Ne “tahtakurusuymuş” be arkadaş!

Kendisi küçük ama açtığı bela büyük oldu.

Bir ısırdı “kaşıntısı” hala geçmiyor.

Birileri “kaşındıkça, kaşınıyor.”

Hatta bazıları da ısrarla “gelin bizi kaşıyın” diyor…!

***

Evet, şu “tahtakurusu” vakası ile ilgili “haber” yapıp ardından da yaptığımız yorum sonrası konuyu ilgililere havale ettik.

Sorumluları hakkında bir şeyler yapılır mı yoksa yapılan “haber” ve yorumlara gülüp geçilir mi orasını kendileri bilir!

Bizim görevimiz bu olayı topluma duyurmak ve gerekli eleştirileri yapmaktır.

Bu yönüyle biz görevimizi yaptık mı?

Evet yaptık!

Öyleyse işini yapana kalkıp “hakaret” içeren yorumlar yapıp bu olayda bile “kalemimizi” satılığa çıkartan ifadeler kullanmak “ahlaksızlıktır, şerefsizliktir…!”

***

Bu “ahlaksız” ve “şerefsizlere” buradan açıkça sesleniyorum!

Adamsanız bir “rumuzun” arkasına sığınmadan o ifadeleri yazarsınız!

Bak bu köşede hem ismimiz, hem soyadımız, hem “mail” adresimiz hem de fotoğrafımız aslanlar gibi duruyor.

Yani yazdığımız her satırın her kelimenin arkasında dimdik duruyoruz!

Çok şükür bugüne kadar kimseye de bir “rumuzun” arkasına sığınıp ne hakaret ettik ne de “küfür.”

Bugüne kadar söyleyeceğimizi “amasız, fakatsız” dosdoğru söyledik.

Bu yüzden de pek “sevilmediğimizi” biliyoruz.

Hatta bu tavrımız yüzünden çok şey kaybettiğimiz de ortadadır…!

***

Dolayısıyla “hakaret” mi edeceksiniz?

Cesaretiniz varsa çıkın gerçek isminizle cisminizle edin!

“Küfür” mü edeceksiniz, yiyorsa kendi isminizle cisminizle o “küfürleri” yazın!

Karşıma mı çıkacaksınız, “maşa” kullanmayın!

Bana “mesaj” mı yollayacaksınız?

“Posta güvercini” kullanmayın!

Açın telefon ne diyecekseniz kendiniz deyin!

Sizi bilemem ama bizim açımızdan medeni bir konuşma olur merak etmeyin!

Zira bugüne kadar “fiziki” anlamda bir karıncayı bile incitmediğimizi bilin…!

***

Bu arada Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Akif Çakar ile bugüne kadar yan yana gelmiş biri değilim.

Yolda görsem tanımam!

Dolayısıyla kendisiyle bugüne kadar ne bir “çay” içtim, ne de her hangi bir talebim oldu.

Bugüne kadar Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ilgili olumlu veya olumsuz birçok haber yaptık.

Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

Yaptığımız olumlu haberler sonrası kimseden “teşekkür” beklemiyoruz.

Öte yandan olumsuz bir haber yaptığımızda ise sorumluların hemen medyayı hedef aldığını ve alacağını da biliyoruz…!

***

Her şeye rağmen iyi ki medya var!

Ya bir de olmasa!

Şöyle kısa bir süre medyanın olmadığı bir dünya hayal edin!

Neler olurdu neler!

Doğrusu neler olmazdı ki?

Baksanıza medyaya rağmen birileri burunlarından kıl aldırmıyor.

Medya olmasa bu milletin neresinden ne alırlar düşünmek bile istemiyoruz…!

banner164
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arzu Çakır 7 gün önce

medya olmasaydı çoğu şey gizli kalırdı. dönene dolaplardan kimsenin haberi olmazdı.

Avatar
Rizevi 7 gün önce

Önceki Yazı ile hatta kendisi ile çelişen bir yazı.bir önceki yazıda "daha önceden idarenin bundan haberdar olduğu anlaşılıyor" demiştiniz.Nereden anlaşılıyordu peki?çünkü hastane 200 tane refakatçi koltuğunu değiştirmiş 270 tanesini daha değiştirmek için alım yapmış teslimat bekliyordu.Ohalde sizin bu yazınızdan çok önce idarenin gerekli tedbirleri aldığı anlaşılıyorken sizin bu yazinizla maksadın üzüm yemek değil bir tetikçi gibi bağcıyı dövmek olduğu anlaşılıyor.Bir gazeteci iseniz ve araştırmayı seviyorsanız hastane idaresinin bu konuda ne zaman talep yaptığını,bu alım işinin niye uzun sürdüğünü araştırıp mertçe ortaya koyardınız.yok idare olaya zamanında müdahale etmiş,gerekli alım işlemlerini zamanında başlatmış ise yine mert iseniz özür dilerdiniz.Ancak yazılarınızdan böyle bir gayeniz olmadığı, hastane idaresine (artık hangi garezden ise) kin kusarcasına saldırdığınız, mesleğin araştırma kısmını bırakıp sadece çala kalem yazdığınız anlaşılıyor. Yazmak maharet değil, doğruları araştırıp edip yazmak maharettir.sizde de böyle bir mahirlik sezilmiyor. Meyve veren ağacı taşlamaktaki maharetiniz istisna!

banner190

banner76