Şu an güncel bir çok covid 19 aşısı mevcut. Ama başlıca iki başlıkta toplayabiliriz. mRNA teknolojisiyle üretilen  yeni jenerasyon aşılar ve klasik aşı teknolojisiyle üretilen inaktif (ölü) aşılar.

Covid-19’a karşı geliştirilen mRNA aşısı, mRNA teknolojisini kullanıyor. Pfizer/BioNTech (ABD ve Alman Ortaklığı) ortak ürünü aşı.

Aşının mekanizması şöyle: mRNA aşısı insan hücrelerine SARS-CoV-2 virüsünün SPİKE PROTEİNİNİ üretmek için kodlama verecek. Yani bu aşı aracılığıyla insan vücudu virüsün en öldürücü parçasını artık kendi üretecek. Sonra da kendi ürettiği virüs partikülüne karşı cevap oluşturarak bağışıklık sağlanacak. Yani virüsü dışarıdan almak yerine kendi vücudumuza ürettireceğiz.

Pensilvanya ve Duke Üniversiteleri araştırmacılarının ifadelerine göre, mRNA aşıları potansiyel riskler taşıyor. Bu yan etkileri, lokal ve sistemik inflamasyon (iltihabi ödem), oto-antikor üretimi (vücudun kendi dokularına karşı antikor üreterek otoimmun hastalıklara neden olma potansiyeli), ödem ve yaygın pıhtılaşma bozuklukları olarak tanımlıyorlar. Bu yan etkiler, hafife alınamayacak yan etkiler olup; daha önce üretilen birçok aşının başarısızlığının da zemininde olan yan etkiler.

Son 20 yıldır, aşı üreticileri, geliştirdikleri aşıların başarısızlığında en önemli faktörün PARADOKS İMMUN CEVAP olduğunu savlıyorlar. Bunu şöyle açıklıyorlar. Aşının verilmesini takiben vücutta iki çeşit antikor üretiliyor. Birisi virüsü nötralize eden antikor; diğeri ise bağlayıcı antikorlar. Bu ikinci tip antikor virüsü yok etmediği gibi, asıl virüsle gerçek temas sonrası hastalık çok daha ağır bir hal alıyor. Aşılı olup sonrasında virüsle temas eden hayvanların ölümüyle sonuçlanan bu olay Paradoks İmmun Cevap olarak tanımlanıyor.

Sinovac(Çin) firmasının aşı adayı. İnaktif aşı. Sputnik V’de bu grupta. Ülkemizde de klinik denemeleri yapılıyor.

Bu aşı, bir inaktif virüs aşısı. Yani ölü aşı. Çocukluğumuzdan beri bize uygulanan difteri, tetanoz, boğmaca, hepatit B, pnömokok vs. Bunların bir kısmı toksoid aşıdır. Detaylara çok fazla girmiyorum.
Basitçe şöyle diyebiliriz, sars-cov-2'nin hastalık yapıcı özelliği elinden alınıyor ve vücuda veriliyor. Bağışıklık sistemi kanda gezen her maddeyi tanır. Yabancı bir maddeyi görünce yok ediyor virüsü. Böylece virüsü nasıl yok edeceğiyle beraber ona dair bir sürü şeyi öğreniyor.
Daha sonra bağışıklık sistemi gerçek virüsle karşılaştığında rahatlıkla virüsü yeniyor.
Not: Bu aşıda bağışıklığın ne kadar sürdüğünü/kalıcı olduğunu henüz bilmiyoruz. Bu aşıdaki bağışıklığın tipini de bilmiyoruz.

Şimdi bu inaktif virüs aşılarının şöyle bir dezavantajı var bunların bağışıklık sistemini uyarması biraz zor oluyor. Bu yüzden yanına
adjuvant dediğimiz maddeler ekleniyor. Alüminyum, civa gibi.
Bu eklentilerin hastalık yaptığına dair bilimsel kanıt yok, ama iddia çok.

Kısaca özetlemek gerekirse;

 Biri ilk defa denenen ve elde edilen sonuçlara göre koruyuculuğu oldukça yüksek bir yeni teknoloji aşısı. Fakat uzun süredeki yan etkileri belirsiz. Diğeriyse klasik, yıllardır bilinen teknolojiyle üretilen, yan etkileri neredeyse yok gibi ama koruyuculuğu ise tekrarlayıcı doz uygulamasına bağlı inaktif aşı.

Ben kendi adıma ikinciyi tercih edeceğim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner517

banner516