliçay.

3. Tarsus çayının bir kolu olan Deliçay.

4. Dörtyol yakınında geçip İskenderun körfezine dökülen çayın adı olan Deliçay.

5. Erciş ovasından akıp Van gölüne dökülen Deliçay.

6. Develi ovasını geçip Sultan sazlığına kavuşan çay; diğer adı Dündarlı çayı.

7. Güneybatı Anadoluda Eşen çayının kolu olan Deliçay.[11] Eşen çayının kolu olan Deliçayın diğer adı Akçaydır. (bilgi ağı kaynakları). Ak sıfatlı sular coşkun akan, bol ve köpüklü sulardır.

Krş. Kanlıçay, Deli dere ile.

Deliçay, edebiyatımızda dahi yer bulmuştur. Örneğin Refik Halit Karay

(1888-1965) Sarı Bal öyküsünde Deliçay hakkında şöyle der:

“Sarı Bal kasabanın felaketiydi. Sık sık taşıp köprüleri götüren Deliçay, damları çökerten kara yel, bağları soyan dolu kadar zararlıydı.”[12]

F. Celalettin (Dr. Fahri Celal Göktulga, 1895-1975), Salgın öyküsünde Deliçay için şöyle der:

“Deliçay bereket taşmadı emme, mahsul çürüdü.”[13]

12. Deli dere

“Birdenbire kabaran, kısa bir süre sonra çekilen, hatta kuruyan akarsulara verilen ad”dır.[14] Krş. Delice ırmak, Deli çay, Kanlı çay ile.

13. Deli ırmak

“Yıl içinde akışı düzensiz olan, su yüzünün kabarık ve çekik zamanları arasında, kısa süreler içinde, çok seviye farkı gösteren, kabardıkları sıralarda suları yataklarına iyice dolan ve çevreye taşan akarsulara verilen ad”dır.[15]

14. Deli Kamçı ırmağı

Doğu Bulgaristanda ırmaktır. “Dar ve derin yataktan geçer.”[16]

_______________________________

[1] Wilhelm Radloff,  Sibiryadan, çev. Ahmet Temir, MEB y., İstanbul 1994. Dört cilttir. 1. c.,103. s.

[2] Mihail Guboğlu, “Romen ulusunun eski Türk kavimleri ile ilişkileri hakkında”, VIII. Türk Tarih Kongresi, TTK, Ankara 1981, 2. c., 756.s.

[3]  Radloff, Sibiryadan, 1. c., 208.s.

[4] Radloff,  Sibiryadan, 1. c., 170.s.

[5]Yusuf Gedikli,“Altay sıra dağları ve Altay sıra dağ adının köken ve anlamı”,Turan (Konyada çıkmıştır), Kış 2010, 5. sayı, 64-68. s.

[6] Radloff, Sibiryadan, 1. c., 208.s.

[7]  Ahmet Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, 3. b., Enderun k.e., İstanbul 1992, 9.s.

[8] Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, 10. s.

[9] Yusuf Gedikli, “Ögüz  ~ Oksus ve Amu Derya nehir isimlerinin etimolojisi”, Yom, 3. sayı, 2006, 36-51. s.

[10]Yusuf Gedikli, “Türk coğrafyasındaki bazı su adları (hidronim)’nın köken ve anlamları - 5 ”, Yesevi, Haziran 2013, 234. sayı, 24-25. s.

[11]“Delice ırmak”, TA, 12.c., 478.s.

[12]Başlangıcından Bugüne Türk Hikâye Antolojisi, haz.lar Yaşar Nabi - Mustafa Baydar - M. Sunullah Arısoy, 2. b., Varlık y., İstanbul 1975, 72.s.

[13]Başlangıcından Bugüne Türk Hikâye Antolojisi, 96. s.

[14] “Delidere”, TA, 12. c, 475. s.

[15]  “Deliırmak”, TA, 12. c, 475. s.

[16] “Deli Kamçı, TA, 12. c., 475. s.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.