Öne Çıkanlar hayrettin kaplan çağrı merkezi danışma sanat sakarya

CENNET VE CEHENNEM

Çocukluğumda, çevremde konuşuldukça “Cennet ve Cehennemin” nasıl bir yer olduğunu merak ederdim. Babam fasikül fasikül yayımlanan Cumhuriyet Ansiklopedisi’nin müdavimiydi. Hiç unutmam, bir sayısının kapağında Cennet ve Cehennem tasvirleri resmedilmişti. Çocuk aklımla, gider gelir, en ufak detayına kadar o resmi incelerdim. Bu Ramazan’da da vaktimi; Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün 1997 İstanbul Basımlı, Yeni Boyut yayınlarından çıkan “Kur’an-ı Kerim Mealini” bir kez daha okuyarak ve surelerin içinden Cennet ve Cehennemle ilgili olduklarını düşündüğüm ifadeleri birer birer çekip alıp, becerebildiğim kadarıyla toplu bir Cennet ve Cehennem resmi oluşturarak değerlendirmeyi düşündüm. Ancak sonra, yaptığım bu çalışmanın sonucunu Ramazan ayı dolayısıyla sizlerle de paylaşabileceğimi düşündüm. Bu alanın uzmanı değilim. O nedenle biraz tereddüt etmedim de değil. Ancak hep önemli olanın iyi niyet olduğuna inanırım. Bu düşünceyle, incitici bir yanlış yapmamak için elimden geldiğince dikkatli bir çalışma olmasına gayret ettim ve yine de her ihtimale karşılık surelerin ayet isim ve numaralarını da yanlarında verdim. Hepimizin Ramazan’ı Mübarek olsun.

CENNET

§  Her hangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her tür meyvesi olan, hurmalardan, üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun (Bakara 266)

§  Altlarından nehirler akan, içinde sürekli kalacakları (Ali İmran 15)

§  Eni göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi koşun (Ali İmran 133)

§  Onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Hep orada kalacaklardır, sonsuza dek. Orada kendileri için tertemiz eşler olacaktır. Ve onları, en güzel biçimde serinleten bir gölgeye kavuşturacağız (Nisa 57)

§  Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için ahiret daha hayırlıdır (Nisa 77)

§  Göğüslerinde kinden ne varsa söküp atmışızdır. Irmaklar akan altlarından (A’raf 43)

§  İki taraf arasında bir perde, A’raf üzerinde de herkesi yüzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, özleyip durdukları halde henüz ona girmemiş olanlara şöyle seslenirler: “Selam size’’ (A’raf 46)

§  Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiğinde de şöyle yakardılar : “Ey Rabbimiz, bizler, zalimler topluluğuyla birleştirme’’ (A’raf 47)

§  Ey cennetliler. Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz (A’raf 49)

§  Sakınıp korunanlara vaat edilen cennetin temsili anlatımı şu: altından ırmaklar akar, yemişleri de sürekli gölgesi de. İşte korunup sakınanların son yurdu (Ra’d 35)

§  İman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlar ise Rab’lerinin izniyle altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulmuşlardır. Sürekli kalıcıdırlar orada. Birbirlerine esenlik dilemeleri, selam şeklindedir (İbrahim 23)

§  Allah’tan korkup korunanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir (Hicr 45)

§  Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya (Hicr 46)

§  Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır. Köşkler/divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır (Hicr 47)

§  Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da (Hicr 48)

§  Adn cennetleri. Girecekler içlerine. Altlarından ırmaklar akacak. Orada diledikleri şey kendilerinin olacak (Nahl 31)

§  Bunlar için, altlarından cennetler akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine kurulacaklar. O ne güzel karşılık, o ne güzel dayanak (Kehf 31)

§  Orada boş lakırdı değil, yalnızca selam işitirler orada kendilerinin sabah akşam rızıkları da hazırdır (Meryem 62)

§  Senin burada ne acıkman söz konusudur ne de çıplak kalman (Taha 118)

§  Ve sen burada ne susayacaksın ne de güneşten yanacaksın (Taha 119)

§  Onlar gönüllerinin istediği şeyler içinde sürekli yaşayacaklardır (Enbiya 102)

§  En büyük korku onları tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılarlar: “Bu size o vaat edilen gününüzdür” (Enbiya 103)

§  Orada, altından bilezikler ve inciyle süsleneceklerdir. Ve orada giysileri ipektir (Hac 23)

§  Onlar için orada diledikleri her şey sürekli vardır (Furkan 16)

§  İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetin odalarına yerleştireceğiz. Sürekli kalacaklardır orada (Ankebut 58)

§  Onlar için nimetlerle dolu cennetler var (Lukman 8)

§  O gün cennet halkı bir uğraş içinde eğlenip ferahlamaktadır (Yasin 55)

§  Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, koltuklar üzerinde yaslanmışlardır (Yasin 56)

§  Orada kendileri için meyveler var. İstedikleri her şey kendilerinin olacak (Yasin 57)

§  Çeşit çeşit meyveler vardır. İkramla karşılaşan kişilerdir onlar (Saffat 42)

§  Nimetlerle dolu cennettedirler (Saffat 43)

§  Karşılıklı koltuklar üzerindedirler (Saffat 44)

§  Kaynaktan doldurulmuş kadehler dolandırılır çevrelerinde (Saffat 45)

§  Bembeyaz, içenlere lezzet sunan kadehler (Saffat 46)

§  Sersemletme/baş ağrısı yok onda. Sarhoş da olmazlar ondan (Saffat 47)

§  Yanlarında, gözlerini onlara dikmiş, iri gözlü dilberler vardır (Saffat 48)

§  Korunmuş yumurtalar gibidir onlar (Saffat 49)

§  Orada yaslanmış olarak birçok meyve ve içecek isterler (Sad 51)

§  Yanlarında, bakışlarını eşlerine yöneltmiş yaşıt dilberler vardır (Sad 52)

§  Onlar için üst üste bina edilmiş odalar var, altlarından ırmaklar akar (Zümer 20)

§  Rablerinden korkanlar da bölükler halinde cennete sevk edilirler. Oraya geldiklerinde, cennet kapıları da kendilerine açıldığında, oranın bekçileri onlara şöyle derler (Zümer 73)

§  Cennete girin. Siz ve eşleriniz ikramlarla ağırlanacaksınız (Zühruf 70)

§  Çevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolaştırılır. Orada, nefislerin arzu duyacağı, gözlerin zevkleneceği her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız (Zühruf 71)

§  Orada sizin için pek çok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz (Zühruf 73)

§  Bahçelerde, pınar başlarında (Dühan 52)

§  İnce ipekten, parlak atlastan giymiş olarak, karşılıklı oturmaktadırlar (Dühan 53)

§  İşte böyle. Onları iri gözlü hurilerle de eşleştirmişizdir (Dühan 54)

§  Orada, güvenli bir biçimde her türlü meyveyi isterler (Dühan 55)

§  Orada ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar (Dühan 56)

§  Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, Rab’lerinden bir de bağışlanma var (Muhammed 15)

§  Biz onlara canlarının çektiği meyveden ve etten sunduk (Tur 22)

§  Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş (Tur 23)

§  Çevrelerinde, kendilerine özgülenmiş genç uşaklar dolaşır; sanki sedeflerinde saklı inciler (Tur 24)

§  Rab’lerinin kendilerine verdikleriyle keyif çatarlar (Tur 18)

§  Korunup sakınanlar bahçelerde, nehir kıyılarında (Kamer 54)

§  Güçlü bir padişahın katında, özü-sözü birlere has oturma yerlerinde (Kamer 55)

§  Rabbin makamından korkan kimseye iki cennet var (Rahman 46)

§  İkisi de çeşit çeşit ağaçlarla, bitkilerle doludur (Rahman 48)

§  Cennetlerde iki nehir var, kaynayıp akan (Rahman 50)

§  Cennetlerde iki çift var her meyveden (Rahman 52)

§  Örtüleri kalın atlastan döşeklere yaslanırlar. İki cennetin de meyveleri elle alınacak kadar yakındır (Rahman 54)

§  Cennetlerde bakışlarını eşlerine dikmiş öyle dilberler vardır ki, daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan (Rahman 56)

§  Sanki yakut onlar, sanki mercan (Rahman 58)

§  İhsanın karşılığı sadece ihsan (Rahman 60)

§  İkisinden başka iki cennet daha var (Rahman 62)

§  İkisi de yeşil mi yeşil (Rahman 64)

§  İkisinde de iki kaynak var, sürekli fışkıran (Rahman 66)

§  İkisinde de meyve, hurma ve nar var (Rahman 68)

§  İçlerinde iyi mi iyi, güzel mi güzel hanımlar var (Rahman 70)

§  Çadırlar içinde bekletilen huriler var (Rahman 72)

§  Daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan (Rahman 74)

§  Yeşil yastıklarla, emsalsiz döşekler üzerinde yatarlar yan (Rahman 76)

§  Süslü, nakışlı tahtlar üzerinde (Vakıa 15)

§  Onlar üstünde karşılıklı yan gelip yaslanırlar  (Vakıa 16)

§  Gencecik uşaklar dolanır çevrelerinde, sürekli hizmete adanmışlardır (Vakıa 17)

§  Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde (Vakıa 18)

§  Ne başları döner ondan, ne akılları karışır (Vakıa 19)

§  Ve meyveler, gönüllerince seçtiklerinden (Vakıa 20)

§  Ve kuş eti, iştahlarınca beğendiklerinden (Vakıa 21)

§  Ve genç kadınlar, iri ve siyah gözlü (Vakıa 22)

§  Titizlikle korunan inciler misali (Vakıa 23)

§  Yaptıklarına karşılık olarak. Ne boş bir laf işitirler orada ne de günaha sokacak bir şey (Vakıa 24)

§  Sadece “Selam, selam’’denir  (Vakıa 25)

§  Uğur ve mutluluk yaranı. Nedir uğur ve mutluluk yaranı (Vakıa 26)

§  Dikensiz kirazlar (Vakıa 27)

§  Meyve dizili muz ağaçları (Vakıa 28)

§  Uzayan gölgeler (Vakıa 29)

§  Akıp, dökülen sular (Vakıa 30)

§  Birçok meyveler arasındadırlar (Vakıa 31)

§  Ne tükenir, ne yasaklanır (Vakıa 32)

§  Yükseğe yerleştirilmiş döşekler içinde (Vakıa 33)

§  Biz, kadınları da güzel bir biçimde yeniden yaratmış (Vakıa 34)

§  Hepsini bakireler yapmışızdır (Vakıa 35)

§  Yaşıt, cilveli dilberler halinde (Vakıa 36)

§  Uğur ve mutluluk yaranı için (Vakıa 37)

§  Ve sizi sürekli cennetlerdeki temiz-bereketli barınaklara yerleştirir (Saffat 12)

§  Sabretmelerine karşılık olarak da onları bir bahçe ve ipekle ödüllendirmiştir (İnsan 12)

§  Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne güneş görürler orada ne de kavurucu soğuk (İnsan 13)

§  Bahçenin gölgeleri, üzerlerine eğilmiştir. Ve bahçenin meyveleri iyice yaklaştırılmıştır (İnsan 14)

§  Çevrelerinde gümüşten ve billurdan kaplar dolaştırılır. Kupalardır onlar (İnsan 15)

§  Gümüşten kupalardır ki, tam diledikleri ölçüde belirlemişlerdir onları (İnsan 16)

§  Orada kendilerine, karışımı zencefil olan bir kadehten içirilir (İnsan 17)

§  Bir pınar ki orada, selsebil diye anılır (İnsan 18)

§  Dolaşır çevrelerinde sürekli görevlendirilmiş gençler. Görseydin onları dizilmiş inciler sanırdın (İnsan 19)

§  Oraya baktığında nereye göz atsan büyük bir nimet, büyük bir mülk ve yönetim görürsün (İnsan 20)

§  Üzerlerinde yeşil-ince ipeklerle, sırmalı kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki sunmuştur (İnsan 21)

§  Sulak bahçeler, bağlar, üzümler (Nebe’ 32)

§  Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar (Nebe’ 33)

§  Dopdolu kadehler vardır (Nebe’ 34)

§  İyilik sergileyenler büyük bir nimetin tam içindedir (Mutaffifin 22)

§  Koltuklar üzerinde seyre dalarlar (Mutaffifin 23)

§  Yüzlerinde nimetin sevinç pırıltısını izlersin (Mutaffifin 24)

§  Katıksız, damgalı bir içecekten içirilirler. (Mutaffifin 25)

§  Ki sonu bir misktir (Mutaffifin 26)

CEHHENNEM

§  Ne kadar da dayanıklıdırlar ateşe (Bakara 175)

§  Ayetlerimizi inkâr edenleri yakında bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe, azabı tatsılar diye, derilerini öncekinden başka derilerle değiştireceğiz (Nisa 56)

§  Bunların varacakları yer cehennemdir. Ve cehennemden kaçacak yer bulamazlar (Nisa 121)

§  Ateşten çıkmak isteyecekler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır (Maide 37)

§  Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır (En’am 70)

§  Bir görsen, o zalimleri ölüm dalgaları içindeyken. Melekler ellerini uzatmış “Çıkarın canlarınızı” diye (En’am 93)

§  Barınağınız ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz (En’am 128)

§  Onlar için cehennemden bir döşek ve üstlerinde örtüler vardır (A’raf 41)

§  Ateş halk cennet halkına seslenir: “Şu sudan yahut Allah‘ın size sunduğu rızıklardan biraz da bize akıtın. Şu cevabı verirler: “Allah, o ikisini de küfre sapanlara haram kılmıştır.’’(A’raf 50)

§  Kâfirlerin son yurdu ise ateş (Ra’d 35)

§  Ardından da cehennem. İrinli bir sudan içirilecekler (İbrahim 16)

§  Onu yutmaya çalışacaklar ama boğazından geçiremeyecek. Ölüm her yanından üstüne gelecek de bir türlü ölmeyecek. Arkasından da dehşetli bir azap (İbrahim 17)

§  Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir bölük ayrılmıştır (Hicr 44)

§  Hadi girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı (Nahl 29)

§  Biz cehennemi, küfre batanlar için çepeçevre kuşatan bir zindan yapmışızdır (İsra 8)

§  Varacakları yer cehennemdir ki, alevi dindikçe kızgın ateşini körükleyiveririz (İsra 97)

§  İçinizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu Rabbin üzerinde kesinleşmiş bir hükmüdür (Meryem 71)

§  Hepsini önce diz çökmüş halde cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız (Meryem 68)

§  Sonra biz korunup sakınanları kurtaracağız. Zalimleri de orada dizleri üzerine çökmüş bırakacağız (Meryem 72)

§  Şu bir gerçek ki, Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelen için cehennem vardır. Orada ne ölür ne de hayat bulur (Taha 74)

§  İnkâr edenler, ne yüzlerinden ne sırtlarından azabı uzak tutamayacakları ve hiçbir yardım göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi (Enbiya 39)

§  Onlar için orada derin bir iç çekiş var. Ve onlar orada hiçbir şey işitmezler (Enbiya 100)

§  Cehennemin uğultusu (Enbiya 102)

§  Sonuçta küfre sapanlar için ateşten giysi biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar sular dökülmektedir (Hac 19)

§  Bu suyla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir (Hac 20)

§  Bunlar için bir de demirden kamçılar var (Hac 21)

§  Istırap yüzünden oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler: “Tadın şu yangının azabını’’ (Hac 22)

§  Ve biz, kıyamet saatini yalanlayanlara alevli bir ateş hazırlamışızdır (Furkan 11)

§  O, onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar onun kaynayan öfkesini ve uğultusunu işitirler (Furkan 12)

§  Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar “Neredesin ey ölüm’’ (Furkan 13)

§  İnkâr edenlere de cehennem ateşi var. Ne haklarında hüküm verilir ki ölsünler, ne de azapları hafifletilir (Fatır 36)

§  Feryat edip dururlar orada ‘’Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka bir şey yapalım (Fatır 37)

§  Hadi tatsınlar onu: kaynar su, kokuşmuş irin (Sad 57)

§  Onların üstlerinde ateşten gölgeler, altlarında da gölgeler vardır (Zümer 16)

§  Oraya geldiklerinde onun kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler (Zümer 71)

§  O zaman, boyunlarında bukağılar, zincirler, sürüklenecekler (Mümin 71)

§  Kaynar suyun içine. Sonra da ateşte yakılacaklar (Mümin 72)

§  Şu bir gerçek ki zakkum ağacı (Dühan 43)

§  Günahkârların yemeğidir (Dühan 44)

§  Erimiş maden misali, karınlarda kaynar (Dühan 45)

§  Sıcak suyun kaynaması gibi (Dühan 46)

§  Tutun onu cehennemin tam ortasına götürün (Dühan 47)

§  Sonra başının üstüne, kaynar su azabından dökün (Dühan 48)

§  Bu nimetler içindekiyle, sürekli ateşte olup da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse bir olur mu (Muhammed 15)

§  Onunla kaynar su arsında dolaşırlar (Rahman 44)

§  Ve şomluk ve uğursuzluk yaranı. Nedir şomluk ve uğursuzluk yaranı (Vakıa 45)

§  İliklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde (Vakıa 46)

§  Simsiyah bir gölge altındadırlar (Vakıa 47)

§  Ne serindir ne de cömert (Vakıa 48)

§  Ne bir serinlik tadacaklar ne de bir içecek (Nebe’ 24)

§  Sadece kaynar su, atık su (Nebe’ 25)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner517

banner516