Dün bir televizyon programına katıldım. Programda terör ve terörle mücadele konusu ele alındı. Daha önce devletin çeşitli istihbarat birimlerinde en üst düzey görev almış emekli bürokratlar da vardı. Tartışma oldukça ilginç bir noktaya geldi. Devletin terörle ilişkisini konuşurken, farklı görüşler ortaya çıktı…

Kimileri devleti oldukça planlı hareket eden ve hatta bu çerçevede erken dönemlerinde PKK'ya göz yuman bir yapı olarak tarif etti. Buna göre PKK erken dönemde diğer benzeri örgütleri bitirmişti. Ve hatta bir ara Öcalan'ın erken dönemlerde bir MİT ajanı olduğu iddiasına kadar gelindi. Diğer taraftan bir başka iddia ise devletin esasında PKK ve diğer terör gruplarına dair böylesi karmaşık kurgularda hiç yer almadığı yönündeydi. Bu görüşe göre PKK yükseldi çünkü devlet mücadelede yetersiz kaldı...

Bu iki iddianın içeriğini tartışabilirsiniz...

Ama burada asıl mühim olan devlete dair iki farklı algı ve tanımlama biçiminin var olmasıdır. Ben uzun süredir bu tartışmada ikinci grupta yer alıyorum...

Türk devletinin öyle bahsedildiği gibi bir istihbarat devleti olmadığı ortada...

Bizim uzun yıllar derin devlet olarak tanımladığımız şeyin bazı grupların çeteleşmelerinden ibaret olduğu ve devlet bürokrasisi üzerindeki laik/Kemalist ideolojinin altına gizlenmiş oldukça zayıf bir örgütlenme biçimi olduğu ortaya çıkıyor. Yani aslında ortada ceberut bir devlet vardı ama bu devlet hiçbir zaman üstün yetenekli bir yapılanma değildi. Aksine içinde hep farklı grupların cirit attığı, birbirleriyle etnik, mezhepsel ve ideolojik mücadele verdiği bir örgütlenmeydi. Bu aslında kurumsal devlet dediğimiz yapının kendinin ne kadar zayıf olduğunun göstergesidir. Kurumsal anlamda güçlü bir devlet yapılanması olsa şayet böylesine otorite boşlukları olmaz ve içine bu kadar farklı grup sızıp siyasi mücadeleye tutuşmazdı...

Çok basit göstergeler üzerinden konuya baktığınızda bile zaten Türkiye Cumhuriyeti devletinin ciddi kurumsallaşma sıkıntıları çektiği hep ortadaydı. Zira ne bürokratlar çok iyi eğitim almıştı ne de devlet yapısı onları başarılı bir biçimde eğitebiliyordu...

Bürokratlar akademik eğitimleri yeterli olmadığı için sahaya indiklerinde iki çeşit öğrenme yöntemiyle idare etmek zorundaydı… Birincisi deneme yanılma yöntemidir. Yani terörle mücadele için güneydoğuya tayini çıkan bir teğmen muhtemelen doğru düzgün hiçbir teorik askerlik eğitimi almadan çatışmalar esnasında öğreniyordu. Bundan daha doğal bir şey yok. Çünkü bu ülkede askerliğe dair yazılmış doğru düzgün Türkçe ve çağdaş kaynak bulamazsınız okumak isteseniz...

Çünkü askerlerimizin çoğu askerlikten çok mühendislik eğitimi almıştır. Dünkü programa katılan general ordudaki talimnamelerin neredeyse tamamının tercümelerden oluştuğunu söyleyiverdi. Deneme yanılma yöntemiyle öğrenebildikleri kadar öğreniyorlardı. İkinci yöntem usta çırak ilişkisiydi. Sahada görev yapmış bir polis amiri kariyerinin ileriki yıllarında kurumunda eğitmen olarak görev alıyordu…

Fakat onun aktardığı birikim ise kişisel tecrübeden ibaretti ve muhtemelen bunların neredeyse hiçbirinden genellemeler yapılamaz ve bilgi üretilemezdi. Israrla söylediğim bir gerçek var. Bu ülkede PKK'yla verilen mücadeleye dair veri tabanları bile tutulmuş değil. Çünkü basitçe söylemek gerekirse nasıl tutulacağını bilen de yok.

15 Temmuz darbe girişimi bütün bunları tüm çıplaklığıyla ortaya koydu...

Ama maalesef klasik ezberlerimizi bir kenara bırakamadığımız için hala bu gerçeğe inanamayanlar var. Bir de bu gerçeği kabullenmek istemeyenler var...

Aksine bu gerçeği tanımazsanız devleti yeniden kurgulayamazsınız. Kafamızı deve kuşu gibi kuma gömmenin lüzumu yok. Devlette yeniden yapılanmayı başlattık ve ilerleme kaydettik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bunun iki güzel örneği oldu…

Tüm diğer alanlarda da daha başarılı olmak istiyorsak öncelikle devlet mekanizmasını daha akıllı biçimde tasarlamalıyız. Bunun içinde öncelikle eskisinin hatalarını ve sevaplarını çekinmeden ve gocunmadan tespit etmek durumundayız... (Hasan Basri Yalçın)

Sağlıcakla kalın… 

banner164
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner191

banner190

banner192

banner76